metropol insani
1. dünyayı yaşadığı yerden ibaret sanan insandır. ilk cümle için kötü bir başlangıçsa beğenmez kendin eklersin. çünkü sen de bir metropol insanısın. metropol insanı beğenmez çünkü.
kalabalıklar içinde yalnızdır o. bohem, dandy, flaneur olmak gibi bir derdi yoktur; çünkü bu kavramlar icad edildiğinde henüz o icad edilmemişti. metropol insanı metropolle var olur. evet, kalabalıkta yaşar. ama yalnızdır herdaim. onu şaşırtmak zordur. kafasına kocaman mor bir peruk takmış, tiyatro sahnesinden ya da bir karabasandan fırlamış gibi duran birini görünce şaşırmaz örneğin. ya da kendi kendine konuşan biri ilginç değildir onun için. dönüp bakmaya tenezzül etmez. karşısındakinin şaşırtma ya da dikkat çekmek amaçlı bunu yaptığının farkındadır ve şaşırmamak ister. ama bu tercih meselesi olmaktan çıkar bir süre sonra: artık şaşırmaz çünkü.
ancak bir iş gününde, mesela biraz yağmur da atıştırmışsa trafik olmaması şaşırtır metropol insanını. ya da gülen, yolcuları gülümseyerek karşılayan bir otobüs şoförü şaşırtır onu. kafası karışır, günü düşünür, özel bir durum var mı diye. bayram? seyran?
bir parça toprak, birkaç ağaç, kar, yağmur, kısacası doğaya ait ne varsa yabancıdır ona. ağaçları tanımaz, çiçekleri ezmemek umrunda değildir. ancak böcekler, onunla birlikte yer altı kahramanları olarak yaşarlar.
mutsuz olmak mutlu eder metropol insanını. karamsardır. mekanı arka sokaklardır. kabul etmese de biraz bohem, biraz dandy, biraz flaneurdur o. 19. yüzyılın bulvar serserisi, 21. yüzyılın yeraltı serserisi olmuştur. rahat olmayı sever, seçer. bu yüzden metropoldedir ve ordan ayrılamaz.
2. (bkz: fight club)
3. (bkz: sleeper in metropolis)
4. (bkz: metropolitan hunter)
5. kendini işe güce adamış gibi gözüküp aslında bi halt yemeyen insan tipi
6. şahan'ın yaran tiplemesi
7. hassas varlık..
8. iliklerine kadar sıradanlığıyla sırılsıklam olmuş, her gece başını yastığa koymadan evvel bu sıradanlığının ve aslında bu sıradanlıktan farklılığının farkındalığına gömülmekle, olduğundan daha da fazla sıradanlaşandır metropol insanı...

metropol bir anlamıyla renkler karmaşasının ortaya çıkardığı griliğin tekdüzeliğinin resmidir. bir metropol, içinde binlerce tonu barındırır ama bu tonların ayrışımının ortaya koyduğu yegane renk de gri olmaktadır. bunun sebebi de, renklerin ilgisiz beraberlikleri ve uyumsuzluklarıdır. yüksek bir binadan şehre baktığınızda görebileceğiniz sadece renksizliktir. binaların tepelerindeki kırmızı coca cola reklamları da şehri bu renksizlikten kurtarmak bir yana, onu besler. modernliğin bu estetik yoksunu betonarme anlayışının içinde, ona tabi milyonların da aynı renksizlikten nasiplerini almamaları beklenemezdi. metropol insanının da kendi başına özgün olan görüntüsü, kendine benzeyenler ve kendinden ayrılanların oluşturduğu tuhaf ilişkiler yumağı içinde bu farklılığını yitirmektedir...

metropol yaşamının bu benzeşime ve bunun getirdiği sıradanlaşmaya belki de en önemli katkısı, üretim ve tüketim kültürünün insanları renkliliklerinin farkındalığına ulaştıracak eylemleri gerçekleştirmelerine fırsat bırakmayacak bir hızda akışıdır. bu tarz o kadar hızlıdır ki, bir yerlere yetişmek için hareket etmek konusunda dakikaların hesabını yapmak zorunda kalan insan, hareketlerini ve yol açtıkları sonuçları değerlendiremeyecek kadar meşguldür. bu açıdan o, yemek yemez, karnını doyurur. kitap okumaz, metroda vaktini geçirir. kafasının içini boşaltamaz, televizyon ve onun sürekli akıttığı imgelerle "uzaklaşma illüzyonu" yaşar. aslında bu yaşam alışkanlığının çok da normal olmadığının farkındadır ve çoğu kez kendini günlerin 32 saat olmamasından şikayet ederken bulur. farkında olmadığı ise, günlerin 32 saat olmasından sonra kendini günlerin 48 olmamasından şikayet ederken bulacak olmasıdır. o, kendi dışında dayatılan ve doğasına ağır gelen bu tarzı, onca kalabalığın arasında kendi kendine yabancılaşmasının verdiği küçüklük ve güçsüzlük sebebiyle içselleştirmek zorundadır. içselleştirdikçe de, o sistemin şoförlerinden biri haline gelir. sistem deyip "dış"lamadan ifade etmek gerekirse, insan kendi yaratısının eseridir. sistemin ve o sistemin metropolünün ona verdiği pratik davranış ve düşünme yöntemleri, onu her alanda derinleşmeden de alıkoyar. bu yüzeylilik hastalığı, onun sisteme karşı, yaşadıklarına karşı yeterli tutarlılıkta çözümlemeler getirmesini engellerken, o da kendini bu derinlik eksikliğinden dolayı anlamsızlık ve boşluk, amaçsızlık, geleceksizlik buhranlarının içinde "moda" olmuş psikolojik rahatsızlıklara yakalanmış olarak bulur. yüzeylilik o kadar had safhadadır ki, bundan sebep rahatsızlıklar bile görüldüğü gibi modadır. bu açıdan, herhalde moda terimi metropol insanının düşünsel ve maddi eyleminde en iyi karşılığını bulmaktadır. etrafındaki her şeyin inanılmaz bir hızda değişimi göz önüne alındığında ve bu "şey"lerin anlamlılıklarından sıyrılıp in out etiketleriyle sadece ifade edilebilmesi, insanın bireysel olarak yarattıklarının da geçiciliğine, dolayısıyla da bunların da tümden nedensizliğine sebebiyet verir. bu, en açık ifadesiyle "çıplaklaşma"dır. bu çıplaklık, özgürleşmiş bir ben ifadesi değil, tecavüz sonrası yırtılmış elbiselerin sebep olduğu utanma halidir. kişiyi etrafındaki bağlardan bir bir koparmak onun özgürleşmesine yetmemektedir. insanın bu kendi yaratısı olan sistem, ona ya kendini ifade etmesine yol olamayacak ve sırf bu sebeple ona yük gibi gelen yeni bağlar vermekte, ya da çözdüğü eski bağların yerlerini açıkta bırakmaktadır. metropol hayatının bu hızı ve karmaşası içinde o bağlarını bir türlü ifade alanına yoğunlaştıramayan insan için de, o açık yerler, kapanmayan yara noktaları olarak öylece durmakta ve acı vermektedir...

gör ve unut, dene, eğlen ve unut, devam et. metropol insanı budur; şehir yaşamı onun için "dene ve sıradakine geç" dizilerinin toplamıdır. hayat vakittir...
9. (bkz: tikky)
10. son zamanlarda türkiyede bir kısım medya insanının ağzına fazla dolanmış olan laf. hatta bunların daha geri zekalı olanları istanbulun gecekondu mekanlarına banliyö deme geri zekalılığını dahi göstermektedirler. ayrıca istanbul bir metropol değil istanbuldur. çünkü 1000 tane metropol olabilir ancak 1 tane istanbul olur.
11. bu biraz karışık bir durum...metropol insanı olmakla metropolde yaşamak farklı şeylerdir.karıştırmamak lazım.böyle ele alırsak konuyu gerçek metropol insanı pek de fazla kalmamıştır hani.
Alakalı olabilir!
- metropolis
- metropol kadinlari
- metropolit
- metropolis pt1
- metropol

nedir.Net