7 ocak 2006 istanbul kalburustu zirvesi »
68. yeni türkiye fragmanıymış lan meğer.
67. bir şey demeyeceğim derken en sonunda bir şeyler deme ihtiyacı hissettim.

öncelikle daha evvel bu zirve başlığında belirtmiştim, silinince üzerinde tekrar durma ihtiyacı hissetmedim. ortaya konuş şekli, hatta ortaya konuşu yanlış bir zirveydi bu. bir topluluk içerisinden belli bir grubun istenip gerisinin istenmediği bir toplantı düzenleniyor ise, bunun normal olarak ilan edilmemesi gerekirdi. insan en azından bu duruma alınır, gücenir. doğaldır bu. öyle kıskançlık da değildir. bir de üzerine özellikle zirve düzenleyicisinin ve de zirveye icabet ve desteklerini belirten yazarların belli bir siyasi görüşe sahip olmaları, en azından bir miktar sempati duyuyor olmaları binince, bu zirvenin tepki toplaması normalin de ötesindedir. illa ki kalburaltı, kıskanç ya da bön olmak gerekmez.

kendim de çağırıldım, zaten okumuşsunuzdur. ama gitmedim*, ortaya konuşunu doğru bulmadım. fakat şahsen ben yapılan bir daveti reddetmekte, en azından bunu ifade etmekte zorlanırım, o yüzden ya haber vermemeyi ya da bakarız demeyi seçerim. o yüzden bir şey söylemedim.
66. sağlık sorunları yüzünden katılamadığım, telafisini çeşitli mekanlarda ve formlarda yapabildiğime inandığım, ismi de gayet sevimli olan, ironikası -zaten göndergide bulunduğu eblehçe bünyelerce bittabi ki de anlaşılamamış zirve idi.. bunca kabaranlara rağmen işte; geldi, geçti..
65. uzun zamandır uğramadığım güzel bir mekanda (lale bahçesi) zirvenin düzenlenmesi benim için hoş oldu. ayrıca zirveye katılan daha önce tanışamadığım arkadaşlarlada tanışmak ayrı bir zevkti.

özellikle zirvenin tam düşünülen gibi düzenlenmesi iyi oldu. yani daha önce forum niteliği taşıdığı için uçurulan entryimde de değindiğim gibi konuşmayı ve hazmetmeyi bilen insanlar geldi. bu son yazdığım bir ayar niteliği değil bilakis inandığım bir gerçektir. aslında bu meselede nedir netin genel meselesidir.

velhasıl bir zirve daha yaşandı ve bitti. katılımcı arkadaşlara ve katılmayı isteyip katılamayanlara teşekkür ediyorum. ayrıca bu zirvenin geleneksel hale gelmesi de pek güzel bir olay.

64. kalburun üstünde veyahut altında olmayı kendisi için bir marifet sayanlar için tartışmaya açık bir başlık olmuş...sözlük içerisinde pek çok yazarın bulunduğu gerçeğinden hareketle 63 tane yazarın kalburüstü olarak bir zirve düzenlemesi diğer yazarları yok saydığı anlamına gelmez; kalburüstü olarak zirveye çağırılan yazarların sözlük içerisinde serfiraz derecesinde olduklarını düşünmek kalbur altı olmayı etiket kabul edip üzerine yapıştıran "aşağılık kompleskisine kapılmış yazar" sınıfına dahildir. dolayısıyla bir kısım yazarın "beylik, efendilik, kalburüstülük, büyüklük" kisvelerine büründüğü yokken birkaç arkadaşın ayağının acısını diline pelesenk etmişçesine "vay, beni kalburüstü yazmamışlar" diyerek davetiye gönderilmemesine isyan etmektedirler...peki, efendim..davetiye listesinde bir köşeye güzide isminizi sığdırabilme ihtimalini hiç düşündünüz mü?
63. hakkındaki tartışmalar izlenirken insanın çekirdek çitleyesini getiren zirve. tamamen sözkonusu kalburun dışından bakan bir gözle, sırf organizatörün "top benim; sen oyna, sen çık oynama" tarzı yaklaşımı nedeniyle karın ağrısına dönüşen bir organizasyonumsu olduğu söylenebilir.
62. katılım sayısını söyleyince birilerinin bi yerlerinin acıdığını gocunduğunu belli eden zirve. ahahaa zirveyi düzenleyenlerin yüzlerinde ki köseleden 12 düzine ayakakbı çıakr arkadaş sen tut mabadından bilmem kaç kişiyi çağır ama okişiler seni kendi mabadına takmayıp gelmesin. * ve sen hala gelenekselleştir bu zirveyi..
(bkz: kendin düzenle kendin git zirvesi)
(bkz: yaptım oldu sadece ben adamım ulan zirvesi)
(bkz: adam mısınız lan siz zirvesi)
(bkz: s.kimden aşağı kasımpaşa zirvesi)
61. 63 kişilik davetli listesine şöyle bir göz gezdirilirse zirvenin pek de yeşil olmadığı görülecektir.(#1022449)
60. davetiye usülü zirve düzenlemek ne kadar doğru, ne kadar yanlış o herkese göre değişir. yalnız bunun adı sözlük dilinde zirve olmaz. bir kaç arkadaşın "muhabbetin dibine vurmak" istemesi sonucunda o bir kaç arkadaşın birbirlerine haber vererek, görmek istediklerine öylesine bir davetiye atarak buluşması, sinemaya gitmesi olasıdır. "hacı şu tarihte şurada buluşuyoruz gelmek istersen gel" şeklinde bir mesajla bu iş sessizce halledilir, kimsenin de kimseye laf atmasına, sözlükte çıkan bu tür ayrımcılık davalarına gerek kalmaz. misal, şimdi kimse inkar etmesin, hepimiz msn ya da özel mesaj fasilitesi aracılığıyla "ya hede'cim gel beraber sinemaya gideriz, ardından da hamburger yeriz, üzerine de bize gideriz" biçimli "mini zirve"ler düzenlemişizdir. zirve değildir ama bu, hede ile hödö'nün buluşmasıdır. kimse de gidip
"35 şubat 1876 hede ve hödö sinema, hamburger, ev zirvesi" ** başlığını açıp altına
"1. hede ve hödö tarafından düzenlenen ve başka davetlinin katılamayacağı, davetiye usülü düzenlenmiş sözlüğün sinema ve hamburger severlerini toplamak için düzenlenen zirve" yazamaz. yazarsa yuh olsun denir. ne yani? sözlükten buluşan insanlar yok mu sözlük dışı hayatlarında? (beni neden çağırmıyorlar? bak şimdi? beni de çağırın laaan! öhm neyse)

* her şeye rağmen bu konunun fazlaca uzatıldığını düşünmekteyimdir. bu tür olaylar için güzide bir sözümüz var. (bkz: koy götüne rahvan gitsin) üç beş "eşref-i mahlukat" buluştu diye... hmm kalburüstü kim ki?
59. (#1022707)

hala tepki verenlerin çağrılmadıkları için kompleks yapıp kıskandıklarından tepki verildiği sanılan zırva. nedir.net tarihinin gelmiş geçmiş en talihsiz zirvesidir herhalde. ayrımcılık yapılmasına tepki vermek bu kadar garip herhalde, hayır canım öyle değildir kompleks yaptılar da ondan tepki veriyorlar, yok canım! eşitliği savunmak, 3-5 kişinin kendince belirledikleri kriterlere dayanarak davet usulüyle yaptıkları saçma sapan bir zirveye karşı çıkmak kıskançlık oluyor. o sizin düşünce yapınız efendim. daha önce de belirtmiştim, böyle bir ayrımcılık yapmak erdemsizliktir, avam olurum, ezik olurum basit olurum*, ama erdemli olurum, ki bu da en önemlisi.

ayrıca biraz yaratıcı olursanız, bir dahakine daha başka zırvalar bekliyoruz sizden. ben bir iki fikir vereyim hatta;

'iqsu 130un üzerindekiler zirvesi'***

'vücuttaki yağ oranı %15ten az olanlar zirvesi'****.
58. malum şahsa bünyede bulunan kini ortaya dökmek için malzeme olarak kullanan zirve olmuştur..
57. cagrilmadim ulan koydu bana

çok büyük delikanlı oldum ben şimdi... çok garibanım ayırın beni sizin gibi mükemmel insanların keyfini bozmıyayım... "bizler muhteşem insanlarız kendimizi zavallılardan ayırırız" demek kompleks değildir bu arada... evet belki de zavallıyım eziğim adam gibi yazamıyorum sizin gibi şahane abilerimin ablalarımın yanında boynu bükük kalıyorum ama yapmayın etmeyin benim de kalbim var üzmeyin kırmayın beni...

aferin lan sözlük tarihinde de çığır açtınız... bu arada hiç düşünülmedi mi bunca zirve yapıldı da nie bu sadece bizim aklımıza geldi diye... düşünün bakıyım... yok canım tabi ki dümbük insanlar olduğunuz için değil... biraz daha dikkatli düşünün... anladın sen onu
56. en basindan "ayrim yapiyoruz" denmis zirvedir.
3 ay boyunca birilerinin "gitmeyin ulan" diye kicini yirttigi zirvedir. sevgilisine "ya ben ya zirve" diyenlerin oldugunu gorduk.
ilk davet davet mesajinda gelecegim deyip yapilan kulisler sonucu fikir degistiren sayisi hic az degil.
cikip delikanlica "cagrilmadim ulan koydu bana" diyecek yurek sahibi yazar olmadigini gorduk.
s.kimde degil entrylerinin sahiplerinin ne kadar s.klemedigini gorduk.
ayrim yapmanin hakliligini gorduk.

davetsiz gelenlere kimse niye geldiniz dememistir ayrıca.

gecmis olsun hepimize. seneye yeni komplekslerde bulusmak uzere.
55. bana yeni bir zirve yapmak için ilham veren zirve olmuştur...
(bkz: kafası bir boka basmayanlar zirvesi)
tabi ki yine davet usülü olacaktır gelecekleri tamamen penisimin keyfine göre belirleyeceğimdir... ilk olarak madviperı ben kafadan ekliyorum listeye... başka sözlükte kafasının bir boka basmadığına kanaat getirdiğim insanlar olursa onları da sırayla ekliyip tarihi yeri belirledikten sonra soykaya eklettireceğim... ola ki dingilin biri kalkar da "sen kimsin de karar verirsin buna" der alın işte kapı gibi örnek size yazarların kalburüstü kalburaltı olduklarına yine yazarlar karar verebiliyorsa ben de buna karar verebilirim... davetsiz olup da gelenler kabul edilecektir uzun eşek oynandığı taktirde yastığa ihtiyaç duyulur diye bir köşede itinayla bekletileceklerdir...
54. ne söylemeli ki bu duruma.

düşünsenize eğlenceye gidiyorsunuz, kapıya kadar ite kaka geliyosunuz ve kapı döbetçisi nam-ı diğer bodyguard adam sana, sen insan değilsin giremezsin diyor. sende şöyle bir süzüyosun kendini allah allah bende ne var ya neyim eksik derken yanından bir diğer sen elini kolunu sallayarak giriyor.

eşitlik bumudur be sözlük ne olmuş sana! vallaha yazık olmuş!

biz seni her daim ayakta tutmaya çalışırken sen bizi yıkmışsın da haberimiz yok... bravo sözlük!
53. (bkz: kalburustu revolutions)*

(bkz: 7 ocak 2006 istanbul kalburustu zirvesi/geldiler)
52. davet edilmeden katılanların "biz zirveye girmeye değil, düzenleyene geldik" mesajını verdikleri zirvedir. düzenleyenin de (#1022449) entrysiyle bundan zevk aldığını bir daha yapacağını tebliğ ettiği zirve olmuştur.
51. (bkz: kalbur) * *
50. (#1022587)*

buram buram ayrımcılık kokan, kokuları da istanbul'un her yerinden duyulan zirvedir*. yazık olmuştur, ayıp olmuştur. sen kimsin de sözlüğün önde gelenlerini belirliyosun dedirtmiştir, nedir.net ruhuna ters düşmüştür, her şeye rağmen yapılmıştır, okuduk ki her sene yapılacakmış.

ayrıca üstün bir otoriteymiş gibi davranıp, kendini bir 'şey' sanıp, kendince bazı kriterlere dayanarak sözlüğün önde gelenlerini seçip davet etmek, bundan gurur duymak, ayrımcılık yapmak erdemsizliktir kanımca. bari erdemli olalım da kalburaltı olalım**.
49. sözlükte kalburüstü ve kalburaltı bir ahalinin oluşmasına, oluşturulmasına meydan vermiş zirvedir.

davetli olmayıp da, kral sözlüğün atasını görmüş, ilk günlerden beri yazan yazarlar, eli kalem tutan arkadaşlar var biliyorum, onlar varken söz bana düşmez, bu farkındalık da taa içimde ama yazmazsam kuduracağım, çok kıskandım kalburüstü arkadaşları o yüzden yazacağım. *

biliyorum ki cümlelerim şuursuz, ayarlarım garip, polemiklerim ezik ve sözlükten atılmışlığım da var ama beni neden çağırmadınız be kardeşim? duygularımla neden oynadınız allahsızlar? benim başım kel mi, boşuna mı uzattım bu saçları? şu güne şu gün en boş olsa da en çok entry girenlerde bile adım var. en çok entry girilen günü yaratmak için omuz omuza savaştım o günkü cengaverlerle. zirvekolog değilim, şu güne şu gün bir kere bir zirveye gitmişliğim var ama çağırsaydınız....

iyi ingilizcem var, çok iyi okey oynarım, nargile dumanında şekil yaparım. lan beni neden çağırmadınız? size para verirdim, köleniz olurdum lan beni neden çağırmadınız. şimdi diğer kalbüraltı şahsiyetsiz, kazma, ayaktakımından olduğumu anladım. çok üzülüyorum çok depresyondayım. kalburüstü entelijanslara imreniyorum, ne olur beni de aranıza alın bakın ağlıyorum.

lan hesabı falan da öderdim allahsızlar. beni neden çağırmadınız? çok üzüldüm çok. konuşmaz sessiz sessiz otururdum kenarda...

deselerdi kral sözlük zamanı günde 50 entry girildiği zaman, zirvelere adam çıkmadığı zaman bu sözlükte bir gün entel zirvesi olacak vallahi götümle gülerdim ama bu bile oldu. deselerdi seni de almayacaklar götüm ve ben daha çok gülerdik ama oldu valla.

lan geleceğimden değil, izmir'deyim hem, hem de karnım aç bakkala gitmeye üşeniyorum. ama yine de çağırsaydınız be kardeşim. sözlüğün kalburaltı, haysiyetsiz, kazma, muhabbeti bozanlarından olmasaydım. kendimden ve klasımdan tiskiniyorum.

benim dedemin dedesinin dedesi çariçe katerina'yla geyik yapmış adam beni nasıl çağırmazsınız? haykırsam sesimi duyar mısınız mısralarımda, beni nasıl çağırmazsınız?

lan ben bu sözlüğe yıllarımı verdim. kafama sıkar giderim. *
48. 2007 yilinda bir yenisi yapilip geleneksel hale getirilmesi planlanan zirve. gorduk ki etrafta kulaklari sagir eden bir muzik ve hoplayip ziplayan bir kalabalik olmayinca muhabbet guzel oluyormus. seneye gorusmek dilegiyle der katılan ve dahi gonlu bizimle olan arkadaslara tesekkur ederim.
47. #1022486

demokrasiden uzak geçmiştir. o kadar anti demokratikti ki "aga biz yanlış caminin önüne gitmişiz, oradayız birazdan." cümlesine; "tamam, acele edin leyn, keserim!" tarzında bi cevap almışımdır.

katıldığım bütün zirvelerde her zaman yaptığım gibi köşeme çekilmiş ve gelene gidene bakmış, ardından da konuşabildiklerimle konuşmuşumdur. gerçi herkesle konuştum, erken kalktım. "erken kaçma" hadisesi yapıştı bana gerçi ama neyse..

nerde kalmıştık.. yedik, içtik.. sonra gelsin nargileler.. gerçi içebilen azdı, o kadar berbattı yani.. olsun, dedik.. sineye çektik*

ps: kansız bitti şükürler olsun*
46. ilan edilen davetliler listesine bakınca görülebilir ki; istanbul dışından, yurtdışından, istanbul'da üniversite okuyup da bayram münasebetiyle memleketine gidenlerden birçok yazar çağırılmış. bunun sonucunda şunu da anlayabiliriz ki; bu yazarların gelmeyecekleri zaten tahmin ediliyordu (biliniyordu da denebilir), ancak konsepti/amacı biraz da göze sokmak amacıyla çağırıldı ve ilan edildiler. artık listeye bakınca anlaşılabilir zirvenin 'yeşil' olup olmadığı.

süleymaniye'nin mutfağında* nargileli, çaylı ve en güzeli spc'li bir sohbet gerçekten çok hoş oluyormuş, ben bugün bunu gördüm. uzun zamandır göremediklerimizi, görmek istediklerimizi görme fırsatı bulduk. sürekli yüksek sesli müzikli zirvelerde görüşüp de sohbet edemediklerimizle iki çift kelime konuşabilme fırsatımız oldu. artık haftada en az bir kez gördüklerimizle görüşme geleneğimizi sürdürme fırsatımız oldu*. çok düzeyli, çok keyifli bir sohbetti. gelenlere kendi adıma teşekkür, gelmeyenlere 'teessüf' ediyorum* *.

çok tartışıldı aylarca, çok konuşuldu, çok karşı çıkıldı, zaman zaman savunuldu ama anlaşılamadı. anlaşılmamaya da devam edecek. ben de şunu anladım ki anlamayanlara anlatmanın artık bir faydası olmayacak. öyle ki anlamamakta ısrar etmeye devam edilecek. uzatmamak lazım, geçti gitti. ben sağ, siz selamet!

öyle ya da böyle sözlük tarihine geçti, güzel oldu. yayında ve yapımda emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.
45. "gideceğim, yok yok gitmeyeceğim, yok lan gideyim ne olacak, ama yok ya gidenler kalburüstü de gitmeyenler kalbur altı mı, ya üüüf canım sıkıldı gidiyorum ben" diye diye gittim en sonunda. bunda mekanda nargile olması etkili midir değil midir bu başka bir entrynin konusu*.

pişman değilim, keşke her zirve böyle sakin bir ortamda yapılsa da kafamız şişmese. konuştuk ettik saatlerce, güzeldi. keşke bu kadar fırtınalar koparılmadan, sessizce organize edilseydi diyebilirim ancak.
44. şili'nin malını iyi tanıyıp* bizzat aramasıyla koşa koşa gittiğim, dar sokaklardan besmele ile geçerek ulaştığım zirve olmuştur. ilginç olan arkadaşlarımı arayıp 'nasıl en rahat gidebilirim' şeklindeki soruma 'süleymaniye nerede ki?' diye cevap vermeleridir. dönüşte de galata köprüsünü rüzgara karşı yürüyerek hastalanmama inadını her şeye rağmen kaybetmedik*.

yani diyeceğim odur ki pilav üstü kurulu, nargileli, önce bir kaç yüz kez kazım koyuncu albümlü, daha sonra da muazzez ersoy ilk nostalji albümlü sohbeti bol ve güzel bir zirve geçti. çok gülündü, çok tartışıldı. netice itibarıyla sıcak bir ortamdı. sağ baştan sayarak, engel**, şili*, i walk alone*, spc**, 216*, madviper, ubeydullah, kethuda*, saint simon, selim ışık*, lulu* nickli arkadaşlara selam ederim. fakat derectus'u kaçırmış olmanın hüznü de tüm gecemi mahvetti o ayrı mesele. herif ben gelmeden kaçıyor*. neyse böyle işte...
»
Alakalı olabilir!
- 7 ocak 2006 haggard istanbul konseri
- 7 ocak 2006 kipris hellim ekmek zirvesi
- 7 ocak 2006
- 7 ocak 2006 muhtemel broadcast konseri
- 7 ocak 2010 efes pilsen olympiakos maci

nedir.Net