mektup »
1. simyacının bazı yerlerinde arapların efkarlanınca söyledikleri esrarengiz kelime
2. mektuplar farklı açılardan çeşitlendirilebilir. ancak genel anlamda mektuplar üç türlüdür: Özel mektup, iş mektubu, yazınsal mektup

mektuplar aynı zamanda bir anlatım biçimi olarak da kullanılır. buna en güzel örneklerden biri alman yazar goethe'nin "genç werther'in acıları" adlı romanıdır. roman başkişisi yaşadıklarını, duygularını, kaygılarını mektup aracılığıyla aktarır arkadaşına.
(bkz: mektup)
3. (bkz: olmasa mektubun)
4. teknoloji görmüş en eski iletişim aracı. *
5. posta kutularındaki yerlerini ne yazık ki fatura ve reklamlara bırakmış, eskilerden kalma yazılı haberleşme aracı.. posta sisteminin olmadığı günlerde güvercinlerin ayaklarına bağlanarak başladıği yolcuğu ne yazık ki önce telefonlar sonra da emailler yüzünden bitirmek zorunda kalmıştır
6. iletişim kurmanın en anlamlı ve özel yollarından biri ..
7. bir zülfü livaneli şiiri ve şarkısı

bir mektup, üç satır yazı gönlümün karası
bir mektup üç satır yazı gönlünün karası
tırmalamış ak kağıdı ak kağıdı
üç satır karartır mı gönlünün karası

bir sevda bir kara sevda gönlünün sızısı
sarmalamış dört yanını dört yanını
içinde bir deli rüzgar gönlünün sızısı
sarmalamış dört yanını dört yanını

bir gurbet bir acı gurbet alnının karası
bağlamış ellerini ellerini
dilinde dostun selamı dostun selamı
bağlamış yollarını yollarını
8. arapçada kitap sözcüğünden türemiş olan sözcük...
9. postacının yolu gözlenir. günde bir kaç kez posta kutusu kontrol edilir. * kutu heyecanla açılır.
boş ise için bomboş olur. ertesi güne kadar aynı beklentiyi yaşayacağını bilmek zor gelir. neden boş olduğunu anlamaya çalışmak hüzün doldurur yüreğe.
dolu ise, bir den fazla mektup varsa, heyecanla beklenen aranır önce. beklenen yok ise hayal kırıklığı kutunun boş olmasından da büyüktür. var ise, o an her şeyden daha güzel ve önemlidir.
itinayla kutudan alınıp evin yolu tutulur. asla hemen açılmaz, günlerce beklemiş olmanın acısını çıkartırcasına en özel, en huzurlu, en sakin ve sessiz ortam bulunur ya da yaratılır.
şimdi artık önce zarfı okumanın zamanı gelmiştir. huşu içinde gönderildiği gün, saat kontrol edilir. alıcının adı adresi, sanki hiç bilmezcesine tekrar tekrar okunur. zarf yırtmadan, parçalamadan itinayla açılır. mektup daha da itinayla zarftan çıkarılır ve okumaya başlanır.
okunur, bir daha okunur. kimi zaman çölde su bulmuşçasına anında yutulur kimi zaman ömür tüketircesine kelime kelime sindirilir. yazının düzeninden yazarın ruh durumu anlaşılmaya , her kelime, her ünlem, her noktalamadan anlam çıkarmaya çalışılır.
hemen zaten hazır bekleyen kağıt kalemin başına geçilip cevaplama aşamasına geçilir. gelen mektup karşındadır. belki bininci kez okuyarak cevap yazılır. beğenilmez. yırtılır. başka kelimelerle bir daha başlanır. artık kaç seferden sonra tamamlanır bilinmez, bitirilip bir zarfa konur. en güzel yazı ve özenle alıcının adı soyadı ve adresi yazılıp postanenin yolu tutulur. son dikkat edilecek husus pulların düzgün yapıştırılmasıdır. giden kutusuna bir anlık tereddütle yine büyük özenle bırakılır ve aynı kısır döngü yeniden yaşanmaya başlar...
* * * *


10. turgay fişekçi şiiri.

mektup

nefret ediyorum kendimden
erken yattığım akşamlar
günün kurşun yorgunluğuna yenilip
bir patates çuvalı gibi devrilince yatağa
yaşadığımız hayat başkalarının da
bizim için ölenlerin
bizim için yaşayanların
gün gün , dakika dakika
tüm hayatlara borçlu yaşıyoruz
belki bundan ter içinde fırlamak yataktan geceyarıları
sarılmak bir kitaba
sarılır gibi susuz gecelerde yare
başımdan aşağı döktüğüm soğuk suların
vücudumda cazlaması bundan
belki o beni uyutmayan
Çelik ışıklı insan gözleriyle
bir hayata nelerin sığabileceğini anlatan
akan terler
kimsenin geçmediği
bembeyaz yollar açıyor yüreklerde
tüm bilim, yaşam ve sanat
geçmeli bu yollardan
yürürken sevdiğime.
11. latincesi: epistula
12. bir zarf aldım, düz beyaz bir zarf
Üstüne ne adres yazdım
ne bir işaret
ne de bir harf
İçine yüreğimi koydum
dışına sadece pul
madem ki içinde yüreğim durur
ve madem ki hayattasın hala
o zarf gelir seni bulur
mutlaka *

13. ne emaile benzer ne smse, kalıcıdır, el yazısına dokunabilir, harflerin şeklinden gönderenin o anki duygularını hissedebilirsiniz. belki biraz daha zahmetlidir ama bu da ayrı bir anlam katar belki ona. herkes için o zahmete değmez çünkü.
14. hasretlerin özlemlerin yüklendiği bir kağıt parçası.
kimi zaman süslenir kimi zamansa bir defter parçasına yer verilir ama içerik bellidir. :)
15. osmanlı sarayı'nda konaklayan misafirlere rehberlik hizmeti veren eğitimci yazar turhan yılmaz'ın kaleminden kastamonu şivesiyle bir asker mektubu...

anam hatce'ye
gız ana, esger ocağına teslim oldum. emme şindiden özledim. iccak hamurlu ekmeğe inek yağını çalıp yimeyi özledim. burda her şey va. yemek iyi, yatak iyi, emme bizim yapodan yer yatağını dutmaya. bi gaç gece yadırgadım, lekin şindi alışdım, uyuyon gayrı.

bi de tarana çorbası bizimkine benzemeya. İçinde darak dalısı mı yokdu nedü, dadı bi hoş be ana.
ağşam olunca nöbette yulduzlara bakıyon, maşallah davar sürüsü gibi parlaya. yulduzların içinde de ay, soru Şevketin İsmet gıza benzeya.

sakar ineğe tevatür bak ana. bi de beygir gunnayınca gatırını iyi paraya sat. erger dönüşü masrufumuz böyük olacak.
bubam da sağ olsaydı, beni esger elbisesi içinde göreydi, neydelim gader ana. esger elbisesi dedim de, vedükleri pantulun içine benden başka iki esger daha sığıya. bi potin vedile, biri 42 nümere, ötekisi 45 nümere, benim ayaklarım ise 40 nümere. bu yüzden eğitim alanında seyidemeyon. yüzün yüzün çapayken iyi çapıyon da, götün götün çapamayon be ana.

İşte böyle datlı anam. bu esgerlik de biter be, vatan borcu seve seve yapacoyuz va mı çaresi?
gız ana, beni sakın mekdupsuz bırakma emi. topal osman'a, mıkdar goparan'a, böyük aza gevreğe, gara mıstana, Öğretmen bey'e ve bütün tanuduklara baki selamlar.

ellerinden öperin canım anam.
oğlun esger kemil gabakcı
16. adresini bilsem gönderir miydim , bilmiyorum .
mektup cebimde , cebim yüreğime yakın .yüreğim sende .sen yüreğime yakın öyleyse mektup sende .
bu kadar İÇİmdesİm İŞte...
17. kullanmaktan vazgeçilmesinin hayatımızdan bi' şeyler eksilttiğini düşündüğüm "sıcaklık iletme" biçimi..
yazının hep düzgün olmasını, giderek sözcüklerle daha da iyi anlaşmanı sağlayan, pek çok yazım formu bulunan, yaratıcı olabildiğinde ortaya inanılmaz hissiyatlar çıkaran tılsımlı zarfiçi kağıdı..
18. yazgı
19. ing:letter
20. i

vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık
yağmurlu güvertedeki türküm
sana yaklaşmaya vesiledir
yoksa canım, seni unutmak için değil.
senden sonra ancak anlaşılır
İnsanoğluna öğretilen yalanlar.
senden sonra anlaşılır ancak
boşluğu herşeyin.
seninle beraberdir dolu kadehler
Şaraplar seninle aziz
cigaralar seninle tüter
ocaklar seninle yanar
yemekler seninle yenir.

ii

senden bahis açılmadıkça susmak isterim
senden bahis açılmaya vesiledir.
kınalıada, vapur, deniz, yunus
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
niye böyle oldu
neden kitapları severdim?
bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
yoksa neye yarardı bu garip şehir?
burada senin doğduğun bana malumdur
yoksa sever miydim minareleri
süleymaniye'yi?
sen gavur olduğun halde.

sait faik abasıyanık
21. yeni mektup aldım gül yüzlü yardan
gözetme yolları, gel deyi yazmış.
sivrialan köyünden, bizim diyardan
dağlar mor menekşe gül deyi yazmış.

beserek'te lale sümbül yürüdü
güldede'yi çayır çimen bürüdü
karataş'ta kar kalmadı eridi
akar gözüm yaşı sel deyi yazmış.

eğlenme gurbette yayla zamanı
mevla'yı seversen ağlatma beni
benek benek mektuptadır nişanı
gözyaşım mektupta pul deyi yazmış.

kokuyor burnuma sivrialan köyü
serindir dağları, soğuktur suyu
yar mendil göndermiş yadigar deyi
gözünün yaşını sil deyi yazmış.

veysel bu gurbetlik kar etti cana
karıştır göçünü ulu kervana
gün geçirip firsat verme zamana
sakın uzamasın yol deyi yazmış.

asik veysel
22. el yazısının tensel * sahiciliğini/ kekre tatlı zarfın kapağıyla tükürüğün oral geçirgenliğini birolumlayan; şimdilerde belki de google'dan aranmayabilen yegane şenlikçi.. *..
ben şenlikçibaşı.

yazmak.. yazmak sızlama katar ömre; ünlerim hep adını.. el yazması.
mektup kurgusu; zamanla aşinalık kazandı -kişisel üslubumla, sağ elime.. uzun mektuplar; hep ilkokuldaki güzel yazı dersini ansıtan bir sancı soktu bileğimden iç'ime.. [üç gün üç gecede..]
beyaz defter sayfası/ siyah mürekkepli kalem.. olmadı [saçların saman sarısı../.. kalbimin kızıl saçlı bacısı..] bir tekerleyiştir gider. kaç sayfa yazmışsındır, kaçını sen yazmışsındır karmaşır bir süre sonra.. nazım'dan çevirsem; "en güzel mektup daha yazılmamış olandır" diyebilir miyim? diyemem. olsun ki olsun.
nasıl; bir posta kutusuna, sol avuç içimde plastik şişe kapağının açtığı ince- uzun- derin yare gider, bir beyaz zarfın içinde.. öyle ki öyle. demektir ki, ansımak gerek durmaksızın [ hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor/ hiçbir zarf üç beş satıra/ ne zaman yan yanayız işte o zaman/ doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna.. *] uçsuz sandığınız yazmanın da ucu gelir. el verir, kol alır, yen içinde kalır her mektuplaşılanla..

evinde konuk etmek gibidir oturup yazmak, bir çarşaf sırça dokulu parşömene.. demektir ki, ansımak gerek durmaksızın [..bırakmak bırakılmak demeyelim/ durmadan yer değiştiriyor anlamlar da/ ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden/ sanki kış aylarında bir uçurumda..] yazarken ala çalar çehre.. mahcubiyet mi, lüzumu tartışılır bir heyecanlı ahval mi; çözemezsin birbirine teğellediğin sözcüklerini..

sanki sen -yazan yani-; kendi doğurduğu çocuğunun yaptıklarına, gün gelip anlam veremeyen bir ana.. ve tümcelerin ki; senden çoğumlansa da; hangi iklime ait çıkarsayamadığın bir elifbağ.. demektir ki, ansımak gerekir durmaksızın [..anlarım sedir ağacının dilinden/ ve usta bir aslan terbiyecisinin ruhundan da/ hiç anlamaz olur muyum öpüşünü de kalbimi/ o öpen sensen bir de dalgaları çekiştiren bir kız çocuğuyla..]
23. selçuk küpçük'ün son kasetinden * bir parça.

sizin semtinizden vefa rüzgârı esmez mi
dağlara seslendim onlar bile ses verdi neden susuyorsun
yollardan geçtiğin gibi benden de geçer misin
senin olmadığın yerde ateş yok güneş yok...

seni düşüne düşüne düşüme bile giriyorsun
onun için böyle geceleri ben sever oldum
yollardan geçtiğin gibi benden de geçer misin
senin olmadığın yerde ateş yok güneş yok...

sözler osman yüksel serdengeçti. aman allahım diyoruz. ağlamamak için zor tutuyoruz kendimizi.
24. şahane hardal şarkısı.

bir masal bu aşk ya da bir rüya
bir söylence belki zaman sonrasında
anlatılagelen uzak diyarlarda
farkı yok gerçeğin yalandan aslında

bir başka dünyadan
bir gün dönsen de bana
akan gözyaşların gerçeği aratsada
dalar gider gözlerim sonsuzluğa

tatlı bir nefes belki de bahar
erguvan renkleri uçuşan saçlar
hayalinin renkleri soldu hafızamda
farkı yok pembenin siyahtan aslında

bir başka zamandan
bir gün dönsen de bana
bembeyaz tenini baharlar kıskansa da
gömülmüş benim ruhum karanlığa

sen başka ben başka
sonu bilinmeyen o aynı yolda

iki yabancıyız sonunda
geriye dön de bak yıllar ardımızda
yokluğun paslı bir bıçak hala vücudumda
farkı yok yaşamanın ölmekten aslında

faydası yok artık bir gün dönsen de bana
dudaklarımı öpsen bütün sıcaklığınla
üşür çarpan yüreğim kollarında

sen başka ben başka
sonu bilinmeyen o aynı yolda..
25. "kolay değil bilirim bir aşkı bir kalbe koymak, hele bir başkasını severken sen..." sözleri bile kısa bir mektuba yeter.
»
Alakalı olabilir!
- mektup 2
- mektep
- mektubat
- mektepli
- mektup etmek

nedir.Net