ben ordek deyince sen gole bak « »
26. ben ordek deyince sen gole bak; golde insan elinin degmedigi bir yer kalmışsa eğer sevin. düşün ki gölün etrafı ormandı eskiden top oynardın ağaçların arasında. "biz büyüdük ve kirlendi dünya" demiyordun daha. dünya kirlendi biz büyürken, göl kirlendi. düşün ki kirliliğin bir kısmı da senin yüzünden. keşke inanmasaydım petrol devlerinin getireceğini vadettiği özgürlüğe, aralarında top onayacak ağaçlar kalmadı demeden önce iyice bak belki gölde insan elinin değmediği bir yer kalmıştır.
27. ben ördek deyince sen göle bak. bak ki düşüneyim. zor sen bana bakarken düşünebilmek. yazabilmek daha da zor. bana bakmaman en zoru ama. göle bak, ama geçici olsun, uçucu olsun, göçücü olsun. bu kaçıncı olsun da, ben ördek deyince sen göle bak. edebiyat kaldırmaz ama, ben doğuştan halterciyim. ben sokaktan görülebilecek tek sıcaklık olduğunu düşünerek avizelere bakayım o sıra. bi sıra arkadaşım vardı benim, birlikte ceket giyerdik. mecburen ama olsun. ben konuyu değiştireyim (mecburen ama olsun), ikimiz de safça bi kurnazlıkla anlamazlıktan gelelim. ben göl demeye çalışmayayım, sen anla. gül demeye çalışsam olmaz, hem yürek dayanmaz, hem edebiyat kaldırmaz. o arkadaş sıradan kalktı mı beni de kaldırırdı, bahçede turlardık. ne göl vardı, ne avize. sevmezdim okulu. sevmezdik. ceketi zorla giyer, keyifle çıkarırdık. ceket sıcaklığıyla avize sıcaklığı farklı. avizelerin altında yuva denen şey var. ördeklerin olur mu yuvası? ona bak. ben konuyu değiştireyim, sen anla. öyle anlarda kızma bana. ceketimi de veririm sana, üşütme diye. anla ki işitme diyorum işte. bana bakma ki düşüneyim. çıplak bi ampül soğukluğu bir nedir? perdeye yansıyan televizyon mavisi bir renk midir? ördek yeşili? göl mavimsi? kaldırımlar kaldırır mı bu edebiyatı? sen aldırır mısın bu sorulara? daha ne kadar yol aldırır bu kaçış bize? kaç deniz mili kıskanır bu göl? gölge bir oksimoron mudur avizeden perdeye? perdeli ayakları ördeklerin, yüzmeye yarar. sen bana bakma, göle bak. belki bi işe yarar. hehhehhehheeee... hıck!
28. ben ordek deyince sen gole bak, pisman olma. pisman olmamak icin yasa. yaz geldi zaten.yeniden asik olma vakti dogaya. yanina sadece sigarani al ve git gol kenarina. gece olsun. neyi kaybettigini hatirla. hep hayalini kurdugun kirmizi bisiklet yok artik. asik oldugunu sandigin sari sacli, cilli kiz baska birinin koynunda. nice dostlar geldi gecti bu hayattan. sensiz yasayamamlar, birlikte olelimler, hayat boyu dost kalalımlar gecti. avucunda kalan sadece umut simdi. daha iyi bir dunya, daha iyi bir gelecek icin umut. yapma! ne olur vazgecme yasamaktan. umudunu gole atma.
29. ben ordek deyince sen gole bak ne cok insan geldi gecti hayatindan, ne cok aci, ne cok yara, ne cok eksiklik.
30. ben ordek deyince sen gole bak ve elma dersem çık armut dersem çıkma *
31. ben ördek deyince sen göle bak ya da bakma farketmez artık. biz hiçbir nesle aşina değil miyiz? ya da neyiz? kime, neye, neyi, niye ispatlamak lazım? eskindedi o: bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, bin atlı o gün bokunda boncuk bulmuş gibi sevindik... binler, ikibinler değil mesele. öz olmak, özgür olmak, derdini anlatabilmek, iki kelimeyi bir araya getirebilmek sıçmalamadan...
32. ben ordek deyince sen gole bak. zaten ne desem tersini yapiyorsun. ördek dedigimde ördege baksan halbuki, ah be hulusi, ne adamsin. bak millet kendini ashlee simpson'lara kaptirmis, biz hala ördekle, gölle ugrasiyoruz. ben de bilirim afili kelimeler kullanip, milleti "aha bak bu biliyor da konusuyor" dedirtmeyi ama, yine de sen göle bakiyorsun be adam. maya calmaya da kalkarsin sen simdi; terssin ya.

hulusi, canim kardesim, ben ordek deyince sen bana bak, malum, sadece aptallar parmak cenneti gösterirken parmaga bakarlarmis. birak sen bu isleri, gel biz senle göle gidip ördek avlayalim. göle bir, ördege iki, yeter ki sana bi'sey olmasin hulusi. hulusiiii? sst, hulusi, dinliyor musun beni? hulusiiii? neredesin be hulusi, ne bu göl, ne de ördekler yerini tutmuyor be hulusi.

ah hulusi, sensiz öyle yalnizim ki!
vak!
33. ben ordek deyince sen gole bak, evden bir ayakkabının eksilmesi daha iyi anlatiyor ayriligi. hatirla ne kadar cok aci cekmistin kazanmaya calisirken o'nu. evden bir ayakkabinin eksilmesi anlatiyor artik her seyi. dost kolay kazanilmiyor unutma.
34. ben ordek deyince sen gole bak, dost dedigin; sen yanlisa giderken gerekirse ayaklarini kiracak olandir. yanlis yaptiktan sonra birlikte aglayan degil. herseyini kaybetmek pahasina seni yanlistan ceviren insana saril. kalbini ver o'na ve karisma otesine.
35. ben ordek deyince sen gole bak, acı çekiyor ördek gölde yalnız. acı çekmek özgürlük değilmiş anlıyor.
cemal sureya okuyor bıyıkları yeni terlemiş delikanlı göle:
"kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının"
o da yalnız.
yalnız insan: kayıp mektup.
bağırıyor gökyüzüne "esirgeyen ve bağışlayan direnmenin adıyla", sıkıyor yumruğunu.
kayıtsız bunlara ördek. tek istediği bir eş. yeşil tüyleri olan.
36. ben ördek deyince sen göle bak demesem de bakıyorsun nasılsa. görmek istediğin gibi gör, olmak istediğin gibi ol. işine geldiği gibi yaşa. bakma yukarılara! sadece göle bak. ördekler yüzüyor işte, başka bir şey görmeye ihtiyacın mı var?
ben de burada paşa paşa göreyim işlerimi. bakma arkana! ordek!
37. maydonoz parçaları kalmış dişinde
üstelik türkçe karakterleri de yerinde
o gün beyaz et yesen de yemesen de
ben ördek deyince sen göle bak

ne söylesem alındın, kin besledin bana
oysa ne çok sevdim, ne çok değer verdim sana
şiire isim bulmak için kendini kasan kasana
ben ördek deyince sen göle bak

top senin diye forvet oynarım sandın
büyük defans oyuncularını hesaba katmadın
dikenlerle top değil, ama belki sen patladın
ben ördek deyince sen göle bak

bir tek ben yazarım sandın, yanıldın
koca bir kitapta belki kısacık bir yazıydın
oysa ne hayallerin, ne düşlerin insanıydın
ben ördek deyince sen göle bak

bir çıkış yolu olarak kaçmayı seçtin
kendi cezanı kendi kararlarınla verdin
onsekiz oldun da, anca oy mu verdin
ben ördek deyince sen göle bak

yazma şevkim yağmurlarla kaçtı
bana ancak hazırladığı bohçası kaldı
benim içimde bir tek yağmuru kaldı
ben ördek deyince sen göle bak

neden, nasıl bilinmez; şimdi neredesin
bir ses versem, el etsem görünmez misin
sevdiğimi söylesem, birden gelir misin
ben ördek deyince sen göle bak
38. ben ördek deyince sen nedir.net'e bak. körlüğün, nankörlüğün ve ilgisizliğin kutsandığı bir o kaldı. kaldı derken çağrıştım serbest serbest... "nem kaldı" erdal erzincan eşliğinden çok uzak. nem kaldı hakikat! bulut bulut bütün frameleri kaplayan osuruktan nem... soluklar tutuk, zıvanadan çıkmışlığın ser-hoş, başı-boş, ezik kokusundan tiksinmemek için. karanfil koksa idi cigaram, duraksız nefesle çekerdim iliklerime işleyene ve bu ağır kokuşmuşluk dağılana dek. ahmed arif de bir başka hani kardeş, ilk şiirine bakıp yazmaya daha güçle sarılır insan. belki ben de bir ahmed arif ola... zor değil aslında nedir.net'in tarihçesine "bir hoş hayal idi" yazanların yazdıklarına bakıp feyz almamak. şevk lazım ördek, bir de şevk veren... dememiş miydim ben sana: "yazdıran olmayınca kalem ne yapsın"...
39. ben ordek deyince sen gole bak, gör: eskiden nezaket vardi bu golde. insanlar birbirine hitap ederken buyuk bir kirilganlikla hareket ederlerdi. "siz bilirsiniz" deyince kavga çıkmazmış sevgili ördek. ben bilirimler çıktı artık meydana. benim hayatımlar türedi sonradan. bana karışamazsınız diyen çocuklar, hayatımdan uzak durun diyen çocuklar türedi. eski zamanlarda ördekçiğim anne baba görülünce saygıdan eli ayağına dolaşırdı insanın. korkudan değil sevgili ördek saygıdan. böyle evlerde yetişen insanlar dışarı çıktıklarında da aynı saygıyı gösterirlerdi insanlara. bizim zamanımızda ördekçiğim elinde bira sokaklarda dolaşmak özgürlük değil edebsizlik sayılırdı. yollara tükürülmezdi eskiden. tanımadığımız insanlara iyi günler dilerdik bütün samimiyetimizle. ne tür ruh haline sahip olursak olalım gülümserdik konuşurken insanlarla. işte öyle sevgili ördek. artık sokaklarda karizmatik olacağım diye somurtup gezen insanlar dolu. biz ise daha eskimeden eskiyi anar olduk na garip. ne garip televizyon seyretmiyorum demek garipseniyor artık. insanlar televizyondan nefret ediyor ve onsuz yaşayamıyor. ondan aldıkları kültürsüzlükle çıkıyorlar sokaklara. herneyse... neyi değiştirebiliriz değil mi ? nezaketsizliğin normalleştiği bir gölde yaşamak istemeyiz değil mi ?
40. ben ordek deyince sen gole bak, sinema gelmiş göle. ördekler yeni dünya duzenine hazır. constantine aslinda bir şarlatan ama lara craft'a yok bir sözümüz. amerikalı siyah giyen iyi adamların gölü kurtarma projelerine kulak ver. canın acısa bile şikayet etmemelisin. sen demokrasiyi onlardan daha iyi bilecek değilsin.
41. ben ördek deyince sen göle bak; gölünde hâlâ düşünen ördekler olup olmadığını merak et. kapitalizm desem; "yav kardeşim sen de çok çalış kazan, kıskanma zengin olamadığın için" diyenler de var ördek. sosyalizm desem; "100 kiloluk adamla 40 kilolu adam aynı payı mı alacaklar?" da var. faşizm desem "ben milletimi bayrağımı severim"i anlayanlar da var. hele müslüman desem; ağzından köpükler saçarak gerici, yobaz, ortaçağ bozuntusu, terörist diye sayacaklar da var emin ol. işte ördek benim dünyamda en basit konular bile böyle algılanıyor. umarım senin gölüne fikirsizler uğramaz. umarım! sen ne dersin ördek? ne yapmalı? nasıl anlatmalı?
42. eğer ortamdaki tek ördek gölün içindeyse bakılması gereken yerin göl olduğunu belirten cümle.

ha bir de: (bkz: sözlüğün deneme kitabı çıkartması)
43. (bkz: ben ördek deyince sen aynaya bak)
44. ben ordek deyince sen gole bak, göl kirleniyor sevgili ördek. buraya da geldiler sonunda. kurtarılmış tek hezeyanımız da yavaş yavaş yok oluyor.
45. ördek, bi bak. düşümden çıkıp döşüme gir. orada dışımdan kaçıp hışımla dörtlükler sıralayan bir ölü olacaktı. bak ona. bak ona. doğuşumdan kaçıp, bak bir çağrışım olacak orada, sığın. aldırma bana, aldanıyorum, bak. bana yol aldır, gidemiyorum, bak. bakır sinileri, vazgeçmişliği ve kokularını bunların; susmayı, senden kalanları ve korkularını bunların; bırak. bırak, kurbağa kılıklı seni, bırak. böyle deyişimden kaçıp, bak bir şey var orada, ben göremiyorum, sevin. göle, gölü ölü olarak görmediğimi söyle. ama şöyle, açık açık söyleme. bak, o anlar. hermes kılıklı seni, hadi düş yola, döşüme, hadi.
46. ben ördek demedim...
şehir gıcırtıları duyuyorum yine. dışarıda yağmur yağıyor ya bu gıcırtılardan duyulmuyor ki. ıslanmayı sever o. ıslanacak.. eskiden bisiklete hızlı derlermiş, hız resmi çizmek isteyen ressamlar ki istemişler, bak bu önemli aslında, tren ve bisiklet çizerlermiş. figürün arkasını dalga dalga çizgilerle donatırlarmış ki hızı çizdikleri belli olsun. sonradan faşist olmuşlar ördekcim; bak ördek dedim!
evet eskiden bisikletler ve trenler hızlıymış, bugün hızı ölçebilmek için aletler yapıyorlar, gürültüyü ölçmek için de.. şehir gıcırtısını kimse ölçemez ama, benden başka. ben ölçerim! kendimi duymamı engellemişliğiyle ölçerim onu.. ölçtüm bile!
buraya yazmak için bir şey ayırmıştım, benden önce almışlar! neyse..
neden bu karışıklık? soracaklar şimdi bir de. üff! yeni bir satıra geçmek lazım.
merhaba satır! gonk sesini duydun mu? artık çekiniyor musun? dedim ya.. neyse..
47. sevgili ördek bizim coğrafyamıza bayram geldi. ister istemez ne kadar derdimiz olsa da şimdilik onları bir kenara kaldırdık. kendimize mutlu yüzü olan maskeler taktık ve bu bayramı mutluluk için de geçirmeye çalışıyoruz. ama ördek ben sana ramazan ayından bahsetmek istiyorum. kendi tarafımdan baktığımda şeytanların zincire bağlandığı aydır ramazan. bunun yansıması olarak da suç ortalamasının en düşük olduğu aydır. bu ramazan ayında da çoğu belediyeler güzel uygulamalar yapmaktadırlar; herkese açık iftarlar vermek, iftar çadırları hazırlamak gibi... keşke diyorum bu uygulama bütün aylarda devam etse de ülkede aç insan kalmasa. her belediye kendi belirlediği yerlerde sabah ve akşam yemekleri verse. aç kaldığı için hırsızlık yapmasa kimse. keşke diyorum işte. keşke...
48. ben ördek deyince sen göle bak
düşünme bak sade
bak
böcekler de öyle yapıyor.
49. benim her ördek dememde sen zaten bakıyordun göle
belki biraz inattan,
hoşuna gittiğinden belki göl,
veya daha önce hiç ördek denmediği için şahsına...
aslında umursamaz oluyordun
göle bakıp beni dinler gibi yapıyordun
ama görmüyordun, duymuyordun
aslında çok iyi duyuyor ama dinlemiyordun
çünkü ördeği sevmiyordun
sevmiyordun çünkü benden olan birşeydi bu
benden olan
ve başka kimsede olmayan...
göl belki büyüktü
daha onlarca ördeğide içinde barındırırdı
ama sen asıl ördeği unuttun
hiç yoktan bi ördek yarattın
gölün kıyısında buldum sandığın ördekle ilgilenirken
abarttın
ve hep aynı şeyi düşündün
aslında tüm ördekler aynı
yanıldın
beyninde yankılandı sesleri kuşcağazların
ve son ördek diyişimde sen çoktan gitmiş oluyordun...

50. yazmak bir cehennemdir diyorlar ördekciğim. bir saniye, senin bu başlıkta olmaman gerekiyordu ama. her yere gaganı sokuyorsun. madem geldin, sana bir açıklama yapayım. sen, bir eylemsin. insanın algılama, anlama, süzme, kendine ve başkalarına anlatma çabalarının metaforik bir nesnesisin. ikinci tekil şahıs olarak ifademizin bir yansıması olman nedeniyle eylemsin. aslına bakarsan bir ördek bile değilsin, sadece bir ördek fikrisin. bu açıdan göl ile aranda zerre fark yok. her defasında farklı anlamlarla içini doldurduğumuz bir kapsın. bu yüzden de, her defasında aynı çabamızın farklı görünümlerinin dışavurumusun. sana yazmak adını da verebiliriz tabi. göl bir kağıtsa, sen de kalemsin. ikiniz de ayrı ayrı bir işe yaramıyorsunuz...

galiba yazar yanlış başlığa yazıyor ama ne farkeder? ördeği göle baktırmak da bir aynı cehennemden çıkan ya da aynı cehennemi doğuran değil mi?

ördekciğim sen baktıkça biz yazıyoruz, biz yazdıkça sen bakıyorsun...
« »
Alakalı olabilir!
- ben ordek deyince sen gote bak
- ben ordek deyince sen gole
- ben ordek deyince sen goethe bak
- ben ordek deyince sen yola bak
- ben ordek deyince sen gole gir

nedir.Net