2006 formula 1 turkiye grand prix
1. 25, 26, 27 ağustos 2006 tarihlerinde İstanbul park ta düzenlenecek olan ve biletleri http://www.msoistanbul.com adresinde satılmaya başlanan yarış.
2. o muhteşem v10 ların sesini duyamayacağım için biraz buruk olarak gideceğim yarıştır. yine sonlara doğru bir yarış olacağı için şampiyonluk yolunda önemli bir viraj olacaktır.
3. biletleri biletix de satılmaya başlanmış olan yarış. ayrıca bilet fiyatları 2005 gpsine kıyasla yarı yarıya ucuzdur. ocak 2006'ya kadar biletler %15 indirimlidir. 2005e kıyasla çok daha az gösteriş meraklısı zengin seyirci ve çok daha fazla yarış ve spor meraklısı gerçek seyirci çekeceğini düşündüğüm gpdir. ancak önümüzde sanki biraz daha sönük geçecek bir f1 sezonu vardır.
4. kanal d'nin öyle böyle değil, kelimenin tam manası ile "ucuz" ve magazinsel yayın politikası ile ilk gün itibariyle içine sıçtığı organizasyondur. neyse ki yarın tv başında olmayacağız da bu eziyeti ve rezaleti ikinci defa yaşamayacağız.. ilk başta spikerin yanına koydukları yorumcu. itici bir üslup, şumaakır diye ağzını yayışı, bariz şekilde renault 'a verdikleri destek, alonso aşkı.. sponsorluktan mütevellit baygınlık verici bir yalakalık.. nerde serra' nın keyif veren sohbeti.. hem spiker hem yorumcu okay'dan da, serra'dan da fersah fersah uzakta. bunları geçtim padok'da ki spikerler, röportaj tercihleri. hepsi birbirinden alakasız ve sabun köpüğü muhabbetler. oraya sırf gösteriş vs merakı ile gitmiş, formula 1'den zerre anlamayan meşhur konuklar ile yapılan sohbetler. gül gölge herhalde motor sporları lafını duyunca koşmuş gelmiş, bunlarda spiker yapmışlar.. sorduğu sorular bir acayip, formula 1 bilgisi sıfır. karşısında deniz akkaya. muhabbet dönüp dolaşıp beraber atçılık dersi aldıklarına geliyor. deniz akkaya alonso'nun yakışıklılığından dem vuryor. sorular aptalca, cevaplar aptalca. ehliyetini almışlar o sebeple uçuş dersleri alıyormuş onu anlatıyor. alakaya gel. ardından armağan çağlayan denilen korkuluk tipli yavşak.. alfonso diyor.. o da muhetmelen adını bir kaç kere duymuş daha önce. o alfonso diyor ben mına koyim diyorum. diğer spiker "ayh bu kim yea" diyor, birisi romanya başbakanı diye fısıldıyor. hemen atlıyor evet romanya başbakanı burdaaaa velkam sör. hay sokayım sizin yapacağınız röportajlara, hay sokayım spikerlerinize. ben yarın götüme batan dikenlerle çim alan dediklerine bakmayın bildiğin toprak tepeleri üzerinden izleyecekken yarışı bu mallar padok'da cirit atıyor olacaklar. schumacher' in pistin en hızlı turunu attığı 1.25'lik derecesini yine reklamlar sebebiyle göremiyoruz. ama saçma sohbetlere dakikalarca maruz kalıyoruz. tuğba ekinci babasından arabanın anahtarını çalarmış onu anlatıyor. lan banane. adam gibi yorum yapan, analiz yapan bir adam yok.. ünlüler geçidi maşallah. sunucu f1'in patronu eccelstone'a iki dakika boyunca flavio briatore dedi ona bile tahammül ettim. ama o deniz akkaya yok mu.. o tuğba ekinci yok mu. pit stop'ta lolipop man olasınızda şumi geç frenaj yapsın he mi..
5. sıralama turlarında ilk iki sırayı ferrarinin kaptığı yarış..
6. (bkz: petrol ofisi)
7. michael schumacher'in tüm çabalarına rağmen alonso'yu geçemediği yarış olmuştur. ayrıca felipe massa kariyerindeki ilk pole position ın yanı sıra ilk birinciliği elde etmiştir. bir de o sekizinci viraj nasıl oluyor da alonso'yu yavaşlatmıyor anlayabilmiş değilim. alonso'ya karşı bu yarışa kadar ön yargılıydım ama artık anladım kendisi çok başarılı bir pilottur.. son olarak; bize bu güzel yarışı izlettiren tüm pilotlara teşekkür ederiz..

8. (bkz: istanbul park).
9. barikello!, barikello! diyerek kriz gecirmemize sebebiyet veren yaris.
ne yazik ki, montoya'yi izleyemedik..
10. önümüzdeki sene yapılacak yarışa gideceklere bir tavsiye; açık alana gidecekseniz hiç gitmeyin.. mümkünse bir adet ana tribün bileti edinin, çalışın para kazanın, piyango alın, sayısal oynayın.. ne bileyim çekilişe katılın, banka soyun bir şey yapın.. ya ana tribünden izleyin ya da hiç gitmeyin..

çim alan diye geçen açık alanlar çim falan değil tv'den de görüldüğü üzere.. otlarla dolu toz toprak içinde taşlık bir arazi. ayrıca inanılmaz eğimli. saatlerce taşlıkların üzerine kıçının ağrısıyla oturmaya çalışıp bir de tepeden güneşi yersen 35 derece sıcaklıkta benim gibi olursunuz. kollar bacaklar yanmış gören plajdan geliyoruz sanıyor. susuzluktan öleceğim sandım bir ara. açık alanlarda cafe vs yok.

ha ben mazoşistim, hoşuma gidiyor kendime eziyet etmek illa ki açık alanlardan izleyecem yarışı diyorsanız o vakit start finish düzlüğünün hemen sonrasındaki ilk açık alanı tercih edin. hem start sonrası ilk virajı görme imkanınız var, hem de pit alanından çıkan arabaları. bugün de bir çok olay tam o virjaın çevresinde gerçekleti. yarışın ilk kazasına, iki adet arabanın tam önümüzde çekiciye yüklenmesine, sinirli sinirli yürüyen bir pilota * schumi'nin bir adet geçişine şahit olduk.

trafik meselesine hiç girmiyorum. çevre yoluna çıkış en az bir saat. bir ara kontak kapattık. binlerce araba tek şertili bir yoldan ilerlemeye çalışıyor. bu kadar eziyet, sıkıntının yanında bir de yarışta ne olup bittiğini bilmemek en acısı. önümüzden arabalar geçiyor kim kaçıncı belli değil. arada megafonlardan anonslar yapılıyor ama arabaların sesinden duymak çok zor. ancak ilk 3- 4 sırayı biliyorsunuz, gerisini takip etmek imkansız. oturup tv başında biranızı açıp izlemek en iyisi. ha ben illa o motor seslerini duyacam ölmeden diyorsanız- ki hakikaten sağır edici yükseklikte, hala başım ağrıyor- bir defa gidin ve ondan sonra ömrünüzün sonuna kadar istanbul park'dan uzak durun..

yarışla ilgili olarak ise ferrari takımının pist stop mallığı sebebiyle sinirden tek kelime edesim gelmeyen yarış olmuştur. massa ve schumi aynı anda pit'e girmiş, schumi massa'yı bekleyip bir dolu zaman kaybetmiştir. ilk defa böyle bir şey görüyorum bu kadar senedir. zorla alonso'yu şampiyon yapacaklar. aferim...
11. seyir acisindan zevk veren bir yaris olmustur bol bol gecis ve alonso ve schumi arasindaki muhtesem cekisme gorulmustur
12. yıllardır kurduğum bir düşü gerçekleştirerek, gidip yerinde izlediğim gp. benim f1 manyaklığımla ne kadar alakalıdır bilmiyorum ama adeta büyülendiğimi itiraf etmeliyim. dünyanın en karizmatik, en iyi pilotları *, güzel şovlar, heyecanlı yan yarışlar, eğlenceli aktivite alanı ve tabii ki o muhteşem motor sesi... hepsi biraradaydı. ekonomik şartlar dolayısıyla ancak açık alandan satın alabildiğim biletimle cuma gününden itibaren pistteydim. antrenman ve sıralama seanslarını ekranların hemen yanında bulunan 10. viraja hakim açık alandan, büyük yarışı ise 8. virajdaki açık alandan takip ettim. izlenimlerimi aktarırsak;

-öncelikle pist şehre çok uzak, yol uzadıkça uzuyor. taksim'den iett ile gidişim 1 saat 15 dk.yı buldu.
-istanbul park muazzam bir tesis. bir kaç ufak eksiği de giderilirse dünyanın sayılı pistleri arasına girecektir.
-organizasyon korktuğum gibi olmadı. ben hiçbir aksaklığa rastlamadım. herşey planlandığı gibi gitmiş görünüyordu.
-üç gün boyunca en ufak bir trafik sorunu yaşamadım.
-yarışa gelenlerin profili çok çeşitliydi. yaşlı teyzelerden, kucaklık çocuklara kadar her çeşit insana rastlamak mümkündü. benim dikkatimi çeken ise piste gelenlerin büyük çoğunluğunun bilinçli f1 izleyicileri oluşuydu. teknik yorumlar yapıp, pit stop stratejileri üzerine konuşan çok insan gördüm. tabii bunun yanında pikniğe gelen tipler de yok değildi.
-kısa bir süre sonra yarıştan kopulduğu, ve yarışın anlamsızlaştığı fikrine hiç katılmıyorum. uzaktan da olsa ekranı gördüğüm ve dikkatle takip ettiğim için yarıştan hiç kopmadım. sadece biraz dikkat yeterli diye düşünüyorum.
-bilet fiyatlarının uçukluğundan olsa gerek özellikle tribünler boş kaldı. fakat açık alanlar neredeyse ağzına kadar doluydu.
-yabancı izleyici sayısı çok fazlaydı. oranlama yapmak gerekirse yüzde 35'e yakın yabancı seyirci vardı diyebilirim ki bu da sevindirici.
-yarışa gitmeyi düşünenler için tavsiyem; bronz tribünlere rağbet etmeyin. onun yerine ekranı görebileceğiniz bir açık alan çok daha mantıklı bir seçim olacaktır. tek bir biletle tüm açık alanlara girebildiğimiz için pistin hemen her yanını görebilirsiniz. zira ben 4 farklı açık alanda farklı etkinlikler izledim.
-tesis içinde gıda ürünleri inanılmaz pahalı. yarım litrelik su için 2.50 ytl, bir hot dog için 8 ytl fiyat biçilmiş.
-aynı şekilde takımların resmi ürünleri de el yakıyor.
-pistin etrafında sürekli bir ring servisi var ki çok kullanışlı, çok işe yarıyor.
-çıplak gözle izleyince pilotajına hayran olduğum isimler şunlar:fernando alonso *, rubens barrichello, kimi raikkonen, lewis hamilton ve felipe massa.
-ve motor sesi... gidip duymadıkça asla nasıl birşey olduğunu bilemeyeceğiniz o muhteşem ses. sadece onun için bile gidilebilir. o sesi duymak ve ondan zevk alabilmek apayrı bir tecrübedir.
-son olarak kimi raikkonen... hayranı olduğum yegane pilotu yarışta sadece bir tur izleyebildim. o da sol arka tekerleği hüzünle sallanırken. olsun önümüzdeki sene zafer yumruğunu kaldırdığında onu coşkuyla selamlayacağım.

13. trafik kazalarında binlerce insanını yitiren bir ülkenin neyine formula 1.. anlayamadım gitti..**
Alakalı olabilir!
- 2006 formula 1 turkiye gp
- 2006 formula 1 petrol ofisi turkiye grand prix
- 2006 2007 turkiye super ligi
- 2006 oscar odulleri
- 2006 konserleri

nedir.Net