imkansiz aska mektuplar »
105. "birşey var aramızda
onu buldukça kaybediyoruz isteyerek"
104. seni hala sevdiğimi fark etmekten daha korkutucu geldi beni hala sevdigini düşünmek.

103. her günü hatırlanan hazirandan bir name,



https://www.youtube.com/watch?v=SXt5KgWTMnE


.


102. "... siz aşktan n'anlarsınız bayım..."
101. imkansız da olsan benimdin, hala imkazsızsın ama hala benimsin...
100. "... seni kalbimin içine sokup orada iyileştirmek istemiştim, ..."
99. 11.10.2015




sevgili ...,

birazdan düğünün bitecek ve uzun bir konvoyla gelini getireceksin yıllardır dışına adım atamadığımız mahallemize. işin cilveli tarafı bu biz aynı mahallenin çocuklarıyız. bütün hikaye burada saklı.

ben alacak verecek hiçbir şeyin kalmadığından çok eminim. sabahki davul sesleri hariç. bir gün bugünün geleceğini biliyorduk, bütün inadına rağmen sen de biliyordun. hayatın cilveli yanı da bu belki merak ve umut arası bir şeyler.

biz buraya hep yalandan bir şeyler yazmak için geldik ama sen o kadar gerçeksin ki ben tıkanıp kaldım. bu başlıkta kendi imkansız aşkımın imkansız aşkına mektuplarını okudum, sonra bir gün onun da sıradan sevdaların kurbanı olduğunu duydum, hepsi bir hikayenin en güzel bölümü, bir şiirin akılda kalan dizesi gibi hayatın katlanılmaz sıradanlığına getirdiğimiz birkaç faklı andan fazlası değildi, bizleri epeyce de oyaladı bu anlar. bu senin yabancı olduğun bir şey. insanların cümlelere yaptırdıklarını sen bizzat yaptın;

belki pencereye, balkona çıkar diye bir sandalyenin üstünde sabahlayan, sevdiğinin adını yolara yazan, gözlerini üstünden bunca yıl hiç ayırmayan, askerden kaçan, evden kaçan, hiç vazgeçmeyen sen için yabancı buralar.

bensiz beni bu kadar nasıl sevdin bilemiyorum. ben sevilmeyi hep öyle sandım herkes beni senin sevdiğin gibi sever sandım. bana yaptığın en büyük kötülük bu oldu sanırım. ben sana seni sevememekten başka neler yaptım pek düşünmüyorum.

şimdi bunu konuştuğumuz herkes senin saplantılı biri olduğunu ve benim de narsist olduğumu falan söyleyecekler bu hiç önemli değil öyleysek de önemli değil. zararsız, bakıştan ve ispatlama gayretinden öteye gitmeyen bu aşk bir mahalle efsanesi olarak yaşayacak ve sen belki balkona her çıktığında benim özenle astığım çamaşırlara gözün takıldığında azıcık burkulacaksın. kimse benim kadar güzel çamaşır asamaz çünkü senin eşin bile.

varlığın bütün çocukluğumu, ergenliğimi ve biraz büyümüşlüğümü saran kocaman bir sevgi idi. kendimi ne zaman yalnız hissetsem, kimsenin beni düşünmediği, önemsemediği anlara denk gelsem biraz sevgine saklanır, sığınırdım... beni bir rahmetli teyzem bir de sen sevdin sanırım böyle bütün bir beni, hiç dokunmadan olduğum gibi... sanırım bütün sevilme ihtiyacımı karşıladığın için de ben sevilmek yerine...

birazdan davullar yine gelir, mahallemizin içine kapanmış bu pazar akşamına renk getirir, gelin inerken herkes alkışlar, babaannen annesi de bugünleri görseydi diye ağlar çaktırmadan...

artık bir ailen var, sen bir aile reisisin babalarımıza hiç benzemeyeceksin...

mahallemizin bir çatısında da senin bacan tütecek...

eski bir dosta veda gibi oldu. seni hiç unutmayacağım.

98. dar geldi şu kocaman sokaklar adımlarıma,sen yoksun diye
nedendir bilmem yağan yağmur ıslatmadı beni
ağladım ama akmadı gözyaşım
gittin ya herşey tarumar oldu
günlerdir açmıyorum perdeleri
bir damla ışık sızmıyor içeri.

yalnızım;
radyoda hüzünlü bir şarkı
ta derinlerden söylüyor
tüylerimi diken diken ediyor bu şarkı
gittiğini anlatıyor sevdiğinin
hiç dönmeyeceğini,
bittiğini.
97. (bkz: zoru başarırız imkansız zaman alır)
96. kalkıp oturdum yatağımda ,seni düşündüm.bütün geceler aynı senden sonra;uykusuz, yalnız,sarhoş...
belki uyurum diye tekrar koynuna girdim yatağımın,olmadı..saat sabahın dördü...yine uyku yok.!?yastığıma sarıldım,yorganıma ha birde hediyen olan o kocaman oyuncak "ayıcığa".olmadı!
hepsi sen kokuyordu.hatta saçından bi tel buldum yastıkta,avcuma aldım,dakikalarca seyrettim,okşadım.
daha sıcacık sol tarafım,
gelirsin diye bekliyor yokluğunda hatıralarım,
ama
yoksun.
gelmedin.
gelmeyeceksin.
biliyorum. yinede bekliyorum!...
95. bütün aşklar imkansız oldu senden sonra bana.
korktum yıllarca sevmekten!
oysa öylesine susadım ki sevmeye,
imkansız da olsa gark olayım istiyorum aşkın girdabında...
korkuyorum bir daha hiç sevememekten!
94. aşk
aşk
aşk
aşk
aşk................ve aşk
yine yeni yeniden ... neden?!bilinmez
kafa kurcalayan,ne kimyası çözülebilen ne de yerine bi benzeri konulabilen.
bir kere kapıldın mı asla vazgeçemeyeceğin ,
unutamayacağın,
unutmak istemeyeceğin .
dünyanın en güzel duygusu
tanrının insana bahşettiği mucize.
bide sonu hüsranla bitmese...
93. yıllar sonra başlığı aramak isterken imkansız aşka inananlar diye yazmış olmanın cilvesine dayanamayıp yazmaya kalkışmaktır.

sözlükte sayfalar doldurulan bu başlığı okuduğun günlere gitmiş olmanın burukluğu ve her söylenenin -belki hâlâ öyle doğru olduğuna inanıyor olmananla, başlıkla, kendinle, zamanlamanla, içine kendini dahil edebileceğin her şeyle hesaplaşamayacağını bir kez daha göstermekti ki bütün hesaplaşmalardan eksilmiş çıkacağını bilerek...

yine de minnettarım demek isterdim..

bütün bu çelişkilere bir şey söylenecekse sadece ördek söylesin inanmayacağımı bilerek. buarda bahsi geçen ördek bildiğimiz ördektir tıpkı palyaço gibi.

kendimle cebelleşerek, bütün kalbimle yazdığım her şeyin anlamsızlığına inanarak, yaşanılan söylenenen her şeyin anlamsızlaşacağını bilsem de kelimelerle cilveleşmek istedim. insan bilse de istiyor. kelimeler... ne garip.. acın aynı tadı veriyor...

bütün suç çalan türküde.

susarak özlüyormuş.

aşk insanların olmayan bir şeyi var saymasıdır yani asla susarak, hiç tanımadan, ne garip...

yani demem o ki..
92. hayatımın solmayan güneşi;

hatırla sevdiceğim, hani yeşillerle bezeli, begonyalarla süslü bir yamaçta birbirimize sarılmış güneşin batışını izliyorduk. bulutları ilerde bir gün aşkımızın meyvesi olacak o minik yavrumuza benzetiyor, batan güneşin hazan sarısı yapraklara yasıyan aksi ile yekvücut oluyorduk. hatırla nurtanem, hani sen o eşsiz manzaraya dalmış, semanın o namütenahi derinliklerinde kaybolmuş ufuğun o kızıl suretini izlerken sinsice sana sokulup "tutttmassam düşüyodun" demiştim hani seni yamaca doğru sertçe itip geri çekerek. sonra da "ehe mehe şaka şeysi olarak hani" diye toparlamaya çalışmıştım bu ortaokul yıllarımdan yadigar o lanet, o habis, o melun huyumu. işte o gün gittin bebeğim ve bir daha göremedim o ay yüzünü.

bazen tutmasaydım da düşseydi mına koyim demiyor da değilim ya neyse.

senin k.
91. imkansızım;

bunu okuyorsan topsun olm.

senin gregorun.
90. abi;

abi diye başlayan aşk mektubu olmaz olsun, onu yazan eller kırılsın, zikreden diller mühürlensin yakılsın.

kadıköy turist dolu be altan, gelemem ben öyle işlere. bilmediğimiz, tanımadığımız bir güneşi var bir de. müteredditim.

senin ve daha bir kaç kişinin
c.
89. bir durağın önündeydik.
ben bir şehirden gelmiştim sen bir şehire gidecektin.
uzak yollar ve uzak yılların çocuklarıydık.
birbirimizde sınanmıştık ilk. güzel düşler görmüştük o zamanlar.
yıllar geçmişti ve bir durağın önündeydik.
ben hiç bir şey almamıştım yanıma zaten sen giderken birşey bırakmamıştın bana. hızla geçen arabalar bana hızla geçen günleri hatırlatmıştı.
bir durağın önündeydik işte adı neydi hatırlamıyorum. sen sol cebine anıları sağ cebine umutlarını almıştın.
benimse ceplerim boştu bana hiçbirşey bırakmamıştın. ilk önce anıları çıkardın sol cebinden. ilk selamlaşıp duruşumuzu o köşede. sonra ilk gülüşünü sonra ne varsa yaşanan çıkardın hepsini. ağladığımız güldüğümüz hayal kurduğumuz tüm günler karşımızdaydı işte. hani sen soğuk bir kışladaydın bir zamanlar kimsenin gitmediği biryerlerdeydin ben gelmek istiyordum yanına. sana umutlarını sakla demiştim bir gün gerçek olacak umutların, gerçek yapacağız onları iyi sakla demiştim. gözlerim dolmuştu gözlerin dolmuştu. sonra sağ cebine atmıştın elini. umutlarını çıkarmıştın tek tek. hiç utanmadan hepsini dökmüştün önüme. hepsinde ben vardım hepsinde bir izim vardı. ama yetmemişti işte hiçbiri. aramızdaki uzaklığı silememiştiler. neden demiştin neden? verebilecek bir cevabım yoktu. giderken cevap veremediğin gibi. sonra bir sigara yakmıştın. parmaklarının ucunu yakmıştın. ilk gittiğin gibi her kaybettiğinde yaptığın gibi bir şey söylemeden gitmeye başlamıştın. ve sevdiğimiz bir şarkı çalıyordu uzaklardan.
88. (bkz: gozlerine yazilmamis bir destan)
87. sen de yaş(l)anacaksın.
86. okuyanların içinde (o) asla olmayacaksa neden yazılır bu (mektup)lar?...
85. sevgili! sevgilim diyebilmeyi nasıl istiyorum bilemezsin. ama nasıl diyeyim? bitmişlik yok ki bu hikayede, yarımlık var. bütünlük yok, ayrılık var. bu yüzden sevgili diyebiliyorum sadece. "i" kapanmıyor dudaklar, birleşemiyorlar ayrılık kaderleri. "m" kenetleniyor dudaklar, kavuşuyorlar vuslat vakti. sevgili, sevgili, sevgili... kapanmadı işte bize nasip değil demek ki...
84. kanka naber... *
(bkz: sözlükte romantizm)
83. vakit tamam seni terk ediyorum
bütün alışkanlıklardan öteye
yorumsuz bir hayatı seçiyorum
doymadım inan kanmadım sevgiye.

korkulu geceleri sayar gibi
birdenbire bir yıldız kayar gibi
ellerim kurtulacak ellerinden
bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

aşksa bitti gül ise hiç dermedik
bul kendine kuytularda hadi dal
seninle bir bütün olabilirdik
hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

vakit tamam seni terk ediyorum
bu incecik bir veda havasıdır
parmak uçlarına değen sıcaklığı
incinen bir hayatın yarasıdır.

kalacak tüm izlerin hayatımda
gözümden bir damla yaş aktığında
bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
kan tarlası gelincik şafağında.

ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
vur kendini korkularda hadi al
sen bir suydun sen bir ilaçtın
hoşçakal canımın içi, hoşçakal
hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
sen bir suydun sen bir ilaçtin
hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
hoşçakal canımın içi, hoşça kal
82. (bkz: fransız aşka mektuplar)
81. gerçek bir mektuptur.. okunup imkansız aşka * gözyaşı dökülmelidir..


..................................

merhaba aşkım
bu sana attığım ilk mail sanırım :))
aslında bir aşk mektubu da diyebiliriz.
hayatta hangi yöne doğru gittiğimin farkında olmadığım bir anda çıktın
karşıma,
oysa, o gece sadece bi kaç çük görüp keyiflenmekti amacım ama çükten
fazlasını sundun bana, kalbini de sundun, ruhunu da sundun ve tüm benliğimle
karşılık verdim sana beynimdeki ve kalbimdeki tüm hücrelerle senin oldum.
daha önce kimseyi sevemediğim kadar sevdim seni, aşık oldum resmen bunu
kabul ediyorum, köpek gibi aşık oldum hem de, öyle günler geçirdimki yüzünü
göremediğimde ya da yüzünü gördüğümde bile bütün günümü mahvettin, bazen
gıcık ettin de mahvettin, bazen aşkından mahvettin :)

iple çeker oldum geceleri, gündüz belledim gecenin karanlığını
ve sen, ışığımdın, aşkımdın
sabaha kadar cam ekrandan da olsa seninle olmak huzur veriyordu bana, ruhumu
dinlendiriyordu ama coşturuyordu da bir yandan, çağlayanlar gibi felan değil
üstelik, kendini boşluğa bırakmış bir insan evladı gibi kalbimin içinde
bişeyler oluyordu yüzünü gördüğümde,
hiç bir şeyi unutmadım, ilk tanıştığımız anı da, don gösterdiğimiz zamanları
da, sanal takıldığımız geceleri de ve kıskançlık krizlerimizi de

ve ondan öncesini de yani senden öncesinide unutmadım
şimdi bakıyorumda hayatımın unutulmaz bir parçası olmuşsun, vazgeçilmez bir
parçası olmuşsun
hani demiştim sana, çok ciddi bir karar aldım diye
hayatımdaki son kişi olacaksın diye
ya ömrümün sonuna kadar seninle olucam ya da yapayalnız kalıcam
çünkü ben sevemem başka birini, ağlayamam onun için, aşık olamam bir
başkasına
gözlerine baktığımda dünyanın bütün zevklerini tadamam onunla, yaşayamam
onunla bütün heyecanlarımı
ben sana sakladim bÜtÜn bunlari

sevgim o kadar büyükki sana, bunu ne nuhun tufanıyla, ne evrenin nesnel
büyüklüğüyle anlatabilirim ama belki elini göğsümden içeri sokup, kasların
arasından(yağ tabakası da olabilir bu) kalbime ulaşsan ve dokunsan ona,
cehennem ateşinin ne demek olduğunu anlarsın belki, aşkımın ateşinin ne
olduğunu...

bedeninin cezbediciliği bütün vücudumu titretse bile asıl ruhumun
titremesine sebep olan başka bişeyler var sende, ne gibi bir şey olduğunu
bilemiyorum, belki de poponda olan extra iki loptan kaynaklanıyordur:)

offf çok uzattım dimi
ne saçmalıyor bu felan diyorsundur şimdi
zaten biliyorum ben bunları diyorsundur

ama bilmediğin şeylerde var
ikimizin yorgunluğu var
bişeyleri saklayarak yaşamaktan, belki de yaşayamamaktan ve hatta yaşama
ihtimalimizin olmamasından dolayı duyulan bir yorgunluk var

doya doya aşkım diyebiliyorum sana belki ama, şu anda bu belkiyi yazıyorsam
ynlış olan bi şeyler var demektir
sana olan sevgimde gram azalma yok, aşkımdan ufacık bir kıvılcım eksilmesi
yok
sadece bu var
yorgunluk var
bunun sebebini de biliyorsun
hani sen bana demiştin ya samsunda yaşadıklarını
keşke hep öyle şeyler yaşasanda benim olsan yine
hergün başka bir adamla yatsanda kalbinde sadece ben olsam
ama biliyorumki kalbinde sadece ben yokum
belki sadece ben varım ama başkasının kalbinde ki yerin, benim yerimi
engelliyor daha doğrusu ben engelliyorum bişeyleri

çok uzatmıcam aşkım
neler demek istediğimi anlıyorsun sen
kalbin benimle çarpıyor biliyorum
benim de kalbim seninle çarpıyor

uzun süren bir birlikteliğin var düzenli bir hayatınız var ve bu düzenli
hayatta üçüncü bir kişinin yeri olmamalıdır, sana bu eziyeti çektirmeye
hakkım olduğunu düşünmüyorum, bişeyleri gizlemek zorunda kalmamalısın,
eminimki arif seni kalben de doyuracaktır ruhen de, onda bu sevgi mevcut
benim tarif edilemez aşkım bittimi peki hayır tabiki bitmedi
dedimya sana hayatımın sonuna kadar son olarak kalacaksın diye

bu, abartarak söylenmiş bişey değil kesinlikle
bişeyler olacaktır belki,
sex, beden alışverişi, duygu paylaşımı,
ama bu bişeyler "serdar" olmayacaktır "serdar" gibi olamayacaktır,
imkansızdır ve imkansız bişeyler olarak kalacaktır.

ben sende sakladim bu bİŞeylerİ

kırgın değilim sana, kızgın da değilim.
tamam kalbimde yer etmiş bir kaç şey vardı, ne bileyim arife karşı bana olan
duygularını açıkca söylememiş olman, ben senle konuşurken sürekli
başkalarıyla da konuşuyor olman felan filan
ama hiç önemi yok bunların
sevgim silip süpürdü hepsini
geriye sadece sen kaldın
gülen yüzünle, sonradan yaptığın gamzenle
ve gözlerinle, koca burnunla, kepçe kulaklarınla,
geriye sadece aşkım kaldı

ve son kez
aşkla söylüyorum bunu

senİ seviyorum


»
Alakalı olabilir!
- imkansiz ask yoktur
- imkansiz ask
- imkansiz kelimeler
- imkansiz ask siiri
- imkansizi duslemek

nedir.Net