iki dagin arasinda kalmisam
. sarhoş olmak istiyorken, elin bir anda kaleme gitti varsayalım. öyle bir durum ki bu; burnun da akıyor, kalem-kağıt da yok, farz edelim (yedi rekat günah kıldım bedeninde) misafirim bir evde, bu klavyeye ulaşabiliyorum ancak.

ev çamaşır suyu kokuyor. hiç zormalıyorum çağrışımları. eskiden ya da yeniden bir şey hatırlamak istemiyorum. bir şeyi yeniden hatırlamak istemiyorum eskiden olmuş. içeriden sesler geliyor diyelim, kedileri göüyorum sonra. bugün biri karnmın tam üstünde uyuyakaldı. uzanmıştım, geldi üstüme uzandı, uyuyakaldı. içinden sesler geliyor; tedirgindim. hatırladım sonra; arada çıkarırlarmış böyle sesler.

otogardan dönüyorum. (ben-sen) burnum akıyor. (senin değil.) haliç'ten geçiyorum. (sen nerdesin?) kediler geliyor aklıma, ilk markete girip yem alıyorum. galata'nın altında bir de bira sözü.

"iki dağın arasında kalmışam/bülbül gibi daldan dala konmuşam oy oy/konmuşam oy"

"ne gün gördüm ne de murat almışam/ana beni bir soysuza verdiler oy oy/verdiler oy"

bir gün, bütün istanbul'u kulağımda müzikle dolaşacağım. bu sözü vermiştim kendime. küçük aletler yapmışlar, bir ton şarkı dinleyebiliyorsun onun sayesinde. bir tane onlardan edineceğim. sonra, bu fikrin aklıma ilk düştüğü zamanın "o" şarkılarını koyacağım oraya. bütün istanbul'u, o şarkılarla. köprülerden geçerken, pazarlardan, camiilerden, caddelerden. diyelim ki bu, bir çeşit vasiyet olacak. bulanlar o şarkılardan anlayacak. ya da hiç bulmayacaklar ya da hiç kaybolmayacağım ve de zaten anlaşılacak bir bok yok.

türkçede ağız farklılıklarından en çok diyarbakır ağzını sevdim. muavinlerinin bağırışı bile müzik gibi gelmiştir, neden bilmem. (onlardan değilsen eğer/sana zalim derler) dağkapı civarında, hevsel bahçelerinin orada, bağlar'da, melikahmet'te, şehitlik'te, ofis'te konuşulanlar. hepsi farklılık gösterir ya, yine de hepsi tını sahibidir. hepsini ayrı ayrı severim. (otogarını hiç unutmadım. neydi, malatya zafer turizm.) otogarında beklerken bir boyacı çocuk vardı. "abi ayakkabini boyayam? istersen?" oradan, ofis'e dek yürümüştüm. en çok da, anıtpark'ın oradaki afiş kalmış aklımda. unutur muyum?

diyarbakır türkülerini; arguvan türkülerinden de, harput türkülerinden de, urfa türkülerinden de daha çok seviyorum. bunun ne önemi var ki? var. bunun çok önemi var.

-iki dağın arasında kalmışam---

--kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı----
Alakalı olabilir!

nedir.Net