dolmus diyaloglari »
127. - piston aşağı!
+ ...........!
126. dün akşam bir kaç reklamda ve dizide oynamış bir teyze, karşısında oturan iki teyzeye anlatıyordu;

-eskiden biz beyloğlu’na , çorabımızın dikişini dahi kontrol eder öyle çıkardık. şimdi öyle mi?

evet haklısın teyzeciğim öyle değil.

*şimdi gençlik, dekoltesini kontrol edip çıkıyor veya, hiç kontrol etmeden çıkıyor.
*şimdi gençlik çorap giymiyor. onların taytları var. taytlarında dikiş izi gibisinden bir sorunu yok.
*şimdi kıyafetin düzgün durmasındansa, yamuk yumuk durması eftal.

zaman değişiyor teyzeciğim. kimseden sizin istiklal caddesine gösterdiğiniz hassasiyeti göstermesini bekleyemezsiniz. siz sizden öncekilerin hassasiyetini gösterebildiniz mi? sizden önceki nesilde, kadınlar o caddeye çıkamıyordu ki, çıkarken çorabını kontrol etsin değil mi?
125. topkapı-esenyurt dolmuşu şirinevlerde trafiğe takılmış, yavaş yavaş hareket eder. arkadan koşturan genç ıslık çalar duyulmaz, ve arakdan dolmuşun dış kaportaya iki kez vurur. Şöför fren yapar ve kapıyı açar, genç içeri girer.

genç:-bulut durağı ne kadar
şöfor:- abi sana bedava!!
genç:- anlamadım?
şöför:- abi, minibüs sağlam ya yeter! *
genç:- .....*
124. karşı da başı büyük diye hitap edilen yere giden minibüslerden birinde şöyle bir diyalog yaşanmıştır;

teyze kapıdan sorar,
-başı büyük mü oğlum?
-evet teyzecim.
-ne zaman kalkar?
-sen otur kalkar teyzecim.
123. beşiktaş - sarıyer minibüsü, sabah 10 civarı. uykusuzluktan çift görmeye başlayan xelibone kişisi arka koltuğa davranır, oturur ve derin bir oh çeker. oturur oturmaz gözleri yerçekimine ayak uydurmak ister, onlara izin versem mi vermesem mi diye düşünürken birden minibüsün ön tarafındaki onlarca yazıdan en büyüğü gözüne çarpıverir: "seni seviyorum menis".
hayal mi gerçek mi derken gözler hafif aralanmayı başarmıştır, tam o anda uyandırma servisi edasıyla cırtlak sesli bir bayan arkadaş * yan taraftan dürter. zelibon kişisi şöyle bir sarsılır, sağa doğru kaykılır ve hayatı boyu unutamayacağı o sesi duyar:
"kalk ordaağğğnn orası doluuaağğ"
gerçekmiş, varmış böyle insanlar diye düşünürken "peki", der, kalkar, ön tarafa doğru penguen adımlarıyla yaklaşır. sırt çantası gittikçe ağırlaşmıştır. para vermeyi unuttuğunu farkettiği anda "rööeeeh" diye gelen ses çınlar kulaklarında.
"hüoop uzoylu zöküyö! poroyu uzatıvööcönnü?"
arkadan gelen kıkırdaşmalar, "aaiyyy sinir oldum kızaağğ iyi oldu haketti benceaağğ"ler falan... yaşlı amcam gözümün içine bakar, barzo arkadaş ordan burdan fırsat kollar. bilmediğin yerin minibüsüne binmeyeceksin anacım.
122. minibüste giderken arka koltuktaki iki başörtülü teyze muhabbet etmektedir; sinirli olan bir hışımla anlatmaktadır ki kocasından akrabasının mevlüdünde dayak yemiştir, yanındaki ise doğru düzgün dinlemez ve alakasız bir cevap verir:

hacile: e ben çatalları buzdolabını üstüne koydum - tikildim tikildim. hayır canım anise yengem de ordaydı pilavı karıştırıyodu, neriman da bulaşıkları yıkıyodu! e sen bana beri gel demezsen ben niye geleyim! sonra da "hacile niye bizimle gonuşmiye, bizi beğenmiye" diyalaa. hasan odaya çağırdı beni cüzdanım nerde diye. bi koydu köpek, sen niye somurtuyon diye - e ben daha napayım ya (aglamaklıya kaymaktadır ses) kalmaya gelmişiz zaten ben hiç bir şey getirmemişim, çamaşırlar makinede kaldım nasıl güleyim..

ayşe: valla ben de başkasında kalamıyom. bizim gelin diyo yenge biz sana o kadar geliyoz da sen de bizde bi gece kalmadın. ben yatamıyam başkasında valla! yattım mıydı beni beyle bi sıkıyalar sıkıyalar sıkıyalarrr..

cocoon o sırada tırnaklarını yemektedir gülmemek için, yandaki çocuk ise dayanamayıp kahkahayı patlatır, teyzeler susar.


121. sarıyer beşiktaş minibüsünde kadının biri maslak'ta inecektir; (eski kapılı minibüsler vardı o zaman), kapıya abansa da açamaz, iyice haşat eder kapıyı, şöför:
- bırah abla bırah - gapının abıra godun!!
120. azeri nine: eylen eylen men tüşecem.*
şoför: sakin ol teyze kapılar kapalı düşmezsin.
azeri nine: eylen ay kişi men tüşecem!*
şoför: yahu teyze sıkı tutun düşmezsin.

şeklinde devam eder ve kadının el kol hareketlerinden anlaşılmıştır ki teyze yalnızca dolmuştan inmek istemektedir. ama ineceği yerden bayağı uzaklaşılmıştır. Şimdi ters istikamete giden bir dolmuşa binip aynı diyaloğu yaşayıp ilk bindiği durağa geri dönmektense eve kadar yürümeyi tercih eder. madem evden bu kadar uzaklaşacaktım, keşke hiç binmeseydim diye düşünür.

azeri nine: köpeyoğlunun uşağı*
119. dead clown beni yani sanctimoniayı dolmuşa bindirdikten sonra kendi evine gitmek üzere dolmuşa biner olay şöyle gelişir:
dead clown: görüşürüz hayatım *
sanctimonia: hoşçakal
* * *
dead clown: şurdan bi kartal alır mısın hayatım!!!!
şöför: *
* *
118. dürtmek, dolmuş içi iletişimin vazgeçilmezi ve en birinci vazifesidir. başka hiçbir zaman, hiçbir mekanda yabancı bir insanın eli ile dürtülenin omzu, bu denli lakayıt ve "adamsendeci" ilişki kuramaz. sen hele o eli bi başka yerde temas ettir bakayım benim omzumla, napıyorum adamı.
117. öncelikle tüm toplu taşıma araçlarında olduğu gibi, iletişmemeye çalışarak başlar.

dolmuşa ilk binenler ya en arka köşelere, ya en ön tekli koltuğa oturmaya çalışır. sonradan binenler aralardaki ikili koltukların pencere kenarlarına tek olarak oturmaya meylederler. genel olarak kimse boş yer varken gidip de birinin yanına oturmaz. dürtüsel olarak "kendi alanını" korumaya yönelik bir genel bir davranış biçimiymiş bu. bir belgeselde izlemiştim.

kadınlar * biraz daha farklı davranırlar. mesela direkt gidip en öndeki şoför yanına oturan kadın azdır. "yanlış anlaşılacağı"ndan korkarlar. bindiklerinde dolmuşun tek oturulabilecek yerleri kapılmışsa ve birinin yanına oturmaları gerekiyorsa, öncelikle bayanların yanını tercih ederler.

ayakta kalmış ve kendiliğinde şoföre yakın bir yerde durmayı tercih eden kişi, şoförle ve diğer yolcularla daha yakın iletişimde bulunmayı tercih eden kişidir genelde. yolculardan gelen paraları şoföre iletip, para üstlerini falan takip eder bu kişi. dolmuşun en sosyalidir. "kaptan şu arkadaş gima'da inecekti" falan der. severiz bu amcaları.

bazı korkunç teyzeleri vardır dolmuşların ki, alpay erdem'e hak vermemek elde değil. yer verirsin, yüzüne bakmaz, bir teşekkür etmez. beş karış suratla oturur. para uzatmaz, kimseye yardımcı olmaz. ilk fırsatta yanında oturduğu adamın yanında kalkar, bir kadının yanına geçer. düzenledikleri kadın günlerinin kesin en dedikoducusudur o kadın. her iddiasına girerim.

he, kaptanların da iletişimi çeşit çeşittir. kimi acayip muhteremdir, naziktir. kapıyı açtığı zaman yolcunun sağ salim inişini takip eder aynadan. zort diye ayağın havadayken gazlamaz. "buyrun!" der. teşekkür eder. orhan baba'cı kaptanlardır bunlar genelde. amma, yeni yetme, asabi delikanlılar vardır bir de. her boka kızıverir, kızdı mı iyice sert kullanır dolmuşu, savurur seni ordan oraya.

amaan, çok uzattım. gayet keyifli bir şeydir işte dolmuş içi iletişim.

116. fonunda genellikle acılı bir müzik olan, para transferi, inme, binme, "gel otur abla" gibi, dünyevi, kimi zaman parasal, kimi zaman saygılı bir iletişimdir ki, dolmuş içi iletişimin kabesi "müsait bir yer" dir. herkes oraya varmaya çalışır, herkes orada inmeye çalışır. ama onları "müsait yer"e götüren şoföre, bu hizmetinden dolayı dini bir misyon yüklemek hatadır. o sadece işini yapmaktadır.
115. dolmuş içi iletişim
ders1

tanımadığınız insanlarla dolu bir minibüste biri omzunuza dokunduğunda ürkmeyin
hemen arkasından burnunuzun dibinde göreceğiniz para uzatan el ile parayı şöföre uzatmanız gerektiğini anlamalı ve hemen parayı alıp para uzatan kişiye "neresi" diye sormalısınız..

alternatif bilgi olarak : minibüs boş olduğu halde kalkıp da ödemeyi şöföre kendisi yapmayan yolcular içinse duymamazlıktan gelmek ya da * "minübüs boş kendin verebilirsin" demek tavsiye edilebilir.

kolay gelsin
iyi çalışmalar
tşk.
* *
114. ''arkadan vermeyen var mı?'' sorusunun sık sık tekrarlandığı iletişim biçimi.
113. Öncelikle durum grekoromendir, olaylar ve kişiler tamamen gerçektir.

bu tür bir aktiviteye katılmak için dolmuş, diğer yolcular ve siz yeterlisinizdir. sizden kasıt çoğuldur. abiniz, ablanız, babanız, sevgiliniz, tokmakçınız herneyse yanınızda bir dolmuş partneriniz olmalıdır. Şimdi bu şahıslarda uzaklaşıp olayı kuş bakışı özetleyelim;

genelde orta yaşlı ve bayandırlar. dolmuşta yan yana oturmaları gereklidir. bir süre dolmuş kapısında inip çıkarken, "sen arkaya geç, tmm ben önde giderim, bozuk var bende, otobüsü bekleyelim" diyolaglar adettendir. oturulup yola çıkıldıktan sonra bozuk para telaşı "ben verdim ben verdim, otur allasen" ısrarlarıyla şahıslar birbirine konuşma kusar. kusar çünkü arada 3 kişi * 2 koltuktan 6 kişi bulunmaktadır. partnerinin yanı boşalmışsa hemen koşulur. birbiriyle altlı üstlü oturan, popo popya yatan, göz göze gezerken gözü kayan vs. bağlı bireylerimizin dolmuştaki bu törensel birlikte olma çabaları incelemeye değerdir. yada değmezdir.

milletimiz yani türkler o yabancıların çok övdüğü sıcakkanlılığı ve samimiyeti yanlış anlamış bununla kalmayıp nezaketle harmanlayarak yepyeni bir bilinçdışı samimiyet kavramı yaratmıştır. * saygı ve sevginin bittiği yapmacık yerde size en samimi gelen şeyin göstermekte hiç zorlanmadığınız ve bilmediğiniz nezaket olması anormal değildir. lakin orta Çağ fransa`sında yemekten sonra geğirmek yemeği övmek için yapılan nezaket gösterileriden biriydi.

(bkz: ayrıntılarda kayboldum)
112. (bkz: üç tam bir robot)
111. manyak müşteri hınca hınç giden bir dolmuşu durdurur ve kapıdan bakar

"yer yokmuş, yok binmeyeceğim" der..

minibüsün dolu olduğunu gördüğü halde bunu yapar ama işin daha korkuncu şöförün verdiği cevaptır:

"gel abla gel ilerde inecek var"

(bkz: çüş dedirtecek yalan modeli)
110. dolmuş diyalogları:

1. dolmuş: vırınnnnnnnnn
2.dolmuş: vırrrrrrrrrrr
1.: vırınvırınnnnnnn
2.: ııııııııııııııııınnnnnnnnnn çıkçık *ııııııııın.
1.: ınınınınınınınının *.
2.: çıkıııııın çıkıııııııın çıkıııııııın tıssssssssssssssssssssss. *
1.: ıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııınnnnnn *

2. dolmuş geride kalır ve diyalog böylece biter.
109. dolmus gunden donen kadinlarla doludur.
k-1: sofor bey ben konevinde inecegim beni orada indir
sofor-peki abla
k-2:ayol 2 saattir parayi uzatiyorum alsana
k-3:seker fabrikasini gectik mi sofoooorrr
k-4:ayyy ayyyy ben burada inecektiim soforr beyyy durr
(bu arada soforun tepesinde konusup duran birsuru kadin vardir ve arka tarafi duymaz)
k-5:dursaniza kadin inecem diyorr
k-6:yavas sursene sunu cocuk dustu
sofor:pardon abla dur diye bagirinca ben...
k-6:sus bide bahane yaratiyor özür dileyecegi yerde
sofor:.......
k-1:hala gelmedik mi konevine???

efendi sofor daha fazla dayanamaz ve....
sofor:susun artik,hicbirinizi eve goturcek halim yok.aman allah korusun zaten.herkesi kapisinin onune birakacagim yeterki susun!!!
108. (bkz: dolmuşta boş kağıt vermek)
107. kaç vericem?
- 800.
Şöför:
- arkadan vermeyen var mı?
yolcu:
-az önce eline verdik ya kardeşim..
-neriman sen arkadan verme ben önden veririm.
106. -şöför bey müsait bi yerde incektim?
-...
-kaptan arka kapı diorum!
-...
-arka kapıyı açsana beaa
-pardon abi..!!
105. -ilerdeki durakta ineceğm...
-ne güzel
104. -kocabaş mi ?
-evet kocabaş.
-ne zaman kalkar ?
-sen oturursan kalkar.
-ne kadar vericem ?
-1 ytl
103. yer izmit...geçen kış saat akşam 6 sıraları.
minibüse 7-8 yaşlarında ufak boylu ve ölüklü bir ilkokul öğrencisi gelir.kalabalık olan minübüse biner ve yaklaşık olarak 3-4 dakika sonra ineceği zaman parayı uzatır kaptan ağebeyimize ve:
"iyi dersler"* * *
»
Alakalı olabilir!
- dolmus soforu yolcu diyaloglari
- dolmus edebiyati
- dolmus yapmak
- dolmus insan
- dolmus soforleri

nedir.Net