emek
1. beyoğlu'ndaki nadide sinemalardan biri
2. sozlukte komün baslıklarını dolduranların altını bos bıraktıkları baslık.karsılıgı asla alınamaz.
3. ankara'da bol ağaçlı güzel bir semt
4. anladığım kadarıyla bir yemek sosu veya yardımcı yemek...
(bkz: emeksiz yemek olmaz)
5. bir amac icin efor tuketmek,cabalamak.
(bkz: emek vermek)
6. İnsanın doğayı değiştirmek için gerçekleştirdiği zihinsel ve fiziksel çalışmalardır.bir malın ekonomik değeri de o malın içinde billurlaşan insan emeğine eşittir.
7. en yüce değer olduğu söylenir.
8. ankara'daki,eski okulum aykan'ın ilk zamanlarını geçirdiği semt..
sineması da vardır..
9. honore de balzac'ın iki cilt halindeki romanı.. iyi ütopyadır çünkü bi fabrikda önce sömürü vardır, sonra bi önderle beraber greve gidilir, fabrika ele geçirilir, fabrikanın fiziki şartları iyileştirlir, 6 saat iş saati konulur,çiftçi örgitleriyle anlaşılır ve aralarında değiş-tokuş usulü bir nevi şirinler kenti oluştururlar.. komünizm yazarın bakış açısıyla en ideal biçimiyle anlatılıyor..
10. eskişehirde bir gecekondu semti.
11. doğal kaynakları işleyen, biçimini ve yerini değiştiren, adedini çoğaltan kas gücü yani iş gücüdür. bir mal ya da hizmetin üretiminde verilen emek değerin belirlenmesinde etkili olur. Örneğin el dokuması halı çok emek verilerek üretildiği için fabrikasyon halıdan daha değerlidir
12. (bkz: emek pastanesi)
13. (bkz: emek sineması)
14. pek bir görecelidir bu kavram;

değer verirsiniz birine, umut beslersiniz, emek verirsiniz; sonra biri size döner ve der ki: "olmayan bir oyunda başrol oynamak istedin!!" işte o anda donakalırsınız.."demek hiç oyun olmamış", "demek hepsi hayalmiş, halüsinasyonmuş" cümleleri döner durur kafanızda.. emek vermeyi işte o an bırakırsınız..
ne mi olur sonra? olmayan oyunun başkahramanı bir daha hiç oyun oynamamaya karar vererek sahneden inip izleyiciler kısmına geçer, tövbe eder "emeğe" de, "değer"e de.. kendi hayatına döner, "geçmiş geçmiştir" diyerek..

zaman geçer olanların üzerinden, bir döner bakar sahneye; oyuna hayali diyenler, halüsinasyon olduğunu iddia edenler, "emek" der, "değer" der, "yanarım" der; buruk bir gülümseme oturur o zaman yüzüne, doğru kararları çok çok önceden vermediğine hayıflanan..

ama hani dün dündür, bugün bugündür ya; zararın neresinden dönülse kardır; tecrübe yenilen kazıkların toplamıdır ya; döner gider dudaklarındaki gülümsemeyle..

iki taraf da emek mi vermiştir bu durumda? acaba ikisinin de yandığı emekleri gerçek midir? yanılan hangisidir? e onu da zaman gösterir heralde..
15. yağmurlar altında, karda, fırtınada, mayıslarda eylemler mitingler ... hep onun içindi, onsuzdu. onu ilk kez mart ayının sıcak bir cumartesi günün de gördüm.bir ince memet sohbetine gizlenmişti hayat. bir insanda gördüğüm en güzel gözlere sahipti ve bir kıza verilebilecek en güzel isim ona bahşedilmişti.tabi ' idrak edebilene,' sancılı bir dönemden sonra 'şartlar olgunlaştı.' banliyölar, bakırköyden cankurtarana kadar alabildiğine sahiller, anadolu kavağı, galata, cennet, tabi ki makarna. hepsi emekti... sevgi emekti . yaz sıcağı ağır geldi ilkbahar kadar sürdü... dünya fazla acımasız.
16. ankarada metro durağı.
17. kendinden bir şeyler vermeden yapılamayacak hededir.fakat karşıda ki kişi tarafından pek fark edilemez.genelde insanlar kendi yaptıklarını görürler.bu yüzden çoğu zaman hırpalıyıcı bir olaydır.
18. kanımca galaların en çok yakıştığı beyoğlu sineması.
Alakalı olabilir!
- emekli
- emekci
- emektar
- emek spor
- emek kafe

nedir.Net