hasan karakaya
1. tarzini begenmedigim fakat dusuncelerinden bazilarina katildigim vakit gazetesi yazari.
2. vakit gazetesi yazaridir.
fatih altayli yazdigi bir yazi ile mahkemelik oldular. tazminat odedi.
o yazinin bir bolumunu aktarmak yeter. fazlasi zarar. yaziyi yazma nedeni fatih altayli nin basortulu bayanlar icin 3 kurus daha versen baska seylerde yaparlar demesi

Öncelikle; böyle bir yazıyı kaleme almış olmaktan dolayı hepinizden, özellikle de hanımlardan özür diliyorum.
bugün; "seviye" beklemeyin benden... Çünkü "çukur"ların seviyesine inmek ve kulaklarına bağırmak istiyorum.
ahlak, edep, medeniyet, hoşgörü de beklemeyin. zira; kendimde değilim bugün. son derece öfkeli, kızgın ve kendimi kaybetmiş durumdayım. vücut kimyam bozuk. ağzıma geleni, kağıda döküyorum. kusura bakmayın... Özür diliyorum hepinizden... bugüne kadar; bu köşeyi hanımlar da okuyor diye, mümkün olduğu kadar "argo"kullanmamaya,
mümkün olduğu kadar "sövmemeye" özen gösterdim. ne var ki; okuma hakları ellerinden alınan "başörtülü" öğrenciler için "fahişe" diyebilecek kadar adileşen, pespayeleşen bir "orospu çocuğu"na, hakettiği
dilden cevap vereceğim. dikkat edin; "orospu'nun çocuğu" değil, "orospu çocuğu" diyorum. cünkü; "ana"sının kabahati yok. bilseydi, büyüyünce böyle bir "mahlukat" olacağını hiç doğurur muydu onu?..
evet; o, kafası orospulaşmış bir fahişe!..
o, bir orospu çocuğu!.. o, mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir "cenin" olamaz!..
olsa olsa; '9 ay 10 gün çektiği kabızlık"tan sonra makatından defettiği bir "bok"tur!..
düşünüyorum da; bir "insan"dan, mümkün değil, böyle bir "yaratık" çıkamaz!..
bir kadın, böyle bir "enik" doğuramaz! aklım, havsalam almıyor. hiçbir ana-baba, böylesine bir "pislik", böylesine bir "mikrop" uretemez!.. hele hele; 9 ay boyunca taşıyamaz bünyesinde!.. o halde, nereden çıktı bu mahluk?..
"İnsan" desen, insana benzemiyor!.. "hayvan"desen, tüm mahlukata hakaret olur!..
kendi dışkısını yiyen "domuz" bile temiz kalır bu "necaset"in yanında!.. İyi de; kim bu alçak?.. nereden çıktı bu şerefsiz?.. Öyle bir "necaset parçası" ki, hiçbir "ana"nın rahminden çıkması mümkün
değil!.. onun gözünde; okumak için üniversite kapısında bekleyen "başörtülü" öğrenciler birer
"fahişe!.." hem de; "bellenmesi gereken bir fahişe!.." depremde çektikleri "acı"ların üzerine, bir de "okula girememe" baskısıyla karşılaşan bir "depremzede öğrenci"nin zulmü protesto için açtığı "7.4 yetmedi mi?" pankartına takmış kafayı. diyor ki; "size neyin yetip yetmediğini ben biliyorum da, size değmez!.. onu yapmaya bile değmezsiniz!.. sizi gidi alçak fahişeler sizi!.." ben de diyorum ki; hayır; böyle bir "şey"e "insanca" cevap vermek mümkün değil...
ona neyin yetip-yetmeyeceğini ben de çok çok iyi biliyorum ama, değmez!.. Çünkü; yazdığı kalem bile "küçük" gelir ona!.. o ki; oturduğu "cola Şişesi"nden bile zevk alan bir "homoseksüel"dir!.. dolayısıyla; "kalem"ler, "şişe"ler değil, "budaklı odun" lazım, bu alçak homoseksüele!.. ya da, çok iyi bildiği "çarpışan mızrak"lardan ikisi!..
bu "necaset" var ya; program yaptığı "kanal-izasyon"dan aradım kendisini:
"o şimdi burada yok, denize doğru akıyor o bok!"dediler!.. ağzından "kusmuk" kaleminden "irin" dökülen bu it, asla "yazar" olamaz. büyük bir ihtimalle ya "boynuzlu" bir pezevenk, ya da en yakınlarını
pazarlayan bir "deyyus"tur!.. sırf "başörtülü" oldukları için okuma hakkı gaspedilen kız öğrenciler için
"200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar"
diyebilecek kadar bayağılaştığına göre, merak ediyorum; böyle bir hayvana tahammül edebilmesi için, karısına ne kadar "vizite parası" ödediler?.. ya da; karısı kaç milyona soyunuyor?.. "yatak ücreti" kaç paradır?.. yoksa;
"lüks yaşantısı"nı, debdebeli hayatını, karısının "vizite ücretleri"nden kazandığı paralara mı borçlu bu pezevenk?..
rıdvan dilmen'in sözünü ettiği "yazar"lar arasında bu "boynuzlu"da var mı
acaba?.
3. kendisi vakit gazetesi nin en önemi yazarlarından biri olmakla birlikte dürüstlüğü ve cesaretiyle her zaman takdirimi kazanmıştır..fatih altaylı ile ilgili olan yazısı da eşi benzeri olmayan bir yazıdır ve gerçekten de ilk kez böyle bir yazıyı kaleme almıştır ve çok da iyi etmiştir..ancak yazının hiçbir yerinde fatih altaylı adı geçmemektedir..bence yazının tamamının da burada bulunmasında hiçbir sakınca yoktur..

öncelikle; böyle bir yazıyı kaleme almış olmaktan dolayı hepinizden,
özellikle de hanımlardan özür diliyorum.

bugün; "seviye" beklemeyin benden... çünkü "çukur"ların seviyesine inmek
ve
kulaklarına bağırmak istiyorum.

ahlak, edep, medeniyet, hoşgörü de beklemeyin.

zira; kendimde değilim bugün.

son derece öfkeli, kızgın ve kendimi kaybetmiş durumdayım.

vücut kimyam bozuk.

ağzıma geleni, kağıda döküyorum.

kusura bakmayın... özür diliyorum hepinizden...

bugüne kadar;

bu köşeyi hanımlar da okuyor diye, mümkün olduğu kadar "argo"kullanmamaya,
mümkün olduğu kadar "sövmemeye" özen gösterdim.

ne var ki;

okuma hakları ellerinden alınan "başörtülü" öğrenciler için "fahişe"
diyebilecek kadar adileşen, pespayeleşen bir "orospu çocuğu"na, hakettiği
dilden cevap vereceğim.

dikkat edin;

"orospu'nun çocuğu" değil, "orospu çocuğu" diyorum.

çünkü; "ana"sının kabahati yok.

bilseydi, büyüyünce böyle bir "mahlukat" olacağını hiç doğurur muydu
onu?..

evet;

o, kafası orospulaşmış bir fahişe!..

o, bir orospu çocuğu!..

o, mümkün değil ki, anasının rahminde büyümüş bir "cenin" olamaz!..

olsa olsa; '9 ay 10 gün çektiği kabızlık"tan sonra makatından defettiği
bir
"bok"tur!..

...............

düşünüyorum da;

bir "insan"dan, mümkün değil, böyle bir "yaratık" çıkamaz!..

bir kadın, böyle bir "enik" doğuramaz!

aklım, havsalam almıyor.

hiçbir ana-baba, böylesine bir "pislik", böylesine bir "mikrop"
üretemez!..
hele hele; 9 ay boyunca taşıyamaz bünyesinde!..

o halde, nereden çıktı bu mahluk?..

"insan" desen, insana benzemiyor!..

"hayvan"desen, tüm mahlukata hakaret olur!..

kendi dışkısını yiyen "domuz" bile temiz kalır bu "necaset"in yanında!..

iyi de;

kim bu alçak?..

nereden çıktı bu şerefsiz?..

öyle bir "necaset parçası" ki, hiçbir "ana"nın rahminden çıkması mümkün
değil!..

................

onun gözünde;

okumak için üniversite kapısında bekleyen "başörtülü" öğrenciler birer
"fahişe!.."

hem de;

"bellenmesi gereken bir fahişe!.."

depremde çektikleri "acı"ların üzerine, bir de "okula girememe" baskısıyla
karşılaşan bir "depremzede öğrenci"nin zulmü protesto için açtığı "7.4
yetmedi mi?" pankartına takmış kafayı.

diyor ki;

"size neyin yetip yetmediğini ben biliyorum da, size değmez!.. onu yapmaya
bile değmezsiniz!.. sizi gidi alçak fahişeler sizi!.."

ben de diyorum ki;

hayır; böyle bir "şey"e "insanca" cevap vermek mümkün değil...

ona neyin yetip-yetmeyeceğini ben de çok çok iyi biliyorum ama, değmez!..

çünkü;

yazdığı kalem bile "küçük" gelir ona!..

o ki;

oturduğu "cola şişesi"nden bile zevk alan bir "homoseksüel"dir!..

dolayısıyla; "kalem"ler, "şişe"ler değil, "budaklı odun" lazım, bu alçak
homoseksüele!..

ya da, çok iyi bildiği "çarpışan mızrak"lardan ikisi!..

bu "necaset" var ya;

program yaptığı "kanal-izasyon"dan aradım kendisini:

"o şimdi burada yok, denize doğru akıyor o bok!"dediler!..

ağzından "kusmuk" kaleminden "irin" dökülen bu it, asla "yazar" olamaz.

büyük bir ihtimalle ya "boynuzlu" bir pezevenk, ya da en yakınlarını
pazarlayan bir "deyyus"tur!..

sırf "başörtülü" oldukları için okuma hakkı gaspedilen kız öğrenciler için
"200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar"
diyebilecek kadar bayağılaştığına göre, merak ediyorum;

böyle bir hayvana tahammül edebilmesi için, karısına ne kadar "vizite
parası" ödediler?..

ya da;

karısı kaç milyona soyunuyor?..

"yatak ücreti" kaç paradır?..

yoksa;

"lüks yaşantısı"nı, debdebeli hayatını, karısının "vizite ücretleri"nden
kazandığı paralara mı borçlu bu pezevenk?..

rıdvan dilmen'in sözünü ettiği "yazar"lar arasında bu "boynuzlu"da var mı
acaba?.

"daha fazla maaş" için, o da "patron"larına "gönderiyor"mu karısını?..

öyle ya;

"kimin kaça soyunacağı" konusunda bu kadar "uzman" olduğuna göre!..

ne demiş eskiler;

"kişi, başkalarını da kendisi gibi bilirmiş!.."

..............

zaman zaman; bazı hanım okurlarımın "hassasiyet"lerine duyarlı davranır ve
bu "pespaye tetikçi"lere daha ağır ifadeler kullanmamak için kendimi zor
tutardım.

hayır; bugün çıkaracağım ağzımdaki baklayı.

ister kızın, ister darılın, isterse telefonlara sarılın; ama n'olur, bu
kafasındaki "irin"leri satarak para kazanan "orospu çocuğu"na, bugün olsun
anladığı dilden cevap vereyim.

böyle "it oğlu it"lere az bile yazıyorum.

bunlar "balans ayarı"ndan hoşlanır...

elleri kızarıncaya kadar alkış tutarlar bütün "dayatma"lara!..

bunlara var ya;

balans ayarı değil, aslında iyi bir "alyans ayarı" yapacaksın!..

bol taşlı, büyük başlı "yüzük"leri geçireceksin "büzük"lerine, döndüre
döndüre ayar yapacaksın!..

hayır; bunlara karşı "anladığı dilden" konuşmak da çare değil.

bundan böyle;

anladıkları "stil"den konuşmalı bunlarla!..

nasıl "bellenmek" istiyorlarsa,

öyle bellemeli!..

hem de "gazete" diye çıkardıkları "paçavra"ların üzerinde!..

görsünler bakalım;

"allah'ın emri" olan başörtüsünü taktığı için namus timsali olan o mağdur
öğrencilere "fahişe" demek neymiş!..

görsünler;

budaklı odun, "cola şisesi"nin üzerine oturmaya benziyor muymuş!..

görecek!..

bir gün gelecek, cümle alem görecek bu "homo"ların rezilliğini!..

bakalım "o gün" geldiğinde nereye kaçacaklar?..

ama;

dünyanın öteki ucuna da kaçsalar, en ücra köşeye de sinseler, girdikleri
delikten çıkarıp, teşhir edeceğim bunları!..

tıpkı; "yahudi"lerin, "naziler"i arayıp, bulduğu ve yargılattırdığı
gibi!..

bu "kazurat takımı"nın yaptıkları asla yanlarına kar kalmayacak.

"adalet" önünde verecekler hesabını.

verdirtmezsem, şerefsizim!..



dost-düşman bilsin


gayet iyi biliyorum ki; "ankara"dakilerin gözünde, ben bir "vatan
haini"yim!..

bir "devlet düşmanı" ve bir "bölücü"yüm!.. ben, "pkk'lıdan da tehlikeli"
biriyim!..

çünkü ben "şeriatçı"yım!.. beni öyle görüyorlar, öyle deklare ediyorlar.

ammaaa...

"pkk için mayın" üreten ve yüzlerce mehmetçiğin şehadetine, yüzlercesinin
sakat kalmasına yol açan valsella'nın faaliyette bulunduğu italya bir
"müttefik", ankara'nın gözünde!..

pkk'ya 12 bin küsur "mayın" satan valsella'nın bağlı olduğu fiat, rahmi
koç
hazretlerinin "koç holding"i ile "ortak"mış, kimin umurunda?

ankara, ilan etmiş bir kere;

italya müttefik, fiat dost,

rahmi koç vatansever!..

bu ahval ve şerait içinde, ben de bir "devlet düşmanı"ymışım, iyi mi?..
4. bu adam bozuntusu muhafazakar bir gazetede yazmasına rağmen yukarıdaki gibi bir yazıyı kaleme aldıysa sonra edep falan diye yalandan delilik yapmasın artık.(bkz: yalandan delilik yapmak)
5. vakit gazetesi'nin 17 haziran 2005 sayısında aşağıdaki muhteşem yazıyı kaleme almış, hayranı olduğum sivri dilli yazar.. *

huu komşu, duydun mu?.. yoksa uyudun mu?..

bırak gözlerini ovuşturmayı hanım; kulaklarını aç, kulaklarını!.. ortalık "dedikodu"dan geçilmiyor, sen hâlâ "işgal"den söz ediyorsun!.. bırak işgali de, "ikbal"ini düşün, ikbalini!..
duydun mu, n'oolmuş;
hani şu hâlâ "minik serçe" dedikleri sezen aksu var ya, tam "51" yaşına basmış!.. Çeşme'deki "doğum günü partisi"ne kimler katılmış biliyor musun?
sevgilisi Önder fırat'la, oğlu mithatcan!..
ne mutlu değil mi?..
ama, bir de "üzücü" haberim var sana!..
otel görevlileri "cano" adlı köpeğini içeri almamışlar!.. o da, öfkelenmiş, başka otele gidip, orada yapmış "yaşgünü partisi"ni!..
"- eee ne var bunda üzülecek?.. bizim başörtülü çocuklarımız da, üniversitelere alınmıyor!.. onlar da, başka ülkelere gidiyor!.. hiç onlar için üzülen var mı?!?"
sİbel can boŞaniyormuŞ!
- sen de amma kadınsın!.. ben "televole cumhuriyeti"nden dedikodular aktarıyorum, sen de kalkmış "popülizm" yapıyorsun!..
bırak şimdi "popülizm" yapmayı da; aç kulağını, beni iyi dinle!.. duydun mu, sibel can boşanıyormuş!.. hani, hep "çok mutluyum" diyordu ya, meğer, hep içine atıyormuş!..
vah zavallı kadıncağız!
hakan ural'dan sonra, sulhi aksüt'ten de yüzü gülmedi zavallının!..
sırf "çocukları" için katlanıyormuş bu evliliğe!.. vah, zavallı kadın, vah zavallı çocuklar!"
"- vah komşum vah!.. sibel can'a kafa yorduğun kadar, filistin'deki, irak'taki 'can'ları düşünseydin; sabah sabah başımın etini bu kadar yemezdin!.. oralarda çocuklar, bir şeker uğruna canlarından oluyor canlarından!.. asıl sen, biliyor musun?.."
dalmaz'in haylaz oĞlu
- amaan komşum, senin de tersliğin üzerinde bu sabah!.. bir türlü anlayamıyorum seni!.. takmışsın kafayı "türkiye cumhuriyeti'nin gerçekleri"ne!.. ne olurdu sanki, biraz da "televole cumhuriyeti'nin gerçekleri" ile ilgilensen!..
allah bilir ya;
senin, "dalmaz çiftinin boşanmanın eşiğinde" olduğundan da haberin yoktur!..
hele kulağını aç da, beni dinle!..
biliyor musun;
hani, bir zamanlar etiler'in en gözde eğlence mekânı olan dalmaz center vardı ya, işte onun sahibi mehmet dalmaz ile 31 yıllık eşi gülay dalmaz, boşanıyorlarmış!..
niye, biliyor musun?..
oğulları tutku'nun "askere gitmeme tutkusu" yüzünden!..
hani, kameralara hep "güleryüzlü" pozlar veriyorlar ya, meğer içleri kan ağlıyormuş da, haberimiz yokmuş!..
huu komşu, duydun mu;
bu mehmet dalmaz var ya, adamcağız, "mahkeme"ye gönderdiği dilekçede ne demiş biliyor musun?..
demiş ki;
"evde sözüm dinlenmediği için şeker hastası oldum!.. açık kalp ameliyatı geçirdim!..
Çocuklarımın annesi, benden 10 bin dolar nafaka istiyor!.. ne nafakası?.. dört yıldır işyerim kapalı!..
Çocuklarım tutku ve duygu, açlık dolayısıyla okuyamayan insanların olduğu bir toplumda amerika'da okudular. oğlum askere gitmemek için 13 yıldır okul değiştiriyor. İşte davacı anne bu durumda kocasına destek olması gerekirken, yanlışlar yapan oğluna destek vermiştir. sorunların başlangıcında yatan sebep budur."
gördün mü komşucuğum, "gülen yüzler"in arkasında ne "acılar" yaşanıyormuş!..
haa, az kalsın unutuyordum... gülay hanım da demiş ki;
"kocam alkol alıp, bana şiddet uyguluyordu!.. hatta bir defasında, akmerkez'de herkesin gözü önünde beni tartakladı!.. Özel yaşamımı kısıtladı!.. adeta, altın kafes içinde tutsaklık!"
yaa komşucuğum... benim gibi, "ayaklı gazete" bir komşun olmasaydı, "sosyetenin asker kaçağı" oğlundan hiç haberin olmayacaktı!..
hangİ tutsaklik?
"kaçak mı dedin?.. ne kaçağı?.. ne yani; askerlik yapsaydı, kalkıp da Şırnak'ta mı askerlik yapacaktı?..
kızım, bu zenginleri sen de bilirsin; onlar, yükünü dağdan aşırır, fakir ise düz yolda şaşırır!..
hem, hangi kaçaktan söz ediyorsun sen.. bu ülkenin bankalarından 43 milyar dolar kaçırıldı da, senin okuduğun gazeteler hiç yazdı mı bunları?..
yazmadılar tabii... Çünkü, onların patronlarının da bankaları vardı!..
anlasana kızım;
seni asker kaçağı ile oyalayıp, bankalardan kaçırılanları örtbas ediyorlar!"
gülay hanımın tutsaklığına gelince... böyle tutsaklığa can kurban!.. sen guantanamo Üssü'ndeki müslüman tutsakları duydun mu hiç?.. onlara nasıl işkenceler yapıldığını bilir misin?..
hele beni iyi dinle;
amerikalı sorgucular, muhammed kahtani adlı suudi arabistanlı bir tutsağa ne yapmışlar biliyor musun?.. zavallı delikanlının göğsüne sütyen takıp, kafasına da tanga geçirmişler!..
sİzİnkİler yazmaz!
- valla komşucuğum, seninle de "iki çift lâf" etmeye gelmiyor!.. ne yani, dünyayı sen mi kurtaracaksın!?!..
Şimdi "demet Şener" diyeceğim, sen kalkıp, yine irak'ta "şeker" için ölen çocukları hatırlatacaksın!..
vazgeç komşum, vazgeç!.. hayattan "zevk" almaya, "mutlu" olmaya bak!..
allah bilir ya;
senin, "basketbolcü İbrahim kutluay ile demet Şener'in evlendiğinden" de haberin yoktur!..
olmaz tabiî!.. nereden olsun!.. senin okuduğun gazeteler yazmaz ki bunu!..
biliyor musun, önce "kına gecesi", ardından da cuma gecesi "düğün" yapmışlar Çırağan sarayı'nda!..
düğünlerine başbakan erdoğan da katılmış...
??????????
biliyor musun;
demet, avucuna kına yakılırken çok ağlamış!..
sen kendİne aĞla!
"kıız, durduk yerde sen niye ağlıyorsun şimdi?.. onlar ermiş muradına... onlar mutluluktan ağlıyor da, sen niye ağlıyorsun şimdi?..
asıl sen kendi derdine yan, ona ağla!..
duydun mu;
senin endüstri meslek lisesi'ne giden oğlunla, benim İmam-hatip'e giden oğlumu üniversiteye hiç almayacaklarmış!..
sen asıl buna ağla!..
n'aapıcaz bu çocukları?.. puanları hepten düşecekmiş!.. eskiden bir ümit vardı, şimdi o da yok!..
bu erdoğan teziç midir, ayraniç midir denilen bir adam var ya, işte o, katsayıyı daha da düşürmüş!..
sen de kalkmış Çırağan sarayı'ndaki düğünü anlatıyorsun bana!.. neymiş, demet Şener ağlamış!.. İyi de, sen niye ağlıyorsun?.. elalemin kızını bırak da, sen asıl kendi oğluna ağla!"
pakİstanli gence lİnÇ!
kız komşum, öyle deme be!.. ana yüreği işte, insan tutamıyor kendini...
biliyor musun;
ben gamze kıza da çok ağladım...
londra'daki patlamada o da ölmüş!.. 24 yaşındaki kızcağız, genç yaşında kara toprağın altına girdi!..
vah zavallı!..
"haklısın komşum, gamze'ye ben de çok üzüldüm...
gördün işte;
bu bombalar genç-yaşlı tanımıyor!.. bir yanda 'gücün terörü', bir yanda ona direnen 'terörün gücü'!.. sonuçta, olan yine biz insanlara oluyor!..
söyle be komşucuğum;
irak işgal edilmeseydi, o topraklara bombalar yağıp da, yüzbinlerce insan ölmeseydi, londra'da bombalar patlar mıydı hiç?..
evet, gamze kıza gerçekten çok üzüldüm... ama pakistanlı gence de çok üzüldüm!..
bilmem duydun mu?.. ama nereden duyacaksın ki, senin okuduğun gazeteler bunları yazmaz!..
n'oolmuş biliyor musun;
londra'daki patlamalardan sonra, gözlerini kin ve intikam bürümüş İngilizler, müslüman mahallerine saldırıp, camileri ateşe vermeye kalkmış!.. 100'den fazla müslüman sözlü ve taşlı-sopalı saldırıya uğramış!.. müslüman kadınları, sürekli taciz ediyorlarmış!..
hele 18 yaşındaki pakistanlı gencin başına gelenler!.. gözlerini kan bürümüş İngilizler, pakistanlı genci yakalayıp, linç etmişler!.. Çocukcağızın bacaklarını tekme ve sopalarla kırıp, kafasını taşla ezmişler!..
dahasını da söyleyeyim;
İngiliz polisi, saldırganları biliyormuş ama, gidip yakalamıyormuş!.. İşin tuhaf tarafı, öldürülen gencin adını da açıklamıyorlarmış!
hele kulağını aç da, beni dinle...
pakistanlı gencin linç edildiğini İngiliz gazetelerinin çoğu örtbas etmiş!..
ne acı ki;
senin okuduğun gazeteler de yazmamış bu olayı!.. sen benim gazetelere lâf söylüyorsun ama, senin gazetelerin de bunları yazmıyor!"
200 kİŞİnİn hayati!
- haklısın be komşum... gerçekten vahşet!.. bu İngilizleri öteden beri hiç sevmem zaten... onların "holigan"ları da, her maçta "terör" estirir!.. ne zaman "İngiliz" lâfı duysam, beni "stres" basar!..
"stres" dedim de, aklıma geldi...
duydun mu;
hani, petrolcü kocası ceri Şahnavaz'dan ayrılan ceyla gölcüklü adlı "dul kadın" vardı ya, işte o, kocasından aldığı "140 trilyonluk nafaka" ile, şimdi bodrum'da "stres" atıyormuş biliyor musun?..
allah bilir ya;
senin, "las vegas'ta evlendikleri" söylenen aysun kayacı ile fatih aksoy'un; "hayır evlenmedik, sadece baş başa tatil yaptık" dediğinden de haberin yoktur!
"- nerden haberim olsun be komşum!.. sen, hemen her gün topu topu 200 kişinin evlenmesi-boşanmasını okuyorsun!.. ben ise 2 milyar insanın ölüm-kalım mücadelesiyle dertleniyorum!.. senin merakın 'patlıcanlı' yemekler!.. ben ise tepelerinde bomba patlayan 'can'larla meşgulüm!..
bak, işte; İsrail, yine 'füze' ile vurmuş filistin'i!.. 5 kişi şehid olmuş, duydun mu?.. hele biri var ki, ayakları paramparça olmuş!.."
lİselİ esra
- dur kıızz, yine "iç karartıcı" haberlerden bahsetme bana!.. zaten ruhum daraldı, bir de sen üstüme gelme!.. sabahtan beri, "liseli esra"ya ağladığım yeter!.. zavallı kızı; "tecavüz" edip, kuyuya atmışlar!.. pis sapıklar, bir de üzerine benzin döküp, zavallı kızı yakmaya kalkmışlar, iyi mi?..
"- ya ne bekliyordun ki komşucuğum!.. bunlar, senin aldığın gazeteleri okuyanların marifetleri!.. onlara göre, her şey serbest!.. ne de olsa, çağdaş yaşam tarzı!.."
- hele dur kız... yine allak-bullak ettin kafamı!.. söz, yarın, senin gazeteni alacağım!.. sizinkiler de "yemek tarifi" veriyordu değil mi?!?..
"- nee yemek mi!!!"
6. (#148439) numrodaki yazıyı, fatih altaylı kişisi bir radyo programında türbanlı üniversite öğrencileri için "200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar" demesine cevaben yazmıştır.
7. #148439 numarali entry'yi okuduktan sonra fatih altaylinin sarf ettigi dogruluk payi olan ama soylenmemesi gereken cumlenin yaklasik 99999999999 katini sarf etmis, sadece altayli'ya degil ayrica homoseksuellere de hakaret etmis saygiyi hak etmeyen insancik
8. vakit dendiği zaman hemen akla gelen yazar olup, yazılarını muhakkak enteresan sözlerle ve muzipliğiyle süsleyen gazetenin fazlasıyla hızlı atan kalbi.
9. * vakit gazetesinin mükemmel kadrosunun mükemmel yazarlarındandır. yaptığı ironilerle yerden yere nasıl vurulur çok güzel gösteriyor.gazeteyi her alışınızda acaba ne yazmış diyerek hemen o sayfayı açarsınız.türkiyedeki ender yazar lardandır.*
10. (#148439)'a ithafen; öncelikle bahsi geçen yazı yayınlandığında hasan karakaya ''vakit'' gazetesinin değil ''akit gazetesinin yazarıdır belirtmek gerekir. fatih altaylı'nın dijital ortamda kaydına ulaşamadığım yazısının tam metnini okumadan da bu adamın cevaben yazdığı yazıya kızmak biraz haksızlık olur. zira; din olgusu bu ülkede birçok insan için anadan kutsaldır. yine bu ülkede birçok kişinin anasına küfredilse cinayet dahi işleyebileceğini biliyoruz. bu gibi bir davada ise katil ağır tahrikten ceza indirimine uğrar. kesinlikle tasvip edilebilir bir davranış olduğunu savunamayız ama hasan karakaya'nın da haklı iken haksız duruma düşmesine yola açan bu yazıyı yazmasında ideolojisine, dinine kastedilmesini sebep gösterebiliriz. hiçbir cinayet hoşgörülemez ama ağır tahrik karşısında nefsi müdafaa suçu hafifletici bir sebeptir. bu da göz ardı edilmemelidir. altaylı malum yazısında okuma hakları ellerinden alınan "başörtülü" öğrenciler için "fahişe" demiştir. sebep ise bir başka yanlış; depremde çektikleri "acı"ların üzerine, bir de "okula girememe" baskısıyla karşılaşan bir "depremzede öğrenci"nin zulmü protesto için açtığı "7.4 yetmedi mi?" pankartı. altaylı diyor ki; "size neyin yetip yetmediğini ben biliyorum da, size değmez!.. onu yapmaya bile değmezsiniz!.. sizi gidi alçak fahişeler sizi!.." .sırf "başörtülü" oldukları için okuma hakkı gaspedilen kız öğrenciler için "200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar" diyor.. iki eksinin artı etmediğini görüyoruz ve karakaya da altaylı'ya onun uslubunca işte bu talihsiz makaleyi döşüyor.**
11. http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=yazi&yazi=946
12. bugün* yazdığı yazının başlığı "70 milyonun ağzına "beton" dökün ki, "allah" diyemesinler!" olan yazar.
Alakalı olabilir!
- hasan kara
- hasan akay
- hasan karacadag
- hasan saka
- hasan kacan

nedir.Net