erkan gologlu
1. radikal futbol ekinde yazardı bir zamanlar, sonra o ek satılmıyor bahanesiyle kapandı (ki konusu futbol olup satılmadığı için kapatılan tek "şey"dir herhalde bu topraklarda), o zamandan beridir de birkaç başka neşriyat dışında hep radikal'in futbol sayfasında yazılar yayınlamış ankaralı bir futbol mütefekkiridir. burada şimdi gizemli cümleler kurmanın pek anlamı da yok, müstear olduğu ilk zamanlardan beri tahmin edilen bu isim, ankara'da yaşayan ve seksen dönemi şairlerinin bilinenlerinden biri olan, para kazanıyor olduğu mesleği de avukatlık olan bir şairdir. tanıl bora, uğur vardan, can kozanoğlu, eray özer gibi isimlerin futbola bakışının biraz daha uzağında duran, bol politik referanslı enfes bir mizah dili yaratabilmiş bir yazardır goloğlu. iletişim, "söyleyince yine ben kötü oluyorum" adıyla kitaplaştırdı goloğlu'nun yazdıklarını. önemli özelliklerinden biri de, sık sık bir avukat bürosu olduğu hissi veren tüpgaz bayiisine sahip olmasıdır. yazılarının çoğunda bu tüpgaz bayiinden söz eder, oradaki dostlarını, oda seçimlerini falan yazar. ankaralı olması hasebiyle, ankara takımlarına karşı duyduğu sempatiyi de inkar etmez. yazılarına şu link şeysinden de ulaşılabilmekte bu enteresan futbol mütefekkirinin:

http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=ERKAN%20GOLO%D0LU
2. şahane bir goloğlu yazısı daha:

"sizi bilmem, ben bu hafta tribünlerde anlamlı bir pankart aradım. geçen sezon hrant dink cinayetini kınayan bir pankartla çıkma talebini federasyona ileten adana demirspor başkanının yediği 'fırça'dan sonra, bu ve benzer pankartla sahaya çıkacak, o da nadir babayiğit biraz zor gözükecek gibi. ama tribüne yakışırdı, yani ne yalan söyleyeyim.

'ayağa' oynamak

aslına bakarsanız, 26 nisan haftasında tribünde şöyle önce mırıldanmayla, ardından ıslıkla, sonunda da sözleriyle 1 mayıs marşı patlasa, nasıl da açardı bünyeyi. Çarşı'da mesela... onlar değil miydi, geçen 1 mayıs'a resmen katılan. marş biter bitmez de, cıncık gibi bir pankart: "biz ayak takımıyız, onlar ayakçı." Öbür tribünden destek pankartı:
"bu oyun ayak topudur, biz de, ayak takımı." kale arkasından zımba gibi bir "bizim cennetimiz ayaklarımızın altında."
sonra bütün stat hep bir ağızdan "ayağa kalkmayan başbakan olsun" diye inleseydi, hani...
mesela bütün hocalar o hafta "yerim ağbi şampiyonluğunu, düşmesini. bugün hepimiz yerden ayağa oynuyoruz" deselerdi. hakemler topa kafa vurmaya sarı kart gösterseydi. kafadan, uyarıya filan gerek kalmadan... ceza sahası içinde topa kafa vuran oyuncunun takımı aleyhine penaltı verilseydi. hatta basketboldeki gibi her takımın ilk yarıdaki sekiz 'kafa' limitinden sonra, nerede olursa olsun penaltı verilseydi.
kırkpınarcılar bile mesela, "bu yıl karar aldık, baş-başaltı yerine ayak-ayakaltı diyeceğiz" filan deseydi.
voleybolcular, "biz de bir şeyler yapmak istiyoruz" deyip, nasıl olsa yasak değil, elle değil, ayakla oynasalardı. hentbolcular çaresiz sussalardı, ama bir fişek, yatağında nasıl susarsa öyle sussalardı.
tribünün kanaat önderleri, 1 mayıs perşembe gününden sonra televizyon programlarına katılırlardı. "sayın dündar, 'sayın birand'ın programından geliyoruz, orada da dedik' diye topa girerlerdi. "biz işçi sınıfına çok söyledik ağbi" derlerdi, "polis her hafta tribünde bize allah yarattı demeden girerken, işçi sınıfı susuyordu, can ağbi. biz o zaman onlara çok dedik, 'susma sustukça sıra sana gelecek' diye." can dündar, öyle bir eda takınırdı ki, gülüyor mu ağlıyor mu anlamazdınız. hatta bence düpedüz sular seller gibi ağlardı. can dündar, tribünden gelenlerin, programı kapatmadan son sözlerini alırdı. "ağbi, önümüz
6 mayıs, son sözümüz daha söylenmedi" derlerdi.
ben, kendimi avuturdum."

06.05.2008

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=876243&Date=13.05.2008
Alakalı olabilir!
- erkan ogur
- erkan veyseloglu
- erkan obus
- erkan yolac
- erkan gurer

nedir.Net