ben ordek deyince sen gole bak « »
256. ördek...
lan oolum!
kime ne kötülük ettinde bedduası tutuyo anlamıyorumki. iyice sineye çekildin gittin.

vak diyesim geliyoda... neyse boşver.
peki deyip geçiyoruzya bazen herşeye, heh onun gibi bişey buda yavrucum. ona peki buna peki.

pekin!
255. millet nerde ördek?mekan boşalmış görüşmeyeli.yoksa herkes mayalara inanıp şirince'ye mi göçtü?
254. göl!
253. ördek !

ilçenin internet bağlantı kablosu çalınmış kimlerin yaptığına dair paranoyalarımız var elbet.

sonra bugün müdür soğukkanlılıkla iki tane öğrencimizin örgüte katıldığını söyledi. kimler bilmiyorum ama küçükler, öğrenciler...

252. ben ördek deyince sen göle bak ki, gör bu hayatta üç kuruşluk insanların olduğunu. ördekcan biliyor musun aklımda bir sürü kötü anı olduğunu? ufacık sıkıntılar yaşadığımda bunların yunuslar gibi su yüzüne çıktığını? bu duyduğum kin duygusunu sevdiğimi ve kötü olan hiçbir şeyi unutmadığımı biliyor musun?
251. ne zaman kötü bir şey olsa aklıma sen geliyorsun, yazmasam bile anlatıyorum sana.

ördek !

bugüm acının somut bir şey olduğunu öğrendim. içimde bir yerde duruyordu. midemle göğsüm arasında bir yerde sıkışmış, çekyatta sızmışım bir uyandım, algıladığım ilk şey acı oldu. nefes alırken içimdeki ağrıyı ağırlığı hissettim.

ördek !

şimdi sana ne olduğunu yazarasam içime çörekleneceklerden korkuyorum, çünkü sen de çok gerçeksin.

ölüm de çok gerçek ördek.

cenaze arabası, ağıt, toprak, gözyaşları...
250. sevgili ördek ben daha ölmedim.

sallantılar bitmiyor, kimse bizden haber vermiyor oyy !..

249. ördek suya dalda gel.
248. ördek ! ben özalp'teyim burası sürekli sallanıyor, deprem oluyor , çok korktum , çok üzgünüm, hiçbir yerde haberi geçmiyor. bir şey olursa haberin olsun diye yazıyorum , bir geçmişimiz , yemiş içmişilğimiz var. beni merak et!
247. özledim be ördeğim seni, senli güzel günleri, yitirdiğim heveslerimi...
şimdi yavaş yavaş çözüyorum var olmanın benin için neler ifade ettiğini.anlıyorum ve anladıkça farkındalığın yalnızlığa mahkum eden kederine selam ediyorum.ama asıl korkum yalnızlığa önlenemez bir iştahla alışıyorum.sıyrılırken bütün lükslerimden gereksinimlerimi kanıksıyorum. "bak çayım sigaram, her şeyim tamam" deyip imkansız hayallerimin tekinsiz sularında gark olmayı seçiyorum.yani aslında yaşamaktan vazgeçerek düşsel dünyamın derinliklerine arzuyla koşuyorum. maziye bir bakıveriyorum "ne yaptım bunca yıl" sorusuna cevap bulamamanın acısıyla uyanırkan düşlerimden...o an anlıyorum aşk için çok geç kaldığımı.

yaşlanmak bu olmalı ördeğim.
e hadi yak artık sigaramı...
246. yemyeşil bir dağın en yüksek yerinden kendimi sonsuz maviliklere bırakıp uçmak isterdim şimdi. yüzüm serin bir rüzgarda, gözlerim kapalı kanat çırparken unutmak isterdim tüm geçmişimi ve yaşamımdaki tüm hayatları. mümkünse hepsi sussunlar, gitsinler, olmasınlar. bencilliklere bağımlı, tutsak şu hayatım artık bir yük tüm bedenime. en çok da beynim almıyor bir de gözlerim. ne zaman düşünsem dişlerimin kenetlenmiş ve gözlerimin dolmuş olduğunu fark ediyorum. tüm yapmak istediklerimin baskısı ve engeller engeller engeller, yenik düşüyorum her seferinde. bıktım artık anlıyor musun ördek, bıktım!
245. savgılı ördük
kim ne derse desin. nasıl bir söylem kurtarabilirdi söyleyenini direksiyonu kırma şansını bize vermiş olmasaydı.

gözümde şiş.

bir de ayrıca ve hatta, aslen sadece itin dirseği denk geldi.
gayda gibi şişti.
uykusu gelmesin kimsenin diye atlamadan şu çiti demeli söylemden elbet vahiy olur.
kelime türeyecekse köküne bakacaktık, anlamlı en küçük parçasından türetecektik vah ki ne vah.
kazıdan dil bulgusu da çıkar elbet, bilgi olur.
duvarı tokatlayan ayıdan tarihi alıntı da yapılabilir elbet. ilk uygarlık bu hayvancağızın ellerinden töredi. törenlendi sonra.

hocam bu denklem hayatta ne işimize yarar?
defol pis öğrenci
derste konuşulmaz.
bırak dersi buraya gel.
burada bu parkta.
tahterevalli de güzeldir de el ele tutuşması zor olur elbet.
hem isim kazıması zor olur ve bir kazıda tarih sizden söz edemez.

tarih bizden neden söz etmeli?

oysa şimdi adını hiç duymadığımız, varlığını bilmediğimiz bir adamın ördüğü duvarın önünde fotoğraf çektirebiliyoruz.

adın batsın. bırak anılsın bu duvar. adım batsın
içine, derin. adam gömülsün.

biz de iyi bilirdik, gömmeden hemen önce dolabı.

birazdan kana vurgu yapacak bir cümle gelecek.

fikir değiştirmek insan hastalığıdır alsa nasebep.
sebepsizlik kırmızı olmaz. dikkat çekmez çünkü.
domates tezgahlarının üzerindeki al branda elbet aldatacaktır.

Öpmeden hayranlık duyabiliyoruz, gözden tat alma organı türetebiliyoruz.

bu kadar çok aynaya bakıp kendini görmezden gelen bir yaratılmış daha var mıdır? göz ilah, ayna insan yapımıysa suçu kime atmalı içimize dönemiyorsak?
baca temizleyicilerini diyorum evimizin tepesine çıkarttığımızdan beri elbet elbet bizdeki karalık unutulacak, başımızın üstünde durmalıydı onlar, çatıya çıkarttık.

allah'ım bir melek.
yarsın vallahi sesim çıkmaz döşümü. Çıkartsın.
melekten elbet baca temizleyicisi olmaz

baca kirli, kir arınır suda yoksa yoksa evet ördek.
hakkını elbette vereceğiz.
-suyun sızladığını bilmeyenler, taşın kırıldığını nerden bilsin?-

selim abi bak sana ne diyeceğim.
ay ben bakmasam da orada.
bak masam da orada.
bakma sam da orada.
bak masamda morada.
ay deyince yumuşayan insan dede ekleyince nasıl aslına döner?
eşek etme sevdası yadırganamaz, yabana atılamaz diyecektim yanlış oldu. yüklemeyi seviyoruz çünkü.
yüklenmekten eşek olunmaz bari bunu yüklen.

bu cümlenin yükleni yok hocam!

hayırdır kim ola bu saatte demek aklıma hiç gelmedi aklıma bir şey gelmişken. zili karna kim taktıysa allah ondan razı olsun.
la fonten elbette biri okusun diye insan mektup yazar. kimse okumayacak, okumasın diye yazan adamın akılsızlığından şüphe ederim zira.

lan akılla yürüyecek iş mi bu?

bak hele.
ailemden baskı görüyorum dört öğün patates.
saçlarını tara dediler bir sefer.
nerdeyse diş fırçalatacaklardı duvara vurup dökmeseydim hepsini eğer.
eve erken gel diyorlar, nerde kaldın fırçası atmadan önce tuvale. te ebesinin nikahı hatta.

oysa sen öyle değilsin.
özgür özgür sıçabiliyorsun sokağa.
iniş çıkış saatin yok dünyaya.
her yaz bodruma gidiyorsunuz oh ne ala.
bir de izi olmasa bokuninin.
babasıyla oturup karşılıklı çorba içemeyen adamlar var ay ne boktan.

Şerefe baba.

hangi noktalama işareti gelecek araya bulamadım da şunu diyeceğim; sende gönlüm olduğundan kulağım sende. sesin iyi geliyor alçağa . baba gözünün yağını yiyeyim inme hiç şerefeden aşağıya.

sevgisini diğer tarafa bıraktı ne demek be abi? nerdeyse ben de inanacaktım buna. bu dünyada seveydi çayı hatta şekerli.

münker nekire soru hazırlamak saçma belki ama-

ona bak: gül yüzlü zebani olur mu? bana bak: günah çuvalıyla cennete girilir mi? şu feleğin işine bak: cennetle cehennem arasında meksika sınırı var mıdır?

Şu okul bir bitseydi, şu askerlik, haftasonu bir gelseydi, yatak odası takımı üyelerinin bonservisi bu denli yüksek olmasaydı, şu t
a
k
s
i
t
bir bitseydi, emekleseydim başa dönüp, sona gittiğimde.
zaman hızı yanına almış akıyor.
vakit bir türlü türlü geçmiyor. bir geçsek şu ardı arkası gelmeyen sınırdan ne var.
bak ne var derken bile sonrasının telaşı.

hayatı boşa geçirmenin
o değil de ara verince bak çok yer kaplıyor. hayat katlanılmaz değildir be yav, katlanılamazdır. ve işte böyle ara verince bak çok ver tutuyor.
ergonomik değildir heralde.

es geç, nereye geçeceksen.

yani anlayamamamdan bahsediyorum hiç olmazdı diye sarı selim abi.
dünyada kaç insan her cümlenin arasına sıcak kelimesini en çok koyuyordur bunu istatistik bilimi açıklayabilir mi onu soracaktım sana yarın. bir de insan bazen rahatlar ya abi öyle klozet kapağı düşmesin ama aklına başka türlü rahatlama.. bazen bazı insanlarla konuştuğumda bu oluyor bana.

parfüm kullan. sözlerden daha etkili! sözden anlayan kız yok ki artık. deodorant kullan, parfüm kullan, jöle kullan.. daha etkili demiştin de

üç beş tane söz kestim karşılamak için. o da işe yaramadı. mundar ettik anlayacağın.

kastım.
evet haklısın diyen beynine yay takayım.
kast için akli denge şarttır. ben nasıl kastedeyim diyecektim.

taksirle oldu bunlar.
iksir kafi.
aksır ki çok yaşa.
gözümü açayım ben de.
244. ben ördenk deyince sen g*te bak okudum bianda ve kendimden utandım...
243. "zaman ne de çabuk geçiyor mona.."

bu acı

ama

zamanın gerisinde kalmak...

sen dururken o geçiyor...

her gün saniyelerle otobüsü kaçırmak gibi.

"boşuna koşma çocuk"
242. sen hala burda mısın ördek?yapacak başka işlerin yok mu?
241. ördek galip amca ölmüş..

sıradan bir ölüm. yaşlanmış, dede olmuş, epeydir de hastanade yatıyormuş.. şimdi herkes onlarda. ölüm evleri çok hareketli oluyor ördek.

dedem öldüğünde çok koşmuştum ben, bizimkilerin telaşı bana da geçmişti. saikin de gitsem aynı yere varacaktım. tam merdivenlerden çıkacakken battaniye ellerinde babamları görmüştüm. merdiven çok dardı, - feneri vardı rahmetlinin sevmezdi dar merdivenleri sönen otomatiği- geri indim ben. önümden geçip gittiler.

ölüm insanı zavallı yapıyor. ölene çok acıyor herkes. böylece daha çok ağlayabiliyorlar.


insanlar ölüyor, ölümler insanları özel yapıyor. sonra alışmak başlıyor, sıradanlaşıyor acı ta ki yeni biri ölene kadar; yeni ölenle bütün ölenlere bir kez daha ağlanıyor...

ölmek insanların bu dünyada yapabilecekleri en fiyakalı şey bence ördek.


ben düşünüyorum bazen öldüğümü ; öldükten sonraki hallerimi değil de işte kalanların hallerini. çok acıklı geliyor. ağlıyorum. sonra hemen başka şeyler düşünmeye başlıyorum. bütün ölümlerin akıbeti bu. başka şeyler düşündürüyor.

bugün çok dolandım. yazacak beynimi kusacak bir yerler aradım, bulamayınca buraya geldim. sana gelmek istemiyorum ben aslında. ben bugün gökyüzünün çok yüksekte olduğunu görüp şaşırdığımı sana söylemek istemiyordum ama dedim ya gidecek başka bir yer bulamadım. ya sen, ne geziyordun burada ?
240. her şeyin çok güzel olması için hiçbir şey yapmıyorum.
lakin bir gün her şeyin çok güzel olacağına yürekten inanıyorum.
acaba diyorum ördeğim, kafayı mı yiyorum?
239. "lan hala mı?" diyerek entry girdiğim başlık..
238. toroman dinliyorum lan ördek. teoman yani. kırıklarını aldırdım kalbimin diyor , gönülçelen diyor. dönüp duruyor bu şarkı beynimde. sorun şu ki ben espri yapamıyorum. herkese dediğim şeyi kendime demeliyim oysa '' birşeyleri ciddiye almaktan ödün kopuyor. bu yüzden espri yapıyorsun'' .
bakiye yetersizdi ö-deme noktasına gittim , ''öö'' dedim geldim sana ördek. bu arada arabalar namaz kılamaz , ama renault clio . bu cümleden sonra altını ıslatırsan sorun değil kuyumcuya kuruturuz.

üzülme lan benim için, vallaha. evleri sıcak , elleri soğuk tüm namussuz ama masum erkeklere selam ediyorum. ben size alışamam demiş kız.
237. nasıl yani hiç anlamadım bunu.
236. çok vefasızsın be ördek.
235. şimdi hangi yere kaçayım sevgili ördek beynimden bütün iç organlarıma bardaktan boşanırcasına yağan, midemde asit etkisi bırakan, kalbimi yamultan bu hayal sağanağından!
şimdi neden yerli yersiz ağladığımı, neden salakça sırıttığımı nasıl anlatayım insanlara !
bu hayaller yakar beni bir gün ördeğim...
ateşin var mı?
234. ben ördek deyince sen göle bak söyleyemediklerimi anla! ördekcan tutturamıyorum bu hayattaki yerimi. yanlış zamanlarda, yanlış yerlerde, yanlış şeyler yapıyorum. yanlış yapmaktan korkarım ya ben hani, bugün bir test ettim kendimi. biliyorum hata bende değildi aslında. bu bir yanlış da değildi. sonuç doğrularımı götürdü ama. götürdüğü sadece doğrularım değildi de.

.......

ördek daha yüksek sesle şarkı söylesem çocuk acılarımı bastırabilir miyim?
233. günlerdir kafamda bir yere oturtmaya çalıştığım entelektüel bilinç tanımı hakkında anamla konuşamıyorum be ördek. kafamdaki bir çok ıvır zıvır hakkında konuşamıyorum aslında. ne kadar çok ihtiyacım var oysa "zihnimde yüzen dağınık" kelimeleri konuşarak toplamaya. anlamıyor bizim kocamış hatun söylediklerimden. ben de anlamıyorum bazen. nasıl bu hale geldim. anamın dudaklarından çıkan kelimeleri duydukça zihnimdeki kirliliğin farkına varıyorum. nasıl bu hale geldim sevgili ördek?

kurduğum her cümlenin altından çağlayanlar biriktirirdim gençken. gençken algımın ne kadar da sonsuz bir kavrayışın kapısını açabildiğine hayret ederdim. nihat vardı o zamanlar yanımda. ne zaman dağılmaya başlasam parçalarımı toplar tekrar yapıştırırdı. parçalana yapıştırıla artık dikiş tutmaz bir hale gelişimi içinde bilinç geçen cümlelerle izah edebilirim. nihat'ın bir sıva ustası olmasını beni düzeltmekle kazandığı hünerin sonucu sayabilirim. bir şiiri alıp sapan taşı niyetine küfretmekle meşhur olmaya başlamış bir adamın hırsıyla savurabilirim. peki ya anam sevgili ördek? anamla iki cümleyi anlamın dupduru olduğu bir zamana nasıl denk getireceğim? toprağı kazarak karın doyurmuş insanların çocuğu olarak toprağın bilgisinden bu kadar uzaklaşmış olmamı nasıl izah edeceğim?

nihat'la çocuklarımız üstüne konuşmanın beni büyük devrimler düşlediğim günlerden daha çok heyecanlandırdığını biliyorum. salt hayat hakkında konuşmanın heyecanını bu yaşa gelene kadar anlamayacak idi isem nasıl olup da sonsuz bir kavrayışın sahibi olduğuma inandım/inandırıldım?

söylesene sevgili ördek zihnimdeki hangameden kurtulup hayatın o binlerce yıllık sığ ve fakat düzgün sularında yüzebilir miyim ben de?
232. ördeği kestik yedik biz, ne güzel semizlemişti yıllar evvel herkes onunla ilgileniyordu. sonra sözlüğe giren olmadığı için aç kaldı yavrucak, bizde kesip yedik. tadı güzelmiydi? değildi içine ne bok bulursak tıkmışız zamanında (aşk, öfke, mutluluk vs.). acıydı velhasıl. kendi ölmesin diye kestik yedik. şimdi kendinize yeni bir ördek bulun ona yazın. ha bulacağınız ördeği yavruyken bulun hatta çirkin ördek yavrusu olsun ki herkes yine çekip gittiğinde ördek ölürse skimizde olmasın tabiri caizse. ölsün gitsin pezevenk!
« »
Alakalı olabilir!
- ben ordek deyince sen gote bak
- ben ordek deyince sen gole
- ben ordek deyince sen goethe bak
- ben ordek deyince sen yola bak
- ben ordek deyince sen gole gir

nedir.Net