vermek
1. almak durumunun tersi
2. erkek ile kadın cinsel ilişkiye girdiğinde kadının yaptığı eylem * * *
3. * başına isim getirildiği takdirde binlerce deyim oluşturulan sözcük... buyrun buradan yakın.
(bkz: gonul vermek)
(bkz: ayar vermek)
(bkz: söz vermek)
(bkz: boş vermek)
(bkz: açık vermek)
(bkz: karar vermek)
(bkz: ara vermek)
ve tabii ki (bkz: bkz vermek)

* ayrıca bir yardımcı eylemdir. eklendiği eyleme çabukluk anlamı katar.
gelivermek, yapıvermek, atıvermek...
4. (bkz: eline vermek)
5. cinselliği çarpık yaşayan, çarpık algılayan, sürekli kendine hakaret etmekte olan acınası bir toplumun çarpık terminolojisinde rahatsız edici bir yer edindirilmiş olan masum sözcük.
6. (bkz: almak)
7. bir şeyi iletmek,ulastirmak.
8. (bkz: veri)
9. ing: give
10. fr. donner
11. (bkz: verici)
12. karsinda illa bir alicinin bulunmasini gerektiren fiil.
13. cinsel dürtülerle karıştığında erkek için de kadın için de birleşmek, seks yapmak anlamına gelse de asıl anlamı iletmek, buyurmak dır.
* *
14. *****

- aldığın en pahalı şeye bile ucuz diyorsa, saldır, almaya zorla..
15.

sonra, varlikli bir adam konuştu: 'bize vermekten bahset.'

ve o cevap verdi:

'sahip olduklarinizdan verdiginizde,
çok az şey vermiş olursunuz;

gerçek veriş, kendinizden vermektir.

çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir
diye saklayip korudugunuz şeylerden ibaret degil mi?

ve yarin, kutsal şehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini,
iz birakmayan kumlara gömen fazla uyanik bir köpeğe ne getirebilir?

ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka bir şey degil midir?

kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteriş isteyen gizli arzulari için yaparlar,
ki bu da armağanlarini yararsiz kilar.

ve bazilari vardir ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir,
ve kasalari hiç boş kalmaz.

bazilari sevinçle verirler, bu sevinç onlarin ödülüdür.

bazilari ise istirap içinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir.

ve bazilari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşirlar;

onlar, şu vadideki mersin ağacinin kokusunu salişi gibi verirler.

böyle kişilerin ellerinde tanri dile gelir ve
onlarin gözlerinden tanri, dünyaya gülümser.

istendiği zaman vermek güzel bir davraniş olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek çok daha anlamlidir.

ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak,
veriş olayindan daha fazla sevinç getirir.

vermekten alikoyacağiniz herhangi bir şey olabilir mi?

sahip oldugunuz her şey bir gün verilecektir.

öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzini
mirasçilariniz degil siz yaşayin..

çoğunlukla şöyle dersiniz:
'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.'

ne koruluktaki meyve agaçlari böyle düşünür,
ne de çayirdaki sürüler.

onlar, saklandiğinda çürüyecek olani, yaşayabilsin diye verirler.

herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder.

ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmiş bir insan,
sizin küçük irmağinizdan da bir bardak su alabilir.

faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve
güvenden daha büyük bir değer var midir?

ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin göğüslerini yirtarak
gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da
onlarin degerlerini örtüsüz ve gururlarini
utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz?

önce kendinizi vermeye hak kazanmis ve
verme olayinda bir araci olarak görün.

çünkü gerçekte her şeyi veren hayattir
ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde,
sadece bir tanik olduğunuzu unutuyorsunuz.

ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz, ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi taşimayin.

bunun yerine, armağanlari kanat yaparak,
verenle beraber yükselin;

çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak,
annesi özgür yürekli dünya,
babasi evren olan cömertlik olgusundan
şüphe etmek demektir...'

halil cibran

16. cümle içinde kullanılmaması gereken sözcükler listesinde ilk onda yer alan sözcük
17. aslında derin anlamı çok güzeldir ama sözlükte en yüzelsel anlamıyla kullanıldığından dolayı nefret edilesi bir hal almıştır.
18. vermek ya da vermemek... işte bütün mesele bu!
Alakalı olabilir!
- verme
- vermemek
- vermeil
- vermeer
- vermut

nedir.Net