ahmet altan « »
26. gerektimi karsindakini cok guzel oturtan yazar.
27. bir kitabını okumuş herkesin kendisinde eleştirmeye hak gördüğü yazardır. sadece bir kitabına göre yazar eleştirmek mantıklı olmayıp, bir yazara "bu adam şöyledir, böyledir" diyebilmek için, en az üç dört kitabını okumak, o yazarı tanımak, neler yaptığını veya yapabileceğini bilmek gereklidir. kitapları için;

(bkz: kılıç yarası gibi)
(bkz: isyan günlerinde aşk)
(bkz: tehlikeli masallar)
(bkz: yalnızlığın özel tarihi)
(bkz: geceyarısı şarkıları)*
(bkz: dört mevsim sonbahar)
(bkz: karanlıkta sabah kuşları)*
(bkz: sudaki iz)
(bkz: kristal denizaltı)
(bkz: ve kırar göğsüne bastırırken)*
(bkz: aldatmak)
(bkz: içimizde bir yer)
28. kadın ruhundan anladığını ve kadınları hemcinslerinden daha iyi tanıdığını iddia eden yazarımız.
29. (bkz: ahmet alttan) * *
30. bir duygu hakkında ne kadar iyi yazarsan o duyguyu içinde biriktirmiş,yoğunlaştırmış ne yazık ki yaşayamamışsındır* gerçekten yaşayanlar ,yoğunlaşan her duyguyu biriktirmeden harcamışlardır diye düşünüyorum.her ne kadar aşk ve kadınlar hakkında güzel yazsada zannımca ,kadınları gözlemlemiş ama yakınen tanıyamamış ,aşkı biliyor ama yaşayamamış ve biriktirmiştir.
yaşayamamışlıkları bizi ilgilendirmez, sadece kendi duygularını değil bizim duygularımızıda yaşamış gibi iyi ifadelerle anlatma yeteneğine sahiptir.buda onun iyi bir yazar olduğunu düşündürüyor*
31. ticaret amaçlı kitaplar yazan insan.
32. son kitabı bakkallarda 2 milyondan, 2 milyon tane satan yobaz sakallı insandan bozma kalaşnikoffşarjörü..
33. uzun yıllar önce milliyet gazetesinde çalışırken, atakürt isimli bir makalesi yüzünden işinden olan ve bu olayla birlikte gazeteciliğe nokta koyup, edebiyat dünyasına adapte olmuştur. söz konusu makalede, kürt sorununu herkese basit bir mantıkla anlatabilmek için, türkiyede yaşanan her şeyi tersine kurgulamıştı.
34. sanırım post-modern edebiyat diye buna diyorlar.*
kanımca yaptığı şey edebiyat değildir. zira edebiyat, aynı şeyleri döndürüp dolaştırıp uzun, sıkıcı, karmaşık ve anlaşılmaması için özel tasarlanmış cümleler demek değildir. kadın ruhundan anladığı falan da yoktur.*
35. (bkz: filozof)
36. okuyanlara ve kendisine hakaret etme isteği uyandırır, tamam güzelde gözümüze sokmak zorundamısınız herifi dedirtir, ayrıca gözümüze soktukları da hep bizi beğenmez, anti-kemalist olur, teröristleri destekler..*
(bkz: saldırma isteği)
(bkz: üstüne atlama hırpalama isteği)
(bkz: gebersin)
37. zamanında ataturk'e laf eden yazılar yazan, populerliğin boyle saglanamayacağını anladıktan sonra buram buram sx kokan yazılar yazarak metropol kadınlarına hitap eden yazar....
38. unuttunuz mu yoksa yasadiginizi, günler, kizgin küller gibi bütün duygularinizi kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudaginizi isirdiginiz olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle söyle bir koltugunuzda dogruldugunuz, aniden bir yaz yagmuru gibi bosaniveren sebepsiz sevinçlere inanmiyor musunuz, bir agaç gölgesinde bir an durmak, bir aksam üstü denize baktiginizda bu sonsuz sularin kipirtisina sasmak yok mu artik, elele tutusmak, bir avucun bir baska avuca dokunmasinin yarattigi ürperti de hayal hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera, çekildiniz mi hayattan, hayatin sizin bulunmadiginiz yerlerde yasandigina mi inaniyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her seyi, yorgun ruhunuz yeni coskular için hazir hissetmiyor mu kendini? delirdiniz mi siz? bu köse basinda karsiniza ne çikacagini biliyorsunuz, biliyorum genellikle köse baslarinda açlik ve ölüm çikiyor karsiniza ama kim bilir, belki eski bir dosta, belki güzel bir kadina, belki okunmus kitaplar satan bir sahafa da rastlayabilirsiniz, bir piyano sesi duyabilirsiniz ya da bir rumeli türküsü açik bir pencereden, bir sögüt agaci görebilirsiniz çocukken kabugundan düdük yaptiginiz, dans adimlariyla yürüyen bir çift bacak geçiverir önünüzden, bir oglan bir islik çalabilir, hatta siz bile çalabilirsiniz. "ne sevinci, ne hayati, ne eglencesi, para yok ki" diyorsaniz eger ve eglenmek için paranin gerekliligine bu kadar inaniyorsaniz, emin olun paraniz oldugunda da eglenemezsiniz, para eglenceyi çesitlendirir sadece ama eglenceyi yaratamaz, öpüsmek parayla degil, sarki mirildanmak parayla degil, "acaba simdi o ne yapiyor" diye düsünmek parayla degil, televizyonda iyi bir film seyretmek parayla degil, sizin için demlenmis bir bardak çayi, bu benim için yapildi diye neredeyse gururla alip, bardagi ince belinden sikica kavrayip içmek parayla degil. bir tabak semizotunu sevinçle paylasabilirsiniz ve hiç bir pahali lokantada bulamayacaginiz bir tad alirsiniz, eger bir tabak yemegi paylastiginiz, paylasmak istediginiz insansa. hayat diye bir sey var. sadece sizin olan, sadece size ait, içinde sadece sizin gördügünüz çiçekler açan, yalnizca sizin müziklerinizin çaldigi bir bahçe var, sokmayin oraya öyle herkesi, çiçeklerinizi baskalarinin çapalamasini beklemeyin, sarkilarinizi baskalarina söyletmeyin, anladik, ahmakliklar oluyor, aptalca kararlar veriliyor, hepinizin hayatindan bir seyler çaliniyor, hayallerinizi teker teker buduyorlar, ümitlerinizi öldürüyorlar, çaresiz birakiyorlar sizi, yenildiniz belki de, yenilginin agir yarasini tasiyorsunuz ruhunuzda, ama gene de bir hayatiniz var sizin, sadece size ait bir bahçeniz, durup soluklanacaginiz, yaralarinizi yikacaginiz, çiçeklerini seyredebileceginiz bir bahçe, sogukta bir bira içebilirsiniz, bir agacin gölgesinde durabilirsiniz biran, sabaha karsi uyanip her ay yeniden dogan hilale bir bakabilirsiniz, çok sevdiginiz bir kitabi bir daha karistirabilirsiniz, asik olabilir yada asik olmayi düsünebilirsiniz, sevdiklerinizi özleyebilir ve bir gün yeniden kavusabileceginizi hayal edebilirsiniz, geceleri agaçlarin daha degisik koktugunu farkedebilirsiniz, yeni bir salata icat edebilirsiniz, sevgilinizi çirilçiplak soyup evde öyle dolasabilirsiniz, saçlarinizi her zamankinden daha degisik kestirebilir, evinize bir gün de baska bir yoldan gidebilirsiniz, aliskanliklarinizi degistirmek için kendinize karsi müthis bir savas açabilirsiniz. hayat diye bir sey var, her zaman size kesfedilecek genis alanlar birakan, ne kadar yasarsaniz yasayin daima bilmediginiz, kuytularina sokulamadiginiz bir hayat, sadece size ait bir hayat. biliyorum dertler çok, ahmakliklar yapiliyor, sikintilar bitmiyor,günler birbiri ardina burusup eskiyor, yorgunsunuz, belki yeniksiniz. teslim mi olacaksiniz peki? hayal kurmayacak misiniz, çilginca sevismeyecek misiniz, bir daha öpüsmeyecek misiniz, agaçlara bakmayacak misiniz, denizlere sasmayacak misiniz, ani ve sebepsiz sevinçlere inanmayacak misiniz, bir tabak semizotunun tahmin edemeyeceginiz kadar lezzetli olabilecegini hiç düsünmeyecek misiniz, sizin için demlenmis bir bardak çayi bardagi belinden kavrayip içmeyecek misiniz, daha bitmeden bitirecek misiniz her seyi. delirdiniz mi siz? hayat diye bir sey var, evet orada, elinizin hemen yaninda duruyor.ahmet altan
39. yazdiklari ne edebi ne de psikoloji uzerine..ama kalemi kuvvetli olup cok saglam yazar, bu yazar..
tiki, piyasa, sisirme, sondurme, kaldirma seklindeki yorumlara gulme sebebim, butun yazdiklarini okumus olmamdan kaynaklanir ki, bir kadini, kadin gibi dusunmeyi, kadinin verecegi tepkileri bu yazar cok guzel anlatir.
(bkz: kilic yarasi gibi) romaninda anlatim ustaligi ust seviyede olup, keske filmi de cekilse oturup izlesek dedirtir insana.
40. gözleriniz nasıl bakıyor?
hiç merak ettiniz mi?
baktınız mı hiç kendi gözlerinize?
kilitli bir kapı gibi mi, hiç ışık sızdırmayan...
Çıplak kadınlara nasıl bakıyor gözleriniz?
sevişenlere nasıl bakıyor, öpüşenlere...
vurulmuş bedenlere nasıl bakıyor?
parlak kravatlara, şık tayyörlere, rüzgarlı eşarplara nasıl bakıyor?
nasıl bakıyor gözleriniz, gözlerinize hiç baktınız mı?
ne var sizin gözlerinizde, elem mi, keder mi, çaresizlik mi, korku mu, sevinç mi, ümit mi, bezginlik mi?
kilitli bir kapı gibi mi yoksa?
Şehir ışıklarına nasıl bakıyor gözleriniz?
bulutlara, doğan güne, akşam kızılına...
silahlara nasıl bakıyor gözleriniz?
Üstünüze tutulan silahlara...
kelepçelere, hapishanelere, darağaçlarına...
sokak çocuklarına...
'hakkımı istiyorum' diye bağıran o ihtiyara...
'yalnız değilsin kızım' diye hapishaneye giden kızının ardından hıçkıran anaya...
'nerede benim kocam' diye soran yaşlı kadına...
sizi korkutan eski generallere nasıl bakıyor gözleriniz?
dünyaya, hayata, dostlara ve düşmanlara...
nasıl bakıyor sizin gözleriniz?
kilitli bir kapı gibi mi, hiç ışık sızdırmayan?
gözleriniz, bir aynada gözlerinize değdiğinde, nasıl bakıyor?
utançla mı, ıstırapla mı, korkuyla mı?
sizin gözleriniz nasıl bakıyor, hiç merak ettiniz mi?
nasıl bakıyor o gözleriniz şu yaşadığınız hayata?
a.altan
41. -----siz kendi duygularinizin kölesisiniz, herkes gibi. ama size hükmeden bu duygulari taniyamaz, ne zaman, nerede, nasil ortaya çikacagini bilemezsiniz.
bir ask, bir öfke, çildirtici bir kiskançlik, dayanilmaz bir özlem bazen karanliklarin içinden çikip sizi esir alabilir. bazen, bir baska insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. bazen öfkeyle kamasir içiniz.

kendi bilinmezliginizle yaptiginiz bu karmasik dansta adimlarinizi ayarlamak için size yardim edecek olan edebiyattir. size, sizi, hayati, insanlari, duygulari anlatan edebiyat.


42. yabanci bi dergiye türk erkekleri hakkinda hakaretvari açiklamalarda bulunan yazar...
babasiyla beraber amerika'ya ve capitalist dusuncelerine gereginden yakin buldugum yazar.

43. manken kızlarımızın , tiky lerin ismini en çok telafuz ettikleri yazar.
44. bi sürü güzel laf söyleyip de aslında hiçbir şey söylemeyen bir adam.
45. son romaninin ilk bolumunu haftalik dergilerden birinde yayimlatan ve kesinlikle edebiyat yapmadigi ortaya cikan, kadin ruhunu kucuk emrah bakisiyla karistiran ve fakat yazi haric bazi konularda gayet cesur davranabilen yazar...
46. odtü'de yumurta saldırısına uğrarken izlenmesi gereken şahsiyet.(sanırım odtü idi),
sıçrayışları bambi yi kıskandırdı/ le figaro
47. 'vatanı kadın memesıne satırım' cumlesıyle antıpatı toplayan unlu yazar...
48. denemelerini uyku hapı yerine kullanmak mümkündür. aklını belden aşağı şeylerle bozmuştur ve bir insanın rastgele bir kitabı eline alıp okuduğunda, bağlamı bilmediği halde kendinden bir şeyler bulacağını iddia eder.
49. bir zamanlar kırmızı koltukta mı ne çıkardı, kalemi elinden düşmezdi...
bir ara birinin gözüne sokacak diye korktuğumu hatırlıyorum gerçekten...

yazarlığını da sevmem...
50. kapitalizmin önde giden maymunlarındandır. tabi altan ailesinde bu genetiktir,o ayrı.düzenin savunucusudur. karıdır kızdır muhabbeti derken genç bünyeleri başarılı bir şekilde oyalar.

ayrıca (bkz: libos)
« »
Alakalı olabilir!
- ahmet aslan
- ahmet tan
- ahmet arslan
- ahmet acan
- ahmet hakan

nedir.Net