yazmak bir cehennemdir
. ilhan berk demiştir: yazmak bir cehennem'dir.
evet, güzel; yazmak o yüzden cehennemdir, bu yüzden cehennemdir, yazı yazıyor olmak hissiyatı eninde sonunda gidip "farkındalık" kavramına dayandırılacaktır, farkında olmak "kapı" kelimesini çağrıştıracaktır, kaç tane kapı açtıysan o kadar kapının aslında kapalı olduğunun farkındalığının (evet, bir daha farkındalık) mutsuzluğu tetiklediğini bileceksindir, ama bu bilme'nin bilmememenin bilgisi olduğunu zaten bizatihi yazmak ve öncülü olan okumak kavramı sana anlatacaktır, yazmanın cehennemliği üzerine birçok birçok sosyal çıkarsama yapacaksındır, "her romancı şiir yazamamış şair eskileridir." diyesi bir de iddiada bulunacaksındır; ikinci yeni, garip, dada, sürrealizm, fecr-i ati, toplumcu gerçekçilik, milli mücadele dönemi, tanzimat, o-şu-bu diyeceksindir ama... evet, ama ki: yazmanın neden cehennem olduğunu aslında çok geç kavrayacaksındır.
yazmak, (anlayacaksın ki) şu yüzden cehennemmiş:
sevgilinle, aynı yatakta uzanırken dahi, o yatağı nasıl şiire/romana/öyküye dahil edebilirim düşüncesini aklından geçirdiğin anki cehennemdir; şu yüzden cehennemdir ki, çocukluğunun su içme nesnesi olan eski bakır taslardan sana su ikram edildiğinde o suyun ve anısının tadını çıkarmak yerine hem suyu hem de bakır tası ve hatta çocukluğu yazma kavramına dahil edeceğini düşündüğün anın uçuculuğudur. (söz giderek çetrefilleşmektedir, zira bu da yazmak'sa; bu da cehennemdir), hâsılı, yazmak yaşadığın ânı artık silikleştireceği, kıymetsiz kılacağı, yazı nesnesi yapacağı için cehennemdir. yazmayı düşünmeyi bile yazarken cehennemin ortasında olmaktır. cehennem bu. biter mi?
Alakalı olabilir!

nedir.Net