aylak adam
1. yusuf atılgan kahramanına bir isim bulma zahmetine bile girmemiş kısaca c demiştir. cnin yaptığı tek şey byi aramaktır.
2. yusuf atılganın muhteşem eseri. değil türk, dünya edebiyatında önemli yeri vardır ya da olmalıdır.
kitaptan: "dünyada gereğinden çok kadın vardı yalnız o bir teki yoktu."
3. öyküler içine öyküler katarak, doğulu davranış biçimine batılılık katıştırarak, yeryüzüne ve insana has yapılabilecek en nefis sentezin yapılmış olduğu romandır..
"alışmaya" yazgılı, "taraf" olmaya beşikten kertili insan mahlukunu bir şarap şişesinin içine sıkıştırıp denize bırakır "atılgan"...
ve de, yine, mideye yumruk vuku bulur.. inceden sızı..
4. hep muhalif karakterdir aylak adam..

"İnsanlarda anlamadığı bir şey de gazete okumalarıydı. neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba? futbol maçı hastalarınınkini anlıyordu.'ya ötekiler? binlerce gazete satılıyor bu şehirde. Örneğin şu yaşlı adam! yoksa fatih'te iki ev yandı başlığını görüp, iyi benim orda evim yok, diye düşünebilmek rahatlığı için mi okur? bir adam karısını öldürdü. iyi etmiş, kimbilir ne namuzsuzdu. çin'de isyan. beter olsunlar, kırsınlar birbirlerini. bize dokunmasınlar da!... bu biz dediği daha çok ben değli miydi? ben, benim, bana, beni!...'"

"erkek en yakın lisede ingilizce öğretmeni. karısı, onunla evlensin diye okulunu yarıda bıraktı. sevişerek evlendiler. iki çocukları var. biri kız, biri oğlan. erkek akşamları eve elinde paketler, kese kağıtlarıyla döner. yemek yerler. çoğu geceler adam ya öğrencilerinin yazılı ödevlerini düzeltir, ya da gazete okur. arada 'bu yıl kömür kıtlığı olacakmış' diye mırıldanır. kadının kucağında hep yamanacak birşeyler bulunur. kocasına bakar. 'uğrunda fakülteyi bıraktığım bu rahatına düşkün adam mıydı?' diye düşünür. sonra dalar. bir gün okula giderken otobüste bir genç gözünün içine içine bakmıştı. 'neden kaşlarımı çattım ona diye hayıflanır, onunla belki başka türlü olurdu.' ya birlikte uyudukları yatak... erkek karısının değiştiğini, okula yeni verilen tarih hocasını düşünür. kadın otobüsteki gençledir..."

"o sabah kahveci çayını ona sormadan getirdi. demek müşteri olmak için altı gün yetiyordu. yemek yediği lokantalarda garson, 'ali beyin çorbası' 'ver ahmet beyin bayıldısı' diye bağırdıkça şaşardı. insanları hep aynı yere çeken neydi? kahveciye kızdı. onda müşteri olacak surat var mıydı? bir daha buraya gelmeyecekti..."
5. bir yerlerden, kafkavari bir camus kokusu alıyorum, duygusuyla bir çırpıda okunabilen süper roman. yap kredi yayınlarından çıkan baskısına 6.80 ytl ye ulaşmak mümkündür.
6. işi gücü olmayan, tembel insanlara verilen lakab.
(bkz: aylak aylak dolaşmak)
7. "yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?"(...)"sokağa varınca baktı geç kaldığı bir şey yok."(...)" etinin gürültüsünü bu kadar açık hiç işitmemişti."(...)" 'iş avutur,' derdi babası. o büyle avuntu istemiyordu. bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri."
8. zengin değil 'paralı' adam.
kitabın sonunu söylemek gibi olmasın ancak çok büyüleyeci bir sona sahiptir. hayatı boyunca aradığı 'aşk' birden kayar ellerinden c'nin.
bir nebze de olsa kadercilik olgusunu görmenin mümkün olduğu kitaptır bir de.
9. "..kelimelere herkes kendine göre bir anlam,bir değer veriyor galiba.bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?.."

selim ışık'la karşılıklı otursalar, sussalar.
sussalar/ anlatmadan anlaşsalar.

"sustu. konusmak lüzumsuzdu. bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. biliyordu anlamazlardı."
10. yusuf atılgan'dan bir şaheser.

herşeye ve herkese karşı olan aslında kendine karşı olmaktan korkandır.
11. kitabın karakteri c'nin açılımının "cool" olduğunu düşünüyorum.*
12. "eli torbalılar ülkesi"nde 'kendi' gibi kalmaya uğraşan bir aylağın öyküsüdür aylak adam. romanda c.'nin, etrafındaki kalabalıkla kurduğu süreksiz ilişkiler içinde, kendi gibi olanı * arama çabası öne çıkar.
romanda c. insanları iki katagoriye sokar; adako ve kuyara. kuyaranın açılımı kumda yatma rahatlığıdır. bu tip insanlar kalabalığın bir parçası olan, romanda geçtiği gibi, yaşamları "üç oda bir mutfak"tan ibaret kişilerdir. adako * aykırı olan insandır. bir ağacın dalı nasıl uzayıp ondan uzaklaşırsa, adako da toplumdan öyle uzaklaşır. bu tip insanlar 'öteki'lerden farklıdırlar. romanda bu şekilde iki kişi vardır, c. ve b. zaten bu kişinin isimleri de romandaki diğer şahıslardan farklıdır.

romanda c.'nin yanlızlığa ilk adımı babasıyla olur. insanlarla olan süreksiz iletişiminin ilk halkası babasıdır. "babam adamsa ben adam olmayacaktım " , der ve aylak olur. çalışmayı sevmez, bunun onu herkes gibi yapacağını düşünür. zaten o "zengin değil paralı"dır, yani çalışmasına da gerek yoktur.

c. her kadında kendi gibiliğin yanısıra, teyzesi zehra'yı arar. annesini erken yaşta kaybettiği için, teyzesini annesi yerine koyar. güler'i de, ayşe'yi de zehra teyzesi'yle mukayese eder. *

13. yusuf atılgan'ın çağının ve çağımızın çok ötesinde bir yerlerde duran olağanüstü ve olağandışı yapıtı. "ismi insana en az ait olan şeydir"i öğreten adam, aylak adam..
14. özene bezene yaratılmış bir karakter. bir güzel roman.
kaçtıkça vardığımızın başladığı yer olmasından tutun, karşı olduğumuza dönüşme sürecimize varın, kendini kandırmanın bayır aşağılarından bisikletle inin de yüzleşmenin yokuşlarında kan ter içinde kalın okurken.
tesadüflerin büyük aşklara yol açtığı bir çok kitabın karşı manifestosu, tesadüflerin bulduramadığı, olduramadığı bir aşkın üzerine, bir aylak adamdan, sıkıntılı düşünceler arasında, zevkli bir roman.
15. bohemyanın asgari isteri olan tecimsel kaygılardan arınmış olmak durumunu en başından sağlayan, lüzumsuz bütün çakıl taşlarından durulanıp salt dünyaya ve dünyanın yekliğe olan yazgılandırmasına dair ussal akıştırmalarda bulunan bir uzun lirik.

edebiyatın kıyılarına bir biçimde vurmuş herkesin, şu ya da bu şekilde aklından geçirdiği
-"bir ben miyim düşünen, bir ben miyim yalnız"
aşamasını, saman sayfalarda bedene getirerek anlatılması çetrefilli bir iç rahatlığının beraberinde, dilin ifadeye yetmediği koca koca düşünü taşlarını da getirip mideye oturtan/
okunmayı, okutulmayı, isim babalığı yaptığı dergileri, denemeleri, makaleleri sonuna dek hakeden kitap.

16. beleş diye otobüse binenlerin %80i...
17. okumamın üstünden yıllar geçmesine rağmen, sinemadan her çıkışta, gömleğime dökülen mısır artıklarını silkelerken, c'nin yalnızlığını, c'nin karanlığını hissetmeme neden olan eser-i muhteşem.
18. lümpen adam.
19. sahtelikten arınmış,sahici ve kendine has bir hayat kurmak, onu kitlelerden sakınmak ister c. fakat o kadar güçlü değildir insan,yılar,yorulur...
Alakalı olabilir!
- aylak adam
- aylak
- aylaklar
- aylak bakkal
- ayla aydemir

nedir.Net