yazi
1. edebiyat açısından yazı biçimsel olarak iki türlüdür:

1. Öğretici yazılar
2. kurmaca yazılar

1. Öğretici yazılar; makale, deneme, eleştiri, fıkra, gezi, anı, röportaj, köşe yazısı olarak ayrılabilir. makale, okuru bilgilendirme amacı taşıyan, her türlü konuyu, olayı ya da durumu ele alan, bunları kanıtlama yoluna giden düşünce yazısıdır. deneme, her türlü konuda yazarın kendi görüşlerini kanıtlama amacı taşımadan okurla sohbet havasında, konuşur gibi yazdığı yazı türüdür. eleştiri, herhangi bir sanat ya da bilim yapıtının olumlu-olumsuz özelliklerini irdeleyen yazılardır. fıkra, yazarın güncel olaylarla ilgili olarak kendi görüşlerini de katarak yazdığı yazıdır. gezi, bir yazarın okurları için, yurt içi ya da yurt dışında gezip gördüğü yerlere ait, ilgi çekici bulduğu yönleri yansıttığı düz yazı türüdür. anı, herhangi bir sanat, bilim ya da meslek dalında ün yapmış birinin başından geçenleri, döneminde yaşanmış olan olaylarla ilgili bilgi ve gözlemlerini anlattığı yazılardır. röportaj, bir yazarın gezmiş olduğu ülke, kent, bölge gibi gezdiği yerleri kendi yorumunu da katarak gazete ve dergilerde yazmasıdır. tanınmış kişilerle ilgili olarak yapılan görüşmeye de röportaj denir. köşe yazısı, güncel sorunlarla ilgili olarak ayrıntılara girmeden yazılan, imzalı ve başlıklı yazılardır.

2. kurmaca yazılar; roman, öykü, oyun (tiyatro), masal olarak ayrılabilir. roman, canlı ya da cansız varlıklara ait, gerçeğe bağlı olarak ya da düş gücüyle kurulan her türlü durumu anlatan uzun düz yazı türüdür. Öykü, canlı ya da cansız varlıklara ait, gerçeğe bağlı olarak ya da düş gücüyle kurulan her türlü durumu anlatan kısa düz yazı türüdür. oyun, sahnede oynanmak üzere yazılmış olan düz yazı türüdür. masal, tümüyle düş gücünün ürünü olan, gerçekle hiçbir ilgisi bulunmayan, olağanüstülüklerin anlatıldığı kısa anlatıdır.
2. dusuncenin bir maddenin uzerine harfler veya resimler araciligi ile aktarilmasi
3. m.ö 3500 yılında sümerler tarafından ticarette kolaylık sağlaması amacıyla kullanılan, bulunması tarihin başlangıcı sayılan, düşünceyi tespite yarayan işaretler düzeni.
4. aklın printer'ı
5. yazı

oğlum denizali'ye...
i
ilk ne yazmışım, hatırlamak isterken
gördüm ki çocuk olmak fena iş
tanrı'yla karıştırırlar sizi
herkes bir şeyler umar elinizden
bir ev harfi yaz demişti babam
yanına yöresine birkaç ağaç
üç beş kuş harfi iki de kedi
güneş yağmur ve akşam
annemin neyi eksik, yaz dedi o da
söğüde kavağa ardıca selam
göğünde yıldız harflerinin yürüdüğü
deredeki mışıl mışıl uykuya
kafdağı harfini biliyor musun
apak pelerini karlardan bulutlardan
ablamın hasreti şehzade harfi
istiyor ki at harfini koştursun
ağbimi tanısaydınız hiç şaşmazdınız
ne işi var çalışmak harfinin bu yazıda
yesin zıbarsın içsin zıbarsın
aklında uzak bir hamak yalnız

ii
bir ev harfi yazdım babama
alçacık vagon; çatılı, tekerlekli
penceresi kapısı yerli yerinde
bacası boşlukta duruyor ama
sağında cıscıbıldak beş ağaç
çelimsiz kökleri rüzgar alıyor
titrek kuş harfleri üşümüş mü ne
eşikteki tekir aç bîlaç
öbüründe bir esneme bir esneme bir uyku
sayfanın en serin kuytusunda
söğütlere konmuş sıra sıra balıklar
annemin yıldızları dereyi içiyordu
ters çevirdim çatalı, kafdağı yaptım
tepesinde babamın unuttuğum güneşi
at harfinin çilesi kanıma dokunmuştu
şehzadeyi yağmurda basbayağı ıslattım
harf mitingi varmış sanayi çarşısında
kımıl kımıl bir mahşer, eh biraz gürültülü
tere batmış ağbim motor indiriyor
hamak kitap okuyor karşısında

adnan satıcı
6. yazıyı güney mezopotamya da yaşayan sümer ler icat etmiştir. İlk yazı benzeri işaretler için İ.Ö. 8000 yıllarına kadar iniliyorsa da, yazının icadında İ.Ö. 3500 yılları genel olarak kabul gören tezdir. sümer yazısının ilk yaygın örneklerinin; zirai ürünleri temsil eden tahıl, koyun, dana vb. olması bu tezi güçlendirmektedir. toprak hamurundan yapılan kil üzerine sembolize şekiller ve hatta bir nevi zarf içine koyulmuş yazıların konşimento , senet , borç belgesi benzeri ticari belgeler olduğu anlaşılmaktadır . daha sonraki yıllarda gelişmelerle sümer yazısı, eşya ve insan isimlerini içeren 1,200 logografik (resim benzeri) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. zamanla yazının logografik nitelikleri, çizgisel formlar (cuneiform) kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurlar içermeye başlamıştır. heceleme sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi, konuşma dili ile yazıyı giderek birbirine yaklaştırmış ve bütünsel bir iletişim aracı meydana gelmiştir. *' target='_blank'>http://www.netyorum.com/ei/20001005.htm)
7. madeni paraların bir yüzünün adı. *
8. yazı : halk dilinde düz yer, ova, kır.
9. 1) düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
2) alfabe.
3) harfleri yazma biçimi.
4) herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü.
5) anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale.
6) metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7) yazgı.

*
10. neden yazdıgımız konusu muallakta.
neden yazdıgımızı bilmiyorum. bir derdimiz oldugu icin mi? sussak rahat edemeyecegimizden mi? yoksa hayata uyumsuzlugumuzdan mı? hayata yeteri kadar uyumlu olsak yazmaya gereksinim duyar mıydık? soylemek istediklerimizi zaten eylemlerimizle ortaya koymaz mıydık?

zaman geciyor..bozdurup bozdurup harcayamıyoruz. zira zaman kısıtlı. dogum tarihiyle olum tarihi arasındaki bir tireden ibaret yasamak dedigin.
zaman degerli. bu yuzdendir bosa harcadıgımız her bir dakika icin rahatsız hissettigimiz ahlarımız.
zaman onemli. dogru kullanımında cenneti ayagına getiren de yanlıs car curunda sana yıllarca cehenemin bereketinden bereket begendirip iskence edeni de kendisi.

nedendir nefretimizi hep kendimize kusmamız?
cogunluk gibi olsak ya.. en azından denesek.. sinirlendigimizde kırıp doksek, incindigimizde elimize gecirdigimizi karsımızdakinin kafasına gecirsek, bagırsak, cagırsak.. nefretimizi dısarı kussak..
nefretimizi eritmeye, evirip kayıtsızlıga cevirmeye, durmadan sakinlesmeye calısmasak.. biraz sıradan olsak yahu.. misal laf soktugumuzda en incelikli yolunu secip kaza susu vermesek. boylelikle yanlıs anlasılmanın daniskasını yasamasak..acık acık alasagı etsek karsımızı pehlivan gibi omzundan kavrayıp.. net olsak.. incelikleri kenara bıraksak.. bu kadar hassasiyetli dusunmesek.. bizim birilerinden nefret etme hakkımız neden yok sahi? biz bu hakkı neden kendimizde bulamıyoruz. bu kafayla yahudileri sabun yapan hitler e de "ama ulkesinin iyiligi icin tek yol olarak bunu bulmustu" demez miyiz biz? iyi olacagız, tum negatifleri sıfırlayacagız derken iyiyle kotunun, degerliyle kendisini degersizlestirmisin, hafif kusurluyla agır suclunun ayrımını yapmaktan aciz olan bizler degil miyiz?

sakin olmak lazım demeyecegim.
bazen sakin olmayı yetenek saymamayı ogrenmek lazım.
bunu kulaga kupe etmek lazım.
yoksa daha cok biz ayakta uyurken varımız yokumuz calınır da ruhumuz duymaz.
11. öküz olana gelişi güzel çizikten öte anlam ifade etmeyen bildiri aracı.
12. bazen konuşarak ifade edemediklerimizi anlatmak ,bazende sırf birilerine muhalefetten yazarız.yazılan yazı gerçekten bir anlam ifade ediyorsa içine alır kişiyi yok gelişigüzel abuk laflar ediyorsa okunmaz atılır bir köşeye.ama artık yazılı alduğu için kalıcıdır.
13. ebedileştirmek için düşünceyi yazmak gerekir ve yok etmemek yazılanları.
bir şeyin varlık sahasında olması yetmez görmek gerekir.görmek yetmez okumak gerekir.o da yetmez değişmek,gelişmek,uygulamak ve paylaşmak gerekir.
Alakalı olabilir!
- yazit
- yazis
- yazin
- yazik
- yazili

nedir.Net