hizirla kirk saat
1. 40 bolumden olusan sezai karakoc siiri. tarih, coðrafya ve kültürle örülmüþ dizeler bütünü.
ubeydullah kardesimle birlikte el emeði yazmaktayýz tamamýný efendim.

1.

bu çok saðlam surlu þehirden de geçtim
beni yalnýz yarasalar tanýdý
az kalsýn bir bað bekçisi beni yakalayacaktý
adým hýrsýza da çýkacaktý
her evde kutsal kitaplar asýlýydý
okuyan kimseyi göremedim
okusa da anlayaný görmedim
kanunlarýný kaðýtlara yazmýþlar
benim anýlarým gibi
taþa kayaya su çizgisine
gök kýyýsýna çiçek duvarýna deðil
kedi yavrularýndan baþka
-o da gözleri açýlmamýþ olanlardan baþka-
el uzatmaya deðer
soluk alýr bir nesne bulamadým
bir gün daha öldü
ey batýdaki maðaralar
beni afyonunuz baðlasaydý da
uyusaydým
bu katý bu sert kente gelmeseydim
bir kaç eski ölünün kemiðini fosforladým
iþýklarýný arttýrdým bin yýl sonraki çocuklar için
yaþlý bir adamýn þapkasýný düþürdüm
karpuz kopardým
daðdan taþ yuvarladým
irmakta yýkandým
Ölümsüz çamaþýrlar giyindim
Çivi yazýsýyla yazýlmýþ bir taþa oturdum
yanýmdan tak kuran iþçiler ve turistler geçti
Çok eski bir þairin(ben miyim yoksa)
taktým aklýma þöyle bir dörtlüðünü:
"giydiklerin öyle ölümsüz büzülmüþ ki
seni bir bardakta kaynayan
abýhayat sandým
elim uzandýðý yerde kaldý"

Þimdi ayý bekliyorum
ay doðunca onu yerime gözcü býrakacaðým

aradýðým bu ülkede de yok

taþlar hatýra yazýlamayacak kadar
fazla kararmýþ
2. 2.

ey yeþil sarýklý ulu hocalar bunu bana öðretmediniz
bu kesik dansa karþý bana bir þey öðretmediniz
kadýnýn üstün olduðu ama mutlu olamadýðý
günlere geldim bunu bana öðretmediniz
hükümdarlarýn hükümdarlýðý için halka yalvardýðý
ama yine de eþsiz zulümler iþlediði vakitlere erdim
bunu bana söylemediniz
Ýnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
bunu bana öðretmediniz
kardeþim Ýbrahim bana mermer putlarý
nasýl devireceðimi öðretmiþti
ben de gün geçmez ki birini patlatmayayým
ama siz kâðýttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasýl sileceðimi öðretmediniz
bir kentten daha geçtim
buðdaylarý yakýyorlardý
yedikleri pirinçti
birbirlerine açýlan borular gibi üfürüyorlardý
sonra birbirlerinden borular gibi çýkýyorlardý
pirinçler gibi çoðalýyorlardý
atlarýný yalnýz atlarýný cana yakýn buldum
Öpüp çýkýp gittim yelelerini
3. 3.

bir beni anan doðuran kadýnlar kaldý
Çocuklarýný kaçýrmasýn diye al kadýnlarý
elmalarýný ýsýrdým öfkeyle
rüzgarýna bir çýban tohumu ektim
böylece iz býraktým
benim mirasýma yeryüzünde
yel çýbaný çýkaranlar konacaklar bilmeden
benim oðullarým onlardýr
yapraklarýmý onlar okuyacaklar
onlar taþýyacaklar ellerinde
sayýklayan çiçekleri
taþýyacaklar yüreklerinde
tifo beneklerini
Öpüp duran melekleri
evlenmeyecek olan onlardýr
denizlerin yarasýný
Ýyi eden
denizlere doktor olan
onlardýr
savaþlarda þehitlerin
Ölümünü alýp kaçan onlardýr

ey ulular sizin bana öðretmediðinizi
ben zamandan öðrendim
kuruyan hurma dalýndan öðrendim
damýtýlmýþ petrolden öðrendim
yavrusunu arayan bir deveden öðrendim
hapsedilmiþ yarý yanýk
sancaklardan öðrendim
yýkýlmýþ taþ kemerlerden öðrendim
harap handan köprülerden öðrendim

ey ulular sizin bana öðretmediðinizi
ben yarýlmýþ aydedeye öðrettim
delikanlý ateþlere öðrettim
en umutsuz bekarlara öðrettim
kundaktaki çocuklara öðrettim
Öðrettim fundalara keçilere keçiyollarýna
4. 4.

ben kötülere iyilik saçarým
bu ceza olur
iyilere iyilik
kötülere kötülük
yapacak kadar güçlü ve seraplý olamam
iyi bir kentte
camide namaz kýlan
omuzlarý birbirine dayalý
iki müslümanýn arasýndan geçtim fark etmediler
hutbede imamýn sözlerinin arasýna tek bir kelime
karýþtýrdým tek bir kelime
bir kaç kiþi irkildi
gerisi susadý susadý
çýkar çýkmaz çeþmelere koþtular
ama su yabancý ve acý geldi
çocuklarýný görünce o vakit
dindi iç ýrmak yankýlarý
5. 5.

rapor

ben hýzýr ... gün ... falan saatta ... yerde
inceleme yaptým
anne suçsuzdu ve öldü
baba suçsuzdu eski incirler gibi hýþýrdýyordu
küçük çocuk suçsuzdu
bal rengi bir akýl sarasýna baðýþlandý
öbürleri suçsuzdu
çiçeðe yeni durmuþlardý
suçlu bendim
geç kalmýþtým
evin kötü düþü balkona aðmýþtý
komþu evlerde ayin baþlamamýþtý
kendimi iki yüz yýl insanoðluna görünmemeðe mahkum ettim
imza hýzýr
pulsuz
tarih çinseddinden sonra 5000
þahitler bütün oðullarým
6. 6.

kaðýt endüstrisinde
müthiþ bir gerileyiþ tekniði
papirüs
mermer
tuðla
ceylan derisi
ipek
kumaþ
odun
saman
kepek
7. 7.

bugün iki çocuðun konuþmasýna kulak konuðu oldum
biri beni öbürüne çiziyordu
hýzýr'ýn çizgileri derindir diyordu
su ýþýltýsýdýr karanlýkta gözleri
sað kolunun çizgisi parlasa
tanda bir palmiye gibi
sol kolu karanlýk kýþ gecesi
yaþý hep altmýþ üç
yüzü yeni gelmiþ bir vahiy gibi
gözlerinin önünde hep rahman suresi canlanýr
kalbi hep yasin okur
kulaðýnda ilk âyetlerin depremi
ben hýzýr'ý gördüm kardeþim
ermiþler için topluyordu zeytinleri
konuþmasý hint ilâhisi
ürküntüsü çocuk çilesi
genellikle dað havasýný taþýyan biri
yemesi bir gülün diriliþi
8. 8.

benim konuþmalarým
Çin yazýtlarý gibi
Çevre benim söylediklerimi kaydeder
ama kaydetmez kendisine söz söylediðimin sözlerini
taþlarýn kalb atýþlarýný duyanlar
yalnýz onlar okur benim söylediklerimi
kayalar takvim yapraklarýmdýr benim
ay kaç kere tanýklýk etti
taþýdýðým yoksul kadýnlar tabutuna
Çok köle pazarýnda bulundum
az kurtarýþ yapmadým insan satýrýnda
Ýnsan alýmýnda az göz gezdirmedim
kaç olta kýrdým balýk avýnda
kaç ip kestim idam sofrasýnda
kaç yýlý aradan kaydýrdým
takvim hesabýnda
kaç kulaç su geçtim
kurban töreninde
kaç çocuðu kaçýrdým
kitap sineklerinin
týlsým salgýnýndan
ilgým salgýmýndan
zülkülüf bana dedi
sen su ver ben yemek vereyim
sen can ver ben kan vereyim
sen saðý çaðýr ben þehidi çaðýrayým
sen ovaya in ben daðda oturayým
ne kutlu ortaklýktý o
zülkülüf bana dedi
yeraltýnda sesim var
zülkülüf bana dedi
doðuranlar bendendir
ana sesi bendendir
Örtülü ödeneðimdir ocak
Ýn kiraz bahçelerine in
kirazlarýn yankýsýný dinle
denizi kirazlarda ara
Ölümle kirazlar arasýnda
köpekle karyola arasýnda
bardakla araba arasýnda
bir ilgi kur
maðaralarda çekilen kuralarda
yamyamýn ülküsünde
kabakulakta
bile bir bilgi ara

hýzýr hýzýr, iþçi demek
meleðe öykünen demek

benim kitabým bu kadardýr
yazýtým kýsadýr
anýtým yoktur
bahar senin öncün
güz benim artçým
yaz isa'nýn
kýþ yahya'nýn
bahar yaz güz kýþ
ben sen isa ve yahya
bir gülü yetiþtirmek için
yaratýlmýþýz
Þükür tanrýya
9. 9.

Öldükten sonra insan nasýl dirilecekse
Ölmeden ben öyle dirildim
kaç eleðimsaðma altýndan geçtim
Çocukken çok gözledim samanyollarýný
yaz akreplerinin bile bakamadan edemedikleri samanyollarýný
kaç kez yedim doðu sabahlarýnýn
yaz aylarýnda çatlattýðý narlarýnýn narlarýný
gelinler götürülürken perþembe akþamlarý
kaç kez yerinde durdurdum güvey atlarýný
baharda çayýrlarda yuvarlanýrken vakit çobanlarý
saatleri kýra kýra ilerleyen bengisu zamaný
cebrail cebrail bengisu uzmaný
bir bozkýr gibiyaklaþýr kuþatýr beni
karanlýkta uzaklarda insan konuþmalarý
andýrýr cýrcýr böceklerini
arada þarap! diye bir ses yükselir
bir kadeh patlar
ateþ fýþkýrýr çakmak daðlarýndan
kurban kokusu yükselir
gürültüyle geçer kaf kabileleri
kara incirlerin sütünden sütunundan
zehirlenen ihtiyar kadýnlarýn
destanýný söyler katýr çýngýraklarý
Ýftar sofrasýnda açýlan gümüþ tabaka
borçlu baba sesi
ayýn doðduðu saçaktaki komþularla
kaplumbaða artýðý en tatlý üzümlerle
ey donanmýþ sofra saati
cebrail'e anlattýðým buydu iþte
cebrail bana ne armaðan etti
bilir misiniz ne armaðan etti
dünya ýrmaklarýnýn kaynak yerlerinden bir kolleksiyon
dicle'nin uçak yakýtý maviliðini
fýrat'ýn benzin yeþilini
nil'in kül rengi bulut stilini
bengisu bir kokteyl mi
kokteyl belki ama ne kokteyli


bengisu korosu

biz bir hýzýr'ýz ama belki bin hýzýr gibi
biliriz yeryüzünde bengisu illerini
namazda yürüyoruz ýþýldayan meþalelerle
oruçta aydýnlýðýz isa'yla meryem'le
kulaðýmýzda hep zebur düðünleri
düþümüzde Ýncil þölenleri
ufkumuzda tevrat ülkeleri
sina daðýndan yapraklar
ve kur'an ordusunu
baþkentlere götüren bir kumandan gibi
en soy arap atýnýn üstünde
dimdik duran bir baþkan gibi
bengisu alayýnýn önünde

bir göçmen kuþ öncüsüdür bengisu
baharda gelir dünyaya
kýþýn göçer aya
kýþ yaranýn sargý bezi
yazýn ovada daðda sesi

yusuf gömleðinin yýkandýðý kaynak ondandýr
mýsýr'ýn kapýlarý onunla açýlýr
davud'un demirini eriten o
karýncanýn karnýndan konuþandýr
hüthüt onun üstünden yedi kere uçandýr

evrim günlük sularla
devrim irinle kanla
bizse diriliþi gözlüyoruz
bengisu bengisu kayna ve çaðla
10. 10.

Þuayb'ýn görünmeyeni benim
ben öðrettim musa'ya eþyanýn ötesini
Þarapsýz tütünsüz metafiziði
köpeði
yoksulu duvarýný yýkarak koruyan benim
balýkçýnýn kayýðýný delerek
Çocuklarý gece yarýsý
ayaklarý ters dönük
Çaðýran ve sonsuz kar çöllerine alp götüren
benim adamlarým deðil mi
arkadaþlarý kýlýðýnda
arkadaþlarýnýn seslerini çýkararak
kýzýlelma megalo idea
zenciyi linç eden boya
kadýnlar bir ýþýk lekesi tavanda
rimbaud en çoðul ýþýða
bite ve sese
aðrý'da
-40 mantýðýnda
koþedaðý'yla konuþtum
+40 ta da
Çok penguenli ve bir koca katýrlý kabileyle
yüzleri güneþten yanmýþ kabile
ulu kazanlý kabilelerle
Çýktým gittim iðde nar kavun tarlalarýndan
az konuþuyorlardý
katýr ayaklarýnýn sesleri dolduruyordu öðleyi
yürüyen yalnýz ulu bir kitaptý sanki
yalnýz reisin þemsiyesi vardý
o da güneþten korktuðundan deðil
yüceliðini ortaya koymak için
hepimiz kýrk yaþlarýnda erkeklerdik
baþýmýzýn içinde arý uðultusu
yine de aydýnlýk ve keskinlik
bir buyruða kapýlmýþtýk açýklanmamýþ
güçlüydük saðlamdýk polattýk
Çok ýrmak aþtýk
meþelerde hüthütler gördük
kayalarda eskilerin alýnyazýtlarý
arada bir, bir atlý ilerliyor
bir atlý geriliyordu
yeni buyruklar sessizce veriliyordu
sancaklar hýzla dönüyordu üstümüzde
kartalýmýz vardý
eski kuþak olarak
maymun ülkelerinden geçtik
Ýnsan bölgelerini aþtýk
melek surlarýna yaklaþtýk
kentlerinde de çeþmelerinde de
kadehler kýrdýk þýkýdam þýkýdam
mermerleri bir is gibi yüzümüzü kararttý
güntutulmuþa döndük
sonra kur'an okudular ayrýldýk
Öyle aydýnlandýk ki
doðudan da batýdan da
birden gün doðmuþtu sanki
Ýki güneþ dört aydede
birden doðmuþtu sanki
Ýþte o vakit kadýnlar belirdi
hepsinin adý meryem'di
Ýlk defa evlendiler bizimle
daha çok gittik
ama nasýl anlatayým
ötesini
11. 11.

Ýkindidir sularýmýn biatý
elini öptüðüm gün ustasý
Ýnci döküp gittiler keçiler
siyah bir ses býrakarak arkalarýnda
Þaka yapýyormuþcasýna
hayata alýþan oðlaklarýyla
yazýn dicle kýyýlarýndaki kuma
gömülen eþekten daha çok ne var
güldürecek çocuklarý
görmezlikten gelecek babalarý
eþek kurumuþ bir dicle'nin yankýsý gibi
bütün bir ortadoðu demekti
okuyanlar okumuþtur eþeðin boyun çizgisinde oðul yazýsýný
kadýn oðlundan alamadýðý mektubu yani
eþektir bilen meþe yapraklarýndaki
yalancý kudret helvasýnýn anlamýný
koyunlarýn ikindisinde eþek de gitti
kasabadan o meþhur ölü de geçti
testiler sokaklara boþalttý gizli bir seheri
bu ölü hangi batmýþ imparatorluðun bayraðý
götürülüyor yalýnkat bir müzeye
yerebatan sarayý'na
alýnarak tekbiri
yer altý camii'nde
benim ben ben hýzýr
çankýraným ben
hamam soðutan
görklü bakýþlara gece aralayan
yumurtada bekleyen
kafataslarýný koruyan
bahçelerde
hýdrellez pikniklerinde
ateþ avcýsý bilge develerin
öfkesini gün batýmlarýna taþýyan
yaþlýnýn gençliði gence genç
çýð yuvarlayýcýsý
kaya atýcýsý
dað bölen
depremin özü
þimþek mayasý
hardal kokusu
çekirge sabrý
arý vahyi
ölü etkisi
bitiþik odadaki boþluk
cihan savaþlarýnýn ilk baþyazýsý
ilk insan
son türbe
ben
hýzýr

12. 12.

ey kadýn sana fýsýldayacaklar muþtu sana
tutunacaksýn doðurmamýþ bir anne gibi hurma aðacýna
çölün içinden yükselen bal ve çekirge karýþýmý
deve duyarlýðýyla yüklü serapsýz heyemolalarla
ey kadýn sana fýsýldayacaklar muþtu sana

sen ki yoruldun çamaþýr yýkamadan bir ýrmak kýyýsýnda
çok güneþ alan artan ýþýðý maðarana vuran
o yumuþak sudan öðrendin öðreneceðini muþtu sana
o sade giyimli yaþlarý belirsiz bilginler ki
eski kuþaklarýn türlü dilini konuþtular da
sen bir tekkelime konuþamadýn yýllarca
sað duvar konuþtu sol duvarla
su hurmayla
ay keçilerle koyunlarla
sen bir birsam halinde konuþtuðunu sandýn içindeki çocukla
her dil senin için çaðdaþ oldu
ölmüþ olan en eski ibranice
hititlerin ve himyerilerin dili
sonra þölen bitip bütün diller çekilince
için bir nar gibi kýzardý o sessizlikte
iþte o vakit çocuk doðuran kelime geldi
doðmadan konuþmayý öðrenen insan geldi
o doðmadan seninle konuþan bir erdi
uzun bir kýþtan sonra gelen ilk gün ýþýðý gibi
uzun bir sessizlikten sonra gelen o ilk kelimeyi
bir insan gibi bir er gibi gören
karþýlayýp konuklayan kadýn muþtu sana
ateþ almýþ günü geçik resmi yapraklar gibi
bir dað ucuna yýðýlmýþ o kent ki
seni en çarpýk bir düþmanlýkla
karþýlamaya hazýrlanmakta
öyleyse ey bir kelime doðuran kadýn
muþtu sana

yanký yapan kutlu kadýn muþtu sana
bir meleðin bir sözünden gebe kalan kutlu kadýn
ayrýlýðýn þiddetinden gebe kaldýn
aydýnlýðýn artýþýndan oldu isa
artýk çýkabilirsin temmuz öðlesine ama
üç gün yüce bir oruca borçlandýrýldýn
en çok konuþman gerektiði anda
ayazmalarýn aynasýnda boy gösteren
diþbudak ormaný gibi azgýn bir kalabalýk
önünde o ulu konuþmaný yapacakken
bir yaratýþ susmasýna adandýn
yalnýz iþareti serbest býraktýn
doðurman cinsinden bir oruca baþladýn
çocuk erdi
su durdu
muþtu sana
hadrianus'un kütüphane mermeri
çeþme oldu aydýnlýk bir kuþluk kitabýna
çocuðun mucize alfanesine
loþ aralýklarda
gümüþ tabaklarda
pirinç ayýklayan komþu kadýnlar sanatýna
ki ay ev önlerinde
iðdelere batardý alacakaranlýkta
alacakaranlýkta muþtu sana

13. 13.

ilyas'la buluþtuk mu buluþtuk da
en ince durumundaydý kabuðuyla yumurta
bir çan gibi çýnlýyordu otlarsa
elimiz az kaydýrak oynamadý þen bir mantarla
daðlarda son karlarý sürüyordu sularsa
ilyas dedim
ey en yumuþak isimli kardeþim
güvercini doðuya mý uçuracaðýz ilkin
doðu o yer senin ana oðul memleketin
asma yapraklarýný mý özledin
içindeki sesler mi ürkütüyor seni kemiklerin
okumadýn mý þubata ses veren
vakitsiz belgesini cinlerin
eyyûb zülküfül yuþa ve senin kanamadýðýnýz
þit ötesi yakalanmaz izleri örtülerin
yahya'ya tanýklýk etmiþ arý kayalarýn
yeniden çalkalanýþý ben miyim dersin

ilyas, konuðu iyi ayarlayamadýk
tüccar gün ýþýmadan gitti
parola oldumolasý iyi verilmedi
nöbetçi vaktinde deðiþtirilmedi
at yavrusu ata benzetilmedi
bumbar yemek kumarýn en iyisi
Ýsrail bir tarihi gece gezerek geçirdi
altýný altýn bildi
gümüþü gümüþ bildi
sonra isa geldi
Önce çocuk olup dedi
sonra büyüyüp dedi
Ýþte bütün bunlarý sen bildin bir de ben bildim
doðu birikti birikti birikti

Çoban dedi ki
en soy arap kabilesinin arapçasý gibi
bir süt ýsmarladým size
bu en bilge keçimin armaðaný
bu baðýþ oruçlardan oruçlara aktarýldý
ayýn bir iðneye döndüðünü görünce dolanýrdý
daðýn çýkýlmamýþ yerlerini

sonra çoban sabahýn alacakaranlýðýnda
hasta bir kuzunun evine gitti
uzun bir süre ýþýltýsý kesilmedi
Ýlyas'ýn sabrý gibi

ben ve ilyas uzun bir süre
süt hayallerinde yandýk
ellerimiz ve yüzümüz uyanýkken
vücut sýcaklýðýmýz arttý ama
gözlerimiz ne oldu bilmem ki

ey ismini okyanus köpüklerinden
yunuslarýn aynalarda yansýmasýndan
almýþ olan kardeþim
Ölen insan
al tutmuþ topraðý alkýþlamadan
biz yeþilin yýldönümünü kutlayalým
baharý muþtuluyalým
enlemlere boylamlara
sabýr yatýrýna
adý mehmet olan çocuða
müthiþ bir ruhun týbbý gibi
14. 14.

ben, kýþýn kefen gelini
çamlarýn diri ölüm toplumundan da
üzüm kürelerinin benzerliðindeki yalnýzlýðýndan da asmalarýn
kurtulmuþum kaynayan bir çölüm belki
birden doðup büyüyen içine insan sesi karýþmýþ
sonra ansýzýn küçülüp kaybolan
kum tepeleri
þehit, insanýn birden bana dönüþümü çevrilimi
bir çok cami mimarýnýn görünmeyen danýþmaný
genellikle ben oyarým göðe minareleri
bilgimin çokluðundan vakit darlýðýndan
iþimin baþýmdan aþkýn oluþundan
bir türlü geçiremedim yalnýzlýk serüvenlerini

daðdan gözleyen bir hýzýr vardýr kasabayý
bunu en iyi bilen
kadýnlarýna alýþamamýþ ýsýnamamýþ bir kasaba beyi
her gece kutsar beklenmedik bir çeþmeyi
hep yoksul deðilim arada zenginim belki
sularýn kaynaðýndayým
gül kokusunda
elma terinde
þafakta uykuyla uyanýþ içinde
bir yanar bir sönerim
uzatan bir fenerim

savaþta cephedeyim
yaralarýn bezi benim
tutsak olmayan bir erim
çünkü tutsaðýn yüreðindeyim
kan deðilim kandan da ötedeyim
özgürüm ama yalnýz deðilim
ey insan prizmalarý
sizden uzak deðilim
ilyas benim kýzýlötem
ben sizin morötenizim
ben en çok horozlarla gezenim
geceleri namazým
sabahlarý ezaným
15. 15.

nuh'un bir iþçisiydim
günlüðümü biriktirdim tahta aralarýnda
bulursanýz nuh'un gemisinden bir parça bir kalas
içinde altýn vardýr iþte bu iþarettir sana
altýnýn üstünde nuh'un mührü
dünyanýn en ilkel yazýsýyla
ilkel ama sade ilkel ama canlý
ilkel ama güzelliðiyle çarpar insaný
ben ibrahim'in sýr kâtibi
yakub'un dedektifi
yusuf'un hapishane arkadaþý
düþ yorumu öðretmeni
ama görmedim yavuz bir öðrenci
aydýn kýlýçlarýn þelâlesi
musa gibi

öðretmeseydim duvarýný devirerek yoksulu kurtarmayý
çýkartabilir miydi musa
mýsýr'dan israil'i
delmeseydim bir yoksulun övüncü kayýðýný
geçirebilir miydi musa
kýzýldenizden israil'i
bir vuruþta on pýnar
çýkartabilir miydi çakmak kayalarýndan
öldürmeseydim hiç acýmadan
gözünün önünde o çocuðu
bütün suçsuz çocuklarýn katili
firavun'u boðar mýydý daha yeni kurumuþ bir deniz

musa sürüyü þuayb'tan öðrendiyse
yolu daðý yaylayý benden öðrendi
þuayb'tan öðrendiyse köpeði
kurdu benden öðrendi
benimle kahve içti geceleri
onunla namaz kýldýysa sabahlarý
benimle dua etti akþamlarý
ondan aldýysa tanrý sevgisini
benden aldý korkusunu
ama ben karanlýklarda yittim
musa ýþýða vardý
"kýrklar yediler geldiler
beni alýp götürdüler
bir çok yeri gezdirdiler
sonra geri getirdiler"
deseydi musa yalnýz beni anlatmýþ olacaktý
16. 16.

þekere alýþmýþ akrebi öldürmezsen
þekerden zehir yapacaktýr
çocuklarýn için bunu iyi bil
bu öldürdüðüm çocuk için bir örnektir
her yaz bahçelerde binlerce akrep öldürülecektir
geziye çýkan çocuklar için
gün görmemiþ menekþeler derilecektir
baharý gecikmiþ kentler için
kurban bayramýnda ortalýk ýþýmadan uyanýlýr lambalar yakýlýr koyunlar üstüne bir ýþýk düþer dað ýþýðýndan önce
kurban býçak sesini duyar ezan sesinden önce

saatlarýný çabuk tüket ey ulu gece
kurban bayramýdýr en derin bayram bence

bu ne uslu yumuþak yaratýklardýr ki
kilometrelerce
günlerce
yolu aþarlar sabah kuþluk öðle
ikindi ve çöldedirler akþamlarý
ve sonra yorgun doldururlar çarþýlarý
ve top patlamadan önce
her biri baþlarý gün doðusuna dönük
bir evin önündedir
çocuklarýn önündedir
çocuk ellerinden alýrlar son dünya yeþilliðini
bir bengisu gibiiçerler
son sularýný

saatlarýný çabuk tüket ey ulu gece
kurban bayramýdýr en derin bayram bence

kur'an dinlemiþ ve ondan boyun eðmiþlerdir sanki
yaþamýn sýrrýna bizden önce ermiþlerdir sanki
kendilerini bir ses uðruna kurban vermiþlerdir sanki
ölmeden önce ölümden sonrasýný görmüþlerdir sanki
daðlarda yankýlanmýþlar derelerde aðarmýþlardýr sanki
düþlerinde mekke'ye varmýþlardýr sanli

saatlerini çabuk tüket ayýný ve yýldýzlarýný yak ey gece
bizim kalbimizde kurbanlar kesilmeden önce
17. 17.

fýrtýna lût'a ait
saçlarým yaðmurda uzar
gözlerim aydýnlanýr kaynak sularýnda
yemeðim piþer yeraltý ýlýcalarýnda
buðdayda ýþýrým kararýrým samanda
yazlýðým saman yollarýnda
kýþlýðým avcýyla av arasýnda
baharým kayýkla kayýkçý arasýnda
güzüm balýkla balýkçý arasýnda
samyeli gölgeme ayna
zafertakým eleðimsaðma
için þarabýmý böðürtlenlerde kýrýlmaz bardaklarla
þarabým bâdýsaba
yunus'a aittir balina
diþ ve tarak yunus'a aittir
demir ve zebur ve ses ve öfke dâvud'a aittir
ve dert ve sabýr ve yara
ve yaraya dayanmak sanatý eyyûb'un iþi
zülküfül'dür gün doðmadan
geri döneceklerin kefili
bu halkýn hilesini en iyi yuþa bildi
iþte o zaman ateþ en keskin bir þuurla
ortasýna doðruldu ganimetin

bir kente girdim mi
bahar yaðmuru gibi girerim
rüzgârlarýn arkadaþý atlar gibi
büyütürüm güllerini
arýtýrým sularýný
bakarým mermerleri gebe mi
tabutlarý teneke mi
aydýnlýk mý ekmekleri
kirli mi yýkanmýþ mý gömlekleri
güzü mü andýrýyor gözbebekleri
dinleniyor mu erik aðaçlarýnda
yeni yýl kelebekleri bahar kelebekleri
kükürt mü serpilmiþ baðlarýna
gözlerden akan bir kireç mi

baþaksa bana ait
çocuk benim ülkemdir
ana karný geleceðin belgesi
18. 18.

günleri býraktýnýz takvimle uðraþtýnýz
suyu özlediniz de aramadýnýz
harût ve marût'u dilsiz eden
saçlarýndan peygambere büyü ören
uykuyla ilgili su ve kuyu bilgilerini
taþlarý deler deler de su gelir
ýþýklý bir engerek gibi
vecde gelmiþ bir devenin
bol arýlý sesi gibi döner döner de
bin tanrý mahkûmunu arar
suyu arayan adam deðil
suyun aradýðý adam ol sen de
sen doðu olursan güneþ sana gelecektir
sen kuþluk olursan kuþ sende ötecektir
sen kuyuda oturacak bir ders taþý bulursan
bir kabri dýþýndan oyan yontan deðil
içinden insan biçiminde kýþkýrtan olacaksýn
her lambanýn bir kuyusu vardýr
ordan aldýðýyla aydýnlanýr
kuyusuz bedir bedir midir
bir bedir kuyusuna doldurulmadan önce
kureyþ ulularý
saðken iþitmiþler anlamýþlar mýdýr
ey aydýnlanýþ saatleri
ölüyle konuþulan saatler
tabutta demlenen þaraplar
eski vergilerden damýtýlmýþ viskiler
bardaklarý kýran þampanyalar
bir kuyuya balýk olmuþ haydutlar
maðaralara kapý olan duvar olan
kuyulara duvar olan
örtü olan kayalar

kuyu zeytin nar
yeþeren bir kuyu arar
vaktin arabý çýlgýnlar
19. 19.

bahçede uyuyan çocuðu
yüzüne vuran
kirpiklerini kýnakýnagibi yakan gün uyandýramaz da
anne uyandýrýr babanýn eþi uyandýrýr
iðde ve gül kokularý çeþme gümüþleri
hurma çiðleri serçe ýþýnlarýyla
bahar uyandýramaz da
günlük süt için ayaklanmýþ
evin keçisi koyunu ineði uyandýrýr
çoban sürüsünü geniþ bir kuþluk alanýnda toplamýþtýr
ekmekler ve aylýklar alýnmýþtýr
kimi yoksullar da içleri ürpererek
çobanýn paylamasýna da katlanarak
yükselmeyen bir sesle bir yalvarýþla
biraz daha vakit kazanmýþlardýr
dað hazýrdýr
gece kamaþmalarýndan kurtulmuþ
sürüye bir kent olacaktýr
sürü kuþlukta tutacaktýr eteðini
býrakýlmýþ baðlarýný
kaba bir köylüye dönmüþ ardýçlarýn
yatýrlaþmýþ meþelerini
ayý soluðunda turunculaþmýþ alýçlarýný
çocuklara beklenmedik bir yemiþ ufku daðdaðanlarýný
kýrlarda bize kahve sunan menengüç aðaçlarýný dolanacaklardýr
keçiler koyunlar ve sýðýrlar
kuþaktan kuþaða iletecekleri bilgileri
gündüzleri daðda toplayacaklar
evlerde durmamacasýna yazacaklardýr geceleri
bunlar kýr papirüsleri
bir þiirin ipek sayfalarýdýr
su düþmeyen bir koðuða saklarlar onu
sonra güneþ açýnca
o sayfa aðýzlarýnda
tekrar çýkarlar çayýrlara
benim rengimi hýzýr rengini boyamaya
baþbaþa vermiþ birbirine iyice yaklaþmýþ koyunlar görürsün
sayfalarýný kalb sesleriyle karþýlaþtýranlardýr onlar
her biri kendi sayfasýný öbürüne okumaktadýr
unutmamak için bilgilerini
arasýra kendilerine tekrarlamaktadýr
çocuk tam sürü kalkarken
güneþin koðaladýðý bir yolda koþarak
kendi küçük sürüsünü büyük sürüye katacaktýr
iþte o vakit kurtulmuþtur aðýrlýðýndan evin
korkuyla utançla umutla yüklü sis daðýlmýþtýr
kendi kendine konuþmanýn yemiþi
çocuðu þehre döndürecektir
daha üstün daha büyümüþ ve daha yeni
bir de vardýr daðdan sürüyle inip
çocuðu bir mevsim gibi çaðýracak
kara üzümün kurusundan yükselen
çobanýn ayak tozunda gün kaydýran
koyundan keçiden inekten
ve köpekten
ayak altlarýnda ezilmiþ böceklerden
yeni bir çatý kuran
akþam saatleri
20. 20.

-kapadýn mý iyice taþý

-taþ kendi kendine kapandý

-o kývýlcým saçan nedir içerde

-gözlerimizdir

-þehir bizim ansýzýn yitiþimize ne diyecektir

-þehir evlerini büyütecek

badanasýný yenileyecek
fýrýnlarýný kapatacak yeni fýrýnlar açacaktýr
süt saðacak
köpüklenecek
þarabýn kývamýnda yenilikler
devrimler yapacak
ve bizi unutacaktýr

-bizi unutmayacaktýr
her bey deðiþiminde
her üye seçiminde
her çocuk ölümünde
her sayfa açýþta
her kitap yayýnlanýþýnda
her kitap yakýþýnda
her sürü dönüþünde
bizi ansýyacaktýr
her su kuruyuþunda
her açlýkta her vebada
her þimþek çakýþýnda
katedrali uðuldatan gök gürültüsünde
mermer yaran depremde
bizi ansýyacaktýr
her define buluþunda bizi unutsa da
yeraltýndan her levha çýkýþýnda
bizi hatýrlayacaktýr
gebeler bizi yalan yanlýþ sezerler
doðumlarda aydýnlýkça bilirler
çocuðun çevresindeki ýþýk
-ki onu yalnýz anneler görürler-
o ýþýk bizdendir bunu bilirler
çocuklar þubat ayýnda
kara düþen kurt izinde
bizi ansýrlar
yüreðe inen bir çivi biçiminde

-bizi unuturlar
senato seçimlerinde
sofrada deðil belki þölende
biz nerdeyiz arkadaþlar düðün nerde
biz konuðuz þölende
ama gün olur anýlmayýz
manastýrda bile

hey ancak göz kývýlcýmýný seçebildiðim arkadaþ
peki bizim o evren beneði
köpek nerde

hepsi birden (bir korkuyla) -evet köpek nerde

-köpek ne dýþarda ne içerde
kayanýn kendisi belki
maðaramýzý evrenden ayýran
kayserden ve kayser kentinden ayýran
zarýn perdenin belgenin ta kendisi
sabah yýldýzý ýþýrken dýþardadýr
gün doðarken içerdedir
bir kadýn doðursa dýþardadýr
bir baba ölse içerdedir
bir savaþ olsa içerdedir
bir barýþ imzalansa dýþardadýr
deniz inse içerdedir
deniz çýksa dýþardadýr
çoban çoban içerdedir
sürü sürü dýþardadýr

hepsi birden (korkuyla, ürpertyle, coþkuyla, azrail'i görmüþçesine, israfil'in surunu iþitmiþçesine) -peki köpek nerdedir

-arkadaþlar sizi bir alacakaranlýk uykusuna çaðýrýrým
köpek kemikten yapýlmýþ
üstüne sayfalar yazýlý bir deridir
o bulunduðu zaman biz de bulunacaðýz
bulunup bilineceðiz demektir
eþsiziz demektir
maðaramýzý kýlýçlar koruyacak demektir
kent para fýrýn ve ateþ deðiþecek
içine bizim alýnyazýmýz karýþacak demektir
gün saatini bizim yerimize
kýtmir kuracak demektir
köpek bir gün bize
o boz tüyleriyle
ýslak dliyle
bir çocuk sesini andýran sesiyle
hepimizin çocuðu geri dönecektir
bir külün içinde yüzyýllarca duran
biçimini yakalayýp geri dönecektir
deniz kýyýsýnda kayýk karan
genç kýzlarýn ýþýnlarýn taþýyacaktýr derelere
ve çölde ilerleyen bin tonluk bir deve
gibi bize bir siteyi yüklenerek dönecektir
gün vurduðu zaman aðzýna maðaranýn
bizden alýnan vakit bize geri verilecektir
çiðnenmemiþ çayýrlýklardan
devþirilen yeþillikler yüzümüze sürülecektir
bir el uzanýþýyla
gelecek çaðlara çaðdaþ olacaðýz
uykumuzu en ulu ders olarak okutacaklar çocuklara
uykumuz korkunun ötesinde
yeni bir kýmýltý demek uygarlýklara

uyudular ayaklarý ses çýkarmadan çakýltaþlarýnda
güneþte piþmeyen bir yumurta
tapýnaklar için kesilen taþlarýn biçiminde
gökten baþka denizden de anlaþýlan gecenin geliþinde
solan kadýnlarda eriyen gülde
uyudular uyuyarak onardýlar
ýþýttýlar insan yüreðini
kentler battý kentler çýktý uyudular
maðaranýn aðzýný kapatan kaya
deðirmentaþý gibi döndü yüzyýllarca
en az gerekli gün ýþýðý vererek içeri
en yüce bir yaþama için gerekli
kabuslarý süpüren umut için gerekli
rüya gören sayýklayan beyin için gerekli
kurban sanatýnýn þehidi eller için gerekli
kelimeyi dürbün gibi geleceðe çeviren
dað görünüþlü diller için gerekli
tenleri bir hýzýr konuðu gibi yeþil ve al
uyudular gençliðin maðara konuklarý
21. 21

çaðýr çaðýr su kuyusuna çaðýr
tatlý uslu bir ýrmaðý andýran
kayýklara yakýþan bir haliç parçasýna
þubatý hýzla aþmak isterdin
gidilmemeliydi çünkü baþkalarýyla
karanlýk taþýyanlarla vücutlarýnda
kayaklarla karlý daðlara
martta kýþ pusunun ayýklanmasýnda
günýþýðýyla daðlardýn
kristal medrese camlarýný
söylemediklerini söyletirdin leylaklara
mayýsta
iðdelere nisanda
çaðýr o tepe insin su kýyýsýna
senin ona söylediklerini
o denize söylesin deniz sana
þiir geceleri
büyük pastane'de kulaða çalýnanlar
þehir gezmeleri
fotoðraf çekilirken elde tutulan bir bardak su
-elden geçerek yüze vuran alabalýk aydýnlýðý
isa sesi meryem kuþaðý
ve sendeki o meþhur yayha tepkisi
ýslak bir ortaçað yolunu andýran iç sokaklar
kýþ
elden taþarak yüzü oyarak saçlarý kömürleþtirerek geçen oyun kiri
içinde taþýyýp da bir türlü atamadýðýn taþra akrebi
hey üst katlarý titreten vakit oðlaðý
çin fransýz kültür merkezi
çaðýr çaðýr o rüzgâr gelsin
belki içinde bir fýsýltý bulabilirsin
denize yüklersin
o da bir bahar açýlmasýnda
kýsýr kadýnlara veriversin
ve deniz þu kýyýsýna indiðiniz
hiç deðiþmesin
çaðýr çaðýr akþamý
gençlikte birlikte gezdiðin
taþýdýðýn umutsuzlukla birlikte
lâmbadan ürken
aydýnlýðý yaþamanýn sonu bilen
yatak kâtibin tahtakurularýna
çaðýr o yolculuklarý
seni götüren geri getiren treni
bitmez bir kaya akýntýsýnýn
anlamýný düþündüreni
o arþtan düþen
konuþamamaktan
dudaklarý kurumuþ kayalar
ve kýzlarýn sulara vurmuþ ýþýklarýndan
sýçrayan çizgilere susamýþ kayalar
ne kadar benimserdi bu suyun
kumu altýna çeviren bu suyun
bir yüksek fýrýn olmuþ
gövdesine çarpmasýný
çaðýr yüzündeki acýyý
bir bahar çiðinin düþmesiyle açýklayan babayý
her gün bahçesinden
gül devþirmek isteyen
senin için güle sabýrsýzlaþan
o anneyi
annenin saðlýk günlerini
it it denizin dibine it
gül yerine elinde bir belgeyle gelen
henüz atlarýn kokusunu yitirmemiþ
eski tavlalardan bozma
hastahanelerin alt katlarýný
kule diplerini
en çok hava isterken
havadan uzaklaþtýrýlmýþ
kalb hastalarýnýn yoksul öcünü
onlarýn sevgisini öce çeviren gençliðin geçiþini
bütün sevgileri sen kendin kendin için ece çevirdin
ve üstüne büyük harflerle yazdýn
"baþka yerde kullanýlmayacak"

baþka yerde kullanýlmayacak bu deniz
peþinden sürüklediðin lânetleri
bir kitap yapraðýna çevirmekten
sen bu suyu anlamadýn daha
bengisudan daha bol ne vardýr dünyada
karalardan daha büyük yer tutar o
gir yýkan içinde yüz öteye
gez üstünde kadim balýkçýlar gibi
ye etinden kat özünden gövdene
çýkar derinliðindeki inciyi
ki senin o gençlik aþkýndýr
sevgilinin seni çileye iten öðütleri
senden uzaklaþtýrarak kendini
bir demirci gibi döðdü döðdü de demirini
kurabildin kendinde ve çevrende
o demirden kendi medine'ni
çaðýr çaðýr bu suya medine gelsin
baðrýndaki saatinden bir ses yükselsin
çöl silinsin yol bitsin
hurma hayaletleri belirsin
deve neþeyle durup ilerlesin
bir imrülkays aruzu gibi ilerlesin
çevremiz o konuklarla dolsun
çay bile incitebilir onlarý
bu yumuþak su kýyýlarý onlarý dile getirsin
sen uslu bir çocuk olup dinle
dolup taþarak karadan denizden gelenle
semaver buðusunda titreyen evlerle
denizden karaya akan köpüklerin uzun kuðusuyla
dinle sen ermesen bile
bir ermiþe erebileceksin
ermiþ bir sözün olmasa da
bir ermiþin sözünü duyacaksýn
çaðýrmasýný bilirsen gelecektir
doðu'yu batý'yý bilen gelecektir
bir ölümden sonrakine
öðle sýcaðýndaki sebil gibi
gün gelecek su kýyýsýndaki
o türbe ýþýyacaktýr
bursa'daki ulucami'nin
en suskun taþlarý bile konuþacaktýr
22. 22.

eve dönüþ gecesi ne geceydi
eþeðin üstünde türkü söyledin
köylüler bile farkýndaydý sevincinin
yýldýzlar mutlu bir sofrada
yükselip inen gümüþ kaþýklardý sanki
ya salonun o aydýnlýk hali
ama birden karþýnýza çýkan
içinizi bir incir yapraðý gibi büzen
o kardeþteki göz aðrýsý
anne telaþý
çocuða dönüp çaresiz duran
size dönüp bir umutla taþýyan
siz ki bir doktordan öte iyi ediciydiniz
daðlardan inmiþ bir göz iyileþtiricisiydiniz
peki kaç gün sonra o göz aðrýsýný
o yukardan inen görüþ sýtmasýný
yumurta hummasýný
neyle kestiniz neyle dindirdiniz
þimdi onu benden dinleyebilirdin
ama yýllarca sonra
o göz aðrýsýnýn çaðrýþýmý gibi gelen
bir kulak bir diþ aðrýsý
alýp götürdü kardeþi
lanetli bir peri
yol gösteriyordu ýþýk tutuyordu sanki
bengisunun yankýsý ve aksi
kara bir su kýyýsýna
bir arý oðulu dünyasýna
nar sevdasýna

an o çocukluðu ki
karlý kurban bayramlarýný
kuru üzüm iftarlarýný
baða taþan ev seslerini
an an ki
kurtuluþunu þimdi bulursun belki
içinden güneþe varan ses babadýr gündüzleri
ayý kurcalayan ses anadýr geceleri
ne mutlu sana
bulursan insanlarda
andýran birkaç çizgi
gün batmadan önceki kardeþleri
gün doðarkenki kuþluktaki
öðledeki ikindideki

bir balýk görünce nasýl çýrpýnýrsa bir martý
gün batýnca nasýl çýrpýnýrsa
boðulmuþ bir kuþ gibi
bir deniz
çocuðu ölünce öyle çýrpýnýr anne
annesi ölüne bir çocuk öyle çýrpýnýr
çýrpýn çýrpýn ki belki görürsün ölümden ötesini
senin mesleðin bir bakýma ölüm mesleði
bozulmuþ saatleri ölümle iyi etmek
ölümle açmak kurumuþ dudaklarý
ölümle açmak kapanmýþ gözleri
öleniölümle diriltmek
ölümle sað tutmak sað olaný
ölümün ýþýnýyla görmek
karanlýk gecede
karataþtaki
kara karýncayý
23. 23.

ne cennet ne cehennem ne dünya
âraf'ým ben
cennet demektir benden biraz ileri gidersen
arkada býraktýðým ateþ kayalarý
dünyadýr cehennemdir
âraf dünyanýn cennete yakýnlýðý
dünya âraf'tan buraya uzanmýþ bir diþ gibi
âraf'ý ben dolaþtýrýrým yeryüzünde
bir aðaç hýþýrtýsý gibi
taþlar maymuna dayanýr
aðaçlar sese çýkar
gel dinle baðdaki eski asmalarý
kýr akþamda batan üzümün bardaðýný
çevir harf çýraklarýna
av sularýný avlanmýþ sularý
petrolde el yüzün yýkamasýndan
tüter buhurdaný þiddet iþçisinin
bir geyik karnýnda kanýnda erir bir haydutun tüfeði
ve haydutun kanýnda yeþerir jandarmalarýn yiðitliði
sel alýr daðdan indirir bizi
üstümüz boyalý aþ kýrmýzýsý çamurla
eþkiya dürbününde görünürüz ama
aramýza yaðmur girer
borçluyuz hayatý ansýzýn gelen bu yaðmura
aslaný uslandýran
aslaný ýslatan bu yaðmura
taþlarýn yaklaþtýðý bir düðü dünyasýnda
gölgeni büyüttün sen boyuna
bir kav evine döndün
yanýk bir azýk oldun ezik çakmaklara
anne merdivenden indi yalvarýþlarla
dostun ölümünü yeni öðrenen bir yüzdü artýk baba
yüz çizgileri derindi zaten daha derin oldu
ayakkabý çýkarýlmadan giyildi yeniden
unutuldu iyice fark edilmiþ kuþluk ikindisi
--kuþluktu ama ikindi gibi--
alýp götürüyor o arkadaþ kuþkusuz
birlikte boyadýðýmýz iplikleri þimdi demek ki
gidiyor ama kim gibi
zekeriya gibi mi isa gibi mi
baba düþünüyor
yeni bir dicle kýyýsýndan dönmüþ olarak
sýrtýnda kýrlarýn ilk ýrmak izleri
bu yürüyüþ bir düþünüþ gibi
kafanýn bir duvarýndan bir duvarýna
kasaba kuzeyinin sülükle döðmeli sularýna
karýnca köylerine cin yurtlarýna
hýzýr'ýn içinden geçmeye çalýþan bir þeytana
çocuk ve süt umulan peri yurdu bir pýnara
pazartesiden pazara
cumartesiden cumaya
eve varýldýðýnda
içinde bir yunan heykeli büzülmüþ gibi
ölümün kýyýsýnda kývrýlmýþ örtüler
örtüler birdenbire artar çoðalýr nerdeyse ürer bir evde
bir göz yeni örtülmüþse size
sen bütün bunlarý çýkardýn
evden bir yýl uzaklaþmýþ babanýn
gelir gelmez çýkýp kasabanýn
öteki ucuna gidiþinden
düþ yorumu ustalýðýn böyle baþladý zaten
bir dað doðurtabilirsin bir bozkýrdan
gül toplayabilirsin bir çýbandan
narlar menekþeler devþirebilirsin bir kurbandan
bir azizi saðlarsýn bir roma yangýnýndan
bir cami çýkartabilirsin bir katedralden
sen ne denizler gördün
güneþin batýþýnda
kesildiði andaki bir kurban gibi
kývranan
ve çamlara çarpmýþ yaralanmýþ
cam parçalamýþ kargalardan
bir çan çalýyor
bütün eski köprülerinde avrupa'nýn
bir sancak kaygýlanýyor
sancýsýndan dünyanýn
erleri yeni yeni yerleþiyor yerlerine âraf'ýn
ýþýklarý bir kez daha yanýyor cennet'teki davanýn
24. 24.

sofra sofraya deðer sofra sofraya
sofra sofraya bakar yaklaþýr sofra sofraya
böylece gökten sofra iner daða
þairlikten sonra baþlayan azýklarla
þarap dense de þarabý aþmýþ þarapla
susus topraksýz ve göksüz büyümüþ bir buðdaydan
yapýlmýþ ekmekle donanmýþ bir sofra
kansýz ve etsiz bir sofra
ne kedi ne köpek sofra der buna
ne hintli ne rum sofra der buna
hýzýr avýna çýkmýþ bengisuya
bengisu kâbusuna kanmýþ insan sofra der buna
sen de günlük sofrayý bir kaç kere
en çok da çocuklukta o güz oruçlarýnýn
iftar durumlarýnda sandýn böyle bir sofra
doðudan gelen davullarla sahurda
bir sofrayý böyle bir sofra sandýn
evin saati gösterdi hep böyle bir sofrayý
ikindi kur'an'ýndan sonraki sofralara
kattý zamanýndan bir zaman belki
kana dönüþen bir þarapdeðil
duaya çevrilen bir þarap içildi o sofrada
ten olan bir ekmek lehimi deðil
gönül azýðý olan bir ekmek yendi o sofrada
zeytinse hem ýþýk verdi hem sofra katýðý
idris ishak ve þit azýðý
ilyas gölgesi
bir yusuf akþamý
ilerde bengisu doldurulmak için
bünyamin'in yüküne saklanmýþ
gümüþ su tasý
yakub'un koyun postu
ibrahim atlasý
bekçiyse musa'nýn asasý
iþte böyle bir tören içinde açýldý gök sofrasý
bu bir yas mýydý düðün müydü
büyük bir þehirden geçen
bir kasaba halkasý
sona eriyor demekti bir dað çaðý
orda anlatýldý gece yarýsý
bir iç çaðrýsý gibi sofradan
ve isa'dan yükselen
havariyun'da yanký yapan
gelecek dönemin mekke çaðrýsý
gelecek vakitlerin mescitleri kurulsun diye
onlar yýkýyorlardý mihrabýnda
putperest ateþler yakýlmýþ
ön cephesi yerinden oynamýþ tapýnaðý
orda anlatýldý cebrail'in yapraklarý
orda katýldýlar bedir savaþý'na
yeþil sancak tuttular
durdu sancak
orda da görüldü alkýþlandý
hendek savaþý'nda
kayalarýn kývýlcýmlarýnda
yanýp söndüðü gibi
istanbul ve roma'nýn silüetleri
ve önlerinde
yeþil sancaklý sultan tuðlarý
arzý soyunmuþ
arþý giyinmiþ asker
þimþekle devrilmiþ bir boða gibi
yere serilmiþ bir haliç
sonra "ayrýlýþ" konuþmasýnda
sustu isa
sustu isa'da her havari
sustu yüz yirmi dört bin sahabi
sustu zaman
sustu bengisu
su sundular yaralý sahabeye
durdu arz karýncalarý
sustu arþ sesi
durdu develerin üstünde güneþ
hurmalar bir vâdiden bir vâdiye gidip geldiler
ve durdu yapraklarý
dört kitap durdu ve dinledi
"þahit ol ya rab!"
sesi kaldý yalnýz ortada
onlar da sofrada
bizim gibi þahit oldular
25. 25.

þam'dayýz
mevlana ve mesnevi
muhyiddin ve yasin
þems ve füsus
þems nasýl deðiþtirdi
bengisu sarnýçlarýndan geçirerek
mevlâna celâleddin'i
ve yasin bir delikanlý biçiminde
aðýr ölüm hastalýðýnda
nasýl iyileþtirdi ibn-i arabi'yi
mekke çatýsýnda füsus'un ve futuhat'ýn yapraklarýný ayýklayan
güneþin yaðmurun ve rüzgârýn yardýmcýsý kimdi

þam çarþýlarýnda þems'e rastlamadý mý
yolun bir kýyýsýnda o öbürü bir kýyýsýnda
þems bir soruydu
bir cevaptý mevlâna
benziyorlardý bir arada
kiþinin kendisiyle yaptýðý bir konuþmaya
muhyiddin'in ibnürrüþd'e dediði gibi
bir evet bir hayýr demedi mevlâna
hep evet dedi þems'e bu konuþmada

þam çarþýlarýnda mevlâna
aradý durdu þems'i
bir yitirip bir buldu þems'i
þems bir bengisuydu o'na

mevlâna þam'da muhyiddin'le konuþtu
ona þems'i sordu
muhyiddin kabrini açarak
sabýr kitabýndan bir yaprak çevirerek
þems'in kendisini gösterdi

sonra yorgun bir þam öðlesinde
sýcakta çekirgeler kavrulurken
çömeldi bir su kýyýsýnda
hýzýr'ý gördü alý yeþili gördü suda
þems'i gördü ve buldu kendini

þam çarþýlarýnda þems alýndý mevlâna'dan
kendisine mesnevi verildi

gökten bir kartal geçse
ve yere düþse gölgesi
bu acaba þems'in mi gölgesi

yerin altýndan gelirse
bir su þýrýltýsý sesi
bu ses þems'in mi sesi

çöllerde kumda varsa
kýzgýn bir ayak izi
bu iz þems'in mi izi

iþte böyle böyle kurduý mesnevi'yi
þems'in aðýrlýðý
dudaklara dokunup da
aðza konamayan
bir bengisu gibi
Alakal� olabilir!
- hizir pasa
- hizir kiz
- hizir reis
- hizir gibi adam
- hizir gibi

nedir.Net