ahmet hakan coskun »
1. kanal 7'de iskele sancak adli tartisma programini sunan,kanal 7 anchorman'i,hurriyet gazetesi yazari
2. ahmet ümit'e aşırı benzeyen, üslübundan hoşlandığım zannedersem bir sabah gazetesi yazarı.
3. kanal7 ana haberlerini izlememe neden olan kişi
4. sahte olduğunu düşündüğüm,yanlı yazar.
5. kanal 7'nin gormeye tahammul edemedigim, kendini her haliyle (kalem tutusuyla bıle) ali kırca 'ya benzetmeye calısan antipatik anchorman'i..
6. her akşam en gereksiz konularda bile bağıra bağıra sansasyon yaratmaya çalışan, en az iki konuk çağırıp adam konuşurken de lafı ağzına tıkıp susturan sunucu. 21 mart günü abd ırak'a saldırırken "evet muhteşem görüntüler" demişti. geçtiğimiz günlerde de israil'in kanli saldirilarıyla ilgili olarak israil'i mazur gören kelimeler sarfederek iyice gözümden düşen kişi.
7. mısır'da nil kıyısında alakalı bir kitap okumak için kasmış yazardır.

önce biraz alakalı yazma konusunda edebiyat parçalamış:

"assos'ta, yani aristo'nun mezarının hemen alt tarafında felsefe kitapları karıştırmak, bodrum'da selim İleri'nin "her gece bodrum"una takılmak, moskova'da kızıl meydan'a bakan bir cafede dostoyevski'nin "suç ve cezası"na tutunmak, diyarbakır'da mehmet uzun'un kürtçe'den türkçe'ye çevrilen romanlarından birine sardırmak, tahran'da İran'ın son Şah'ının eşi farah pehlevi'nin anılarını ibret alarak okumak..

iran'da ömer hayyam veya sadık hidayet yerine dedikodu kitabı okumayı seçen yazar sonra mısır için nasıl karar verdiğini anlatıyor:

geçen hafta dışişleri bakanı abdullah gül'ün bir günlük "hızlandırılmış" kahire gezisine davet edildiğimde, "kahire'de ne okunur?" sorusu beynimi kurcalamaya başladı.

24 saati bile bulmayacak bir günlük aşırı diplomatik gezide, "piramitler"i gezmeye bile vakit bulup bulamayacağımdan emin değilken, nil kenarında atmosfere uygun kitap okuma hayali kurmanın mantıksızlığını geçiyorum.

hemen arayışa başladım: ortadoğu'nun tek ve gerçek "diva"sı Ümmü gülsüm'ün anıları türkçe'de yayınlandı mı? hayır! yayınlanmamış.

İletişim yayınları "kafir oldu" diye karısından boşatılan mısırlı aykırı filozofun kitabını yayına hazırlıyormuş. acaba basıldı mı? hayır! kitap henüz çıkmamış.

"İhvan-ı müslimin" örgütünün lideri ve kurucusu öğretmen hasan el benna'nın "risaleler" adlı kitabı, "resmi bir gezi" için biraz fazla iddialı ve politik olur. ayrıca dönemin ruhuna da aykırı kaçar. geçelim.

peki ya seyyid kutup'un "yoldaki İşaretler"i? bu kitap da benim için fazla nostaljik! sıkıntılı ve derbeder gençlik günlerimi anımsamak bile istemiyorum.

ben böyle arayış içinde kıvranırken bir arkadaşım "amin maalouf'un son kitabı yolların başlangıcı'na ne dersin? İçinde mısır var, lübnan var, osmanlı var, dinler arası diyalog var, paris var, atatürk var, hatta küba var. daha ne istiyorsun?" dedi. birden yüreğim ışıdı,"

kahire'yi anlatan, nobel ödülü sahibi necip mahfuz'un beyninde bir saniye bile çakmamasının nedenine gelince. amaç atmosfere uygun kitap okumak değil, kendini reklam etmek olunca doğal bir fenomen.



8. kanal 7'nin bile artık kaldıramadığı, mide bulandıran yazar. turgay ciner'le bağlantısı an meselesi..
9. haftalık dergisi tarafından playboy ilan edilen ex-anchorman.

gazete köşesinde kendince ironi yapma girişiminde bulunmuş.

"bir haber dergisinde "İslami playboylar" başlığı altında zavallı fotoğrafımı ve zavallı ismimi, "enver Ören'in oğlu", "gencallar'ın veliahdı", "coşkun sucukları'nın sahibinin mahdumu" gibi sıfatlarla tanıtılan delikanlılarla yan yana görünce kendimi bir araba dayak yemiş gibi hissettim.
haber iki türlü dövüyordu beni: bir yandan "zengin ama dindar babanın haylaz oğlu" muamelesine tabi tutuluyordum, bir yandan da "İslami playboy" başlığı için gerekçesiz bir dolgu malzemesi olarak kullanılıyordum.
dilime attila İlhan'ın "beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm" dizesi, yüzüme ise "merhamet arayanlara özgü bir eziklik" ifadesi takıldı.
haber amacına ulaşmış ama bendeniz üzerinize afiyet bir tuhaf olmuştum.



***

kendimi hemen toparladım tabi. hiç de "seküler" olmayan bir yaklaşımla "acaba hangi günahımın kefaretini ödüyorum?" diye sordum kendi kendime.
minik bir sorgulama sürecinin ardından "dergiciler eliyle verilen ceza"nın ilahi hikmetini yakalar gibi oldum. Çünkü geçmiş günahlarımın üç maddelik bilançosunu çıkarmıştım:
bİr: tÜsİad'a karşı mÜsİad kurulunca "oh be! ne güzel laik kapitalistlerin karşısına şimdi de müslüman kapitalistler çıktı" diye sevinmiştim.
İkİ: "İslami banka", "İslami edebiyat", "İslami tatil", "İslami moda", "İslami eğlence" gibi tabirler uydurulduğunda bırakın itiraz etmeyi benimsemiştim.
ÜÇ: cihat köfte salonu, tebliğ kasabı, tevhit kuruyemişçisi gibi dükkan isimlerine, kafa bulmak amacıyla da olsa hiç takılmamıştım.
evet, sıraladığım bu günahlar, cezanın nedenini ortaya koyuyordu.
ve işte tam bu sırada kaynağı belirsiz, ekolu ve davudi bir ses şöyle seslendi bana:
"sen misin her şeyin başına "İslami" sözcüğünün getirilmesinden dava adına kazanç uman! İşte bak, olay "İslami playboy"a kadar geldi dayandı! hadi bakalım çık işin içinden!"
ulu ses, beni pişmanlık duygusuna gark etmişti. yani tövbeye hazırdım.



***

"İslam'da tövbe kapısı her daim açıktır" prensibinden güç alarak üç maddelik pişmanlık bildirgemi hazırladım:
bİr: bundan sonra hiçbir şekilde başına "İslami" getirilen kuruluşların ve anlayışların gerçekten İslam'ı temsil ettiklerine inanmayacağım.
İkİ: bundan sonra modern dünyaya özgü anlayışların, yaklaşımların başına "İslami" kelimesinin eklenmesiyle ortaya çıkan garabetin, gerçekten İslami olduğunu dü şünmeyeceğim.
ÜÇ: cihat köfte salonu, tevhit kasabı gibi gülünçlüklerle kafa bulmaktan kaçınmayacağım.
tövbenin ardından rahatladım. bana yapılan o korkunç ve uğursuz muamelenin, yani "İslamcı erdal acar" muamelesinin yol açtığı girdaptan kendimi kurtardım.
ne demişler: "bir musibet bin nasihatten evladır". "
10. transfer olduğu hürriyet gazetesinde her gün başka bir kişiyle polemik yapmak için çırpınan, bazen de amacına ulaşan, dikkat çekme çabasındaki sakallı kişi. en son icraatlarından biri bir anda sinema eleştirmeni olarak- hatta daha fazlası- şu filme gidin bu filme gitmeyin diyen zat. ama ben ona hangi filme gideyim diye sorduğumu hatırlamıyorum. ama toplumda böyle bir ihtiyaç belirmiş olacak ki kendisi durumdan vazife çıkarmış
11. entel müslüman ve medyatik solcu.
12. hürriyet gazetesi yazarlarından.bu ülkede görülmeyecek kadar demokrat olmayı başaran islamcı ve muhafazakar bakışına rağmen fikirdaşlarının aksine entellektüel ve demokrat kişi.
13. el kaide' den uyarı mektubu almış köşe yazarı.

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~131@sid~9@nvid~606376,00.asp
14. hürriyet gazetesi' nden 15 milyar maaş aldığı açıklanan köşe yazarı. oha, çüş, yuh, ayıp, günah vb.
kaynak : oray egin
15. mehmet ali birand in 40 000 $ gibi bir rakama, ali kirca nin 60 000 $ civari gibi bir rakama, reha muhtar in 60 000 $ civari gibi bir paraya .... daha da az taninan necati dogru nun bile 16 milyar gibi bir paraya habercilik yaptigi güzelim ülkemde 15 milyar gibi bir para aldigi icin yuhalanan yazar.
16. önceleri kanal 7 de haber sipikerligi yapan daha sonra ani bir dönüsle kanaldan ayrilan ne yaptini bilmiyor dedirten yazar.
17. imam hatip mezunu.islami kesimden bayanların haşema ile denize girmesinden rahatsız olan bir gazeteci. sakalıda var.
18. (bkz: hiç tanımadığım insan)
19. türkiye'mizde kullanılan üç adet erkek isminin yan yana dizilmiş halidir. üç adet isim bir araya gelip bir insan bile edememiştir..
20. kendileri geçen günkü bir yazılarında islamın kentleştirilemediğini köylü kaldığına istinaden bir yazı kaleme almıştır. örnek olarak kandillerin kutlanma biçimlerini eleştirmiş huşu içinde kandil kutlayanlar kötü imiş bak bak nelerde yumurtlarmış eski marjinal islamcı(kendi ifadesi ile) yeninin kent soylusu. herkes istediği şekilde kandil kutlar bunda sorun yok ve fakat asıl sorun bu örnekten yola çıkarak islamın kentlileştirilemediği hep köylü kaldığı sonucuna ulaşmış hazret. yazısını desteklemek içinde cümle arasında hinlik yapıp bazı modern islam adamları demiş bunu kabul edyiyor demiş vay uyanık vay... kendini yeni içine girdiğin veya girmeye çalıştığın nişantası sosyetesine eskiden yaşar nurinin yaptığı gibi kabullendirmek isitiyorsan o köprünün altından çok sular aktı yok amacın islama hakarete kılıf uydurup bakın ben ne kadar değiştim demekse gerekli cevabı alırsın yakında. aslında kınamamak lazım bu sosyetik islamcı solcu yazarımızı kendileri buyurmuş ki bir insan tek bir kelime ile özetelenemezmiş evet doğrudur ama konu ahmet hakan olunca tek kelime ile gayet net özetlenebilir dönek... yakında kendlerini laila ve reinada elinde bir kadeh viski ile kadir gecesi kutlarken görür isek şaşımayalım. bol dönmeli günler ahmet hakan.
21. hurriyet'te bugun ki yazisiyla koparmis yazar.. *
(bkz: olumcul supriz)
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3488994.asp?yazarid=131&gid=61
22. iste yeniden ve yineden , ayni oyunlarin oynanmasini net bir sekilde anlatmis yazar.. biz bu oyunlari daha önce görmustuk dercesine.. *
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3542809.asp?yazarid=131&gid=61
23. su aralar can dundarla arası hic de iyi olmayan yazar sahıs. ya o ya ben der okuyucularına.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3809636&yazarid=131
24. bir zamanlar kanal 7 'yi seyretmemin tek sebebi idi,
anahaber deki kükremeleri,
iskele sancakta tarafsızlığını koruyabilmesi (ya da bazen inceden inceye taraflara ayar vermesi)
vb.
transferinden sonra az ya da cok cizisinde haliyle bir degisiklik olmustur. ee burası turkiye
25. vaktiyle necmettin erbakan'ın kızını isteyen ama sonra avcunu yalayan liberal görünümlü şahin.
»
Alakalı olabilir!
- ahmet hakan
- ahmet kakac
- ahmet akman
- ahmet adnan saygun
- ahmet hakan canidemir

nedir.Net