nasil bir medeniyet
1. ismet ozel'in 1977 yılında yeni devir gazetesinde yayınladığı medeniyet üzerine bir makale.

medeniyetin kendisi ne kadar eski ise, kelime olarak medeniyet de o kadar yeni. avrupa'da kelimesi ancak 19. yüzyılda yaygın olarak kullanılmaya başlanmış. bizde de aynı yüzyılın ikinci yarısından sonra görülüyor medeniyet kelimesi. medine, bilindiği gibi şehir demek, bugünkü medine-i münevvere'nin asıl adı, yesrib. medeni, medineli, şehirli demek. medeniyet de, arapçadaki m.d.n. kökünden türetilmiş, osmanlıca, daha doğru düşünürsek, türkçe bir kelime. ama son elli yıl içinde türkçe kelimeleri de türkleştirmek gayreti içinde deniyor. uygurların en medeni türk kıvamı olduğuna kim karar vermişse vermiş, sonra bakmış ki kulağa hoş gelmiyor, uygarlık deyip çıkmış işin içinden. batı dillerindeki kelimesi de medine gibi, latincedeki şehir kelimesinden tan geliyor.


medeniyet kelime kökü itibariyle avrupa medeniyetinin özel ismi. medenileşmek de avrupalılaşmak, batılılaşmak demek. işte o medeniyet.. ama sonraları, 20. yüzyılın ortalarından itibaren, iktisadi ve teknik gelişmenin, yüksek seviyeli sanat ve düşünce üretmenin adına medeniyet denilmeye başlandı. İşte, bu anlayış içinde bir osmanlı medeniyetinden, bir mezopotamya, grek, aztek medeniyetinden sözedebiliyoruz. kısacası, medeniyet kelimesi ilk çıktığı zaman yalnızca kapitalist toplumun değerlerini topluca, maddi ve manevi planda ifade ediyordu. Şimdi ise, kapitalizmin medeni olma hakkını tekelinde bulunduramayacağı her halde anlaşılmış olacak ki, medeniyete daha kapsayıcı bir anlam yüklendi.

bu yeni anlam çerçevesinde, durup durup batı medeniyetinin ne büyük bir bela, bizim medeniyetimizin de ondan ne kadar üstün olduğunu söylüyoruz. acaba ne dediğimizi biliyor muyuz gerçekten? ağzımıza sakız eylediğimiz ve artık renksiz, kokusuz hale getirdiğimiz bir takım sözler olmasın sakın bunlar? belki de hamasi nutuk olsun diye, ucuz milliyetçilik yapmak için batı medeniyetini karalıyor, kendi medeniyetimizi övüyoruz. yalnız biz değil, avrupa dışında kalmış bir çok millet, kendi medeniyetinden sözederken yapıyor bunu. diyelim ki meksikalılar. bugün İspanyolca konuştukları ve din, hayat tarzı, anlayış bakımından batı medeniyetiyle temel bir çatışmaları olmamasına rağmen, aztek medeniyetini kendi öz medeniyetleri olarak kabul ediyor ve İspanyollara onu yıktığı için hınç duyuyorlar.

ve fakat, türkiye için durum çok değişik: türkiye, avrupa ile yüzyıllar boyu boy ölçüşmüş bir medeniyetin varisi. türkiye osmanlı devletinin, İslam medeniyetinin ürettiği değerlere dayanarak diyebiliyor. türkiye'de batı medeniyetine karşı bir manevi direnme hareketi yürütülüyorsa, sen batı olarak şusun ben doğu olarak buyum denilebiliyorsa, dayanılan kültür birikimi İslam esasları çerçevesinde doğmuş olan kültür birikimi oluyor.

ancak burada dev bir soru çıkıyor karşımıza. batı medeniyeti dediğimiz değerler bütünü; yaşayan, hakimiyetini dünya ölçüsünde yürüten, bizleri de kendi tesir sahası içinde harekete icbar eden bir mahiyet arzediyor. halbuki dediğimiz zaman, dediğimiz, , <İslam medeniyeti> dediğimiz zaman, geçmişte varlık göstermiş bazı değerler bütününden sözaçıyoruz. geçmişte ise zaten yok. batı medeniyeti 16. yüzyıldan buyana sahib olduğu özelliklerle olabilmiş. Şimdi biz demiyoruz. yani bugünkü muhalefetimiz ile dünkü varlığımız yerli yerine oturmuyor. bizim medeniyetimiz, bu zelil batı medeniyetine üstündür derken, içinde bulunduğumuz anı hesaba katmıyoruz, çünkü şimdi de yok.

ne adına konuşuyoruz, hangi medeniyet adına konuşuyoruz, nasıl bir medeniyet adına?
Alakalı olabilir!
- nasil bir disk
- nasil bilirdiniz
- nasil bir sevdaysa
- nasil bilirsen oyle ol
- nasiriye

nedir.Net