pencereden gorunen dunyaya dokunmak
. ister evin duvarındaki dısarıya açılan, ister sehpanın üzerinden dünyaya açılanından olsun şehrin ışıkları görünür pencereden, renkli ambalaj kağıtları, güzel kadınlar... henüz büyümemiş çocuklar dokunmak isterler "adam" olabilmek için görünene, ağızlarına götürüp dişleriyle tanımak isterler. çoğu sadece cama dokunabilir ve onlar için tüm o parıltının gerçeği dokunabildikleri camın soğuk ya da sıcak düzlüğünde gizlidir.

o çocuklardan birini tanıdım dün... gerçeğin o dokunabildiği düzlükten farklı olduğuna inanırdı. buna öyle inanırdı ki, gerçeğe gerçekten dokunup onu dişlerinin arasında hissetmek "dileği" olmuştu. ve gerçeğin gerçekten ne olduğunu kendine sorup durmaktan hiç bıkmadı. sonunda yolu bir gün her dilek sahibi gibi gitmek istediği yere çıkmıştı.

önce adını öğrendi camın ardındakinin. ve sesini duydu.. ve yüreğinde hissetti bir gece. uyandı ve gördü.
..ve gördü, rengi mavi değildi. sesinin cıvıltısı yoktu. kahkahaları aslında gülmüyordu gerçeğin. kızgınlığını gösterecek kaşları bile yoktu. öpüşmek için dudakları, okşanacak saçları, sevişmeye teni... masadaki içilmiş boş kahve fincanları, küllükteki izmaritler, peçete, şekerlik, ve kürdanlardan başka gerçek olan tek şeyi gördü sonra çocuk, gözlerini kapatınca...

camın ardında, gözlerimizin ötesinde gördüğümüz dünyanın gerçekliği, sadece kafamızın içinde var olduğu kadardır. ne eksik ne fazla... gözlerimizi açtığımızda karşımıza çıkan şeyin sorularını gözlerimizi kapattığımızda sorarız, cevapları o şeyin içinde olduğumuzda bulacağımızı umarak! tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan, yoksa biz mi gerçeğin içindeyiz gerçek mi bizim içimizdedir?

vat iz matriks ulan!!!
Alakalı olabilir!

nedir.Net