merkantilizm
1. altın ve gümüş stoklayarak ülke ekonomisini kalkındırmaya çalışan zihniyet, zira fazla uzun ömürlü olamayıp bir süre sonra fizyokrasi doğmuştur
2. devlet gücünü ve güvenliğini artırmak için bir ulusun ekonomik yaşamını düzenleyen hükümet uygulamaları ve ekonomik felsefesidir. merkantilizm 16. yy.'da 18. yy.'a kadar avrupa devletleri tarafından izlenen bir modeli oluşturdu. bu dönemde avrupa'da feodalizm çöküp yerine devletler kurulmuş ve ticaret kapitalizmi gelişmiştir. bunun temelinde devletçilik, ulusal ekonomiyi korumacılık ve sanayileşme vardır. her devlet ihracatın ithalattan fazla olmasını sağlamaya çalıştı. İstenen ticaret dengesi altın ve gümüşün içeriye akışıyla sonuçlandı. bu yolla dış ticaret bilançosundan fazlalar oluşacak ve devlet zenginleşecekti. merkantilizmin gelişmesinde coğrafi keşiflerin artması da önemli bir rol oynamıştır. sistemde içe karşı müdahalecilik, dışa karşı korumacılık sözkonusudur. İçerde mamul maddelere düşük taşıma maliyetleri ve yüksek fiyatlar önerildi. koloniler ucuz hammaddelerin kaynağı ve phalı ürünlerin pazarı olarak kullanıldı. merkantilizm, daha çok devleti güçlendirmeye yönelik bir dış ticaret doktrini ve politikasını ifade etmektedir. komünist devletler politik amaçlarını ekonomik politikanın üstünde tutarak merkantilist fikre en yakın olanlardır.

merkantilizm sistemi, 18. yy. sonları ve 19.yy.'ın başlarında bireyci laissez faire'ci kapitalist teoriler yerini alana kadar uluslararası ekonomiyi yönlendirdi.

merkantilizmin fransa'daki uygulamasına colbertizm, almanya ve avusturya'daki uygulamasına kameralizm ve İspanya'dakine de bulyonizm denmektedir...

http://www.mfa.gov.tr/
3. venedik ve ceneviz' in başını çektiği deniz ticareti.
4. (bkz: merchant)* tan türetilmiş bi kelime
5. xvii. asirda ve xviii. asrin baslarina kadar dünyada ticaret yapan ülkelerce benimsenen, hazinenin altin ve gümüs mevcutlarini artirmak için ihracata agirlik veren, müdahaleci bir düsünce akimi. kökenleri xv. asirda feodalite'nin yikilmasi ve milli devletlerin olusmasi dönemlerine kadar iner. siyasal ve ekonomik yönden merkezilesmeye ya da kralin yetkilerini artirmaya yönelik bir akimdir. milli devletin otoritesini destekleyecek biçimde gerek iç, gerek dis ekonomik faaliyetlerde asiri devlet müdahaleciligini öngörür. bu düsünce tarzina göre altin ve gümüs gibi degerli madenler hem savaslarin finansmanini saglar, hem de ekonomik ve siyasal gücün kaynagini olusturur. o bakimdan amaç hazinenin degerli maden stoklarini artirmak olmalidir. bunun için de uyguladiklari çesitli primlerle mamul maddelerin ihracini özendirmislerdir. disaridan hammadde ithali serbest birakilirken mamul madde ithalati yüksek gümrük vergileri de engellenmistir. hammaddenin içerde islenip mamul olarak disariya ihracina çalisilmistir. altin stoklarini artirmak için ihracat kadar uluslararasi tasimacilik hizmetlerine de büyük önem vermislerdir. bu amaçla güçlü deniz ticaret filolari olusturmaya gayret etmislerdir. nüfus artislari tesvik edilmis, disa dogru göçler yasaklanmistir. merkantilizm, esasinda statik bir dünya görüsüne dayaniyordu. onlara göre dünya servetleri sabittir. bunun artirma olanagi yoktur. o bakimdan ticarette bir ülkenin kari, diger ülkenin zarari demektir, diger bir deyisle, iki tarafin birden kar saglamasi mümkün degildir. bu görüsler adam smith tarafindan elestirilmis ve dis ticaret ve uluslararasi uzmanlasmanin ticarete katilan bütün taraflarin yararina oldugu gösterilmistir. böylece klasik liberalizme geçilmesiyle merkantilizm de sona ermistir.
6. en ozet haliyle ulke sinirlari icindeki her turlu kaynagi yurt disina cikmasini benimsemeyen bu nedenle de ithalatı azaltip ihracati daha degerli goren ticari bir ogreti
7. (bkz: isvicre)
8. coğrafi keşifler sonrası, colomb'un hindistan sanıp ayak bastığı yerin amerika kıtası olması neticesinde yeni dünyaya gemilerle akın akın gelen ortaçağın, toplumdışı kalmış kişileri, bu yeni kıtada değişik bir uygarlık ve verimli topraklar görmüşlerdir. kendileri gibi olmayan, farklı bir uygarlığı olan bu insanları, kendilerinden değil ve farklı diye ötekileştirmişler ve talana başlamışlardır.***yeni kıtanın asıl sahiplerini üretimde ve maden çıkarımında kullanmışlar ve çıkarılan değerli madenler gemilerle avrupaya götürülmüştür. o sürece kadar avrupa'da biricik zenginlik kaynağı toprak iken, maden akışı, zaten çözülmeye yüz tutan feodaliteyi bitime uğratan süreç ilerlerken etkide bulunan olaylardan biri olmuştur. avrupaya maden akışıyla birlikte, 15. ve 16 yy'de, kapitast ekonımi öncesi, yaşanan ekonomik süreçtir.
Alakalı olabilir!
- merkezkantin com
- merkez kantin
- merkezcil ivme
- merkezi yonetim
- merkator

nedir.Net