proletarya
1. karl marx ın bir gün delleneceklerini düşündügü insanlar
2. karl marx ın false consciousnees dan, class consciousness a geçmelerini şiddetle tavsiye ettiği gurup...
3. yıllardır hor görülen bir topluluktur, yeterli hakları yoktur bu sebeple çeşitli sendikalar kurmuşlardır ve 1 mayıs resmi bayramlarıdır
4. (bkz: enternasyonal)
5. proletarya, toplumun, geçim araçlarını herhangi bir sermayeden elde edilen kârdan değil, tamamıyla ve yalnızca kendi emeğinin satışından sağlayan; sevinci ve üzüntüsü, yaşaması ve ölmesi, tüm varlığı emek talebine, dolayısıyla işlerin iyi gittiği dönemler ile kötü gittiği dönemlerin birbirlerinin yerini almasına, sınırsız rekabetten doğan dalgalanmalara dayanan sınıfıdır. proletarya, yani proleterler sınıfı, tek sözcükle, 19. yüzyılın çalışan sınıfıdır.
..........
6. günümüz türkiyesinde memur tabakası bu sınıfa dahil edilebilir* zira emeklerinin karşılığını tam manasıla alamamaktadırlar.
7. üretim araçlarının mülkiyetinden yoksun bırakılmış ve bu yüzden de yaşayabilmek için işgücünü satmak ve doğrudan doğruya kapitalistler için artı değer, sermaye üretmek zorunda olan modern ücretli işçilerden oluşan sosyal sınıf.

günümüzde artı değer üreten kol emekçilerinin yanında, artı değer üretilmesine kafa emekleriyle yardım eden ya da çeşitli yardımcı işler gören emekçileri ihtiva eden gruptur.
8. (bkz: lumpen proleterya)
9. kapitalizme savaş açmış, herhangi bir mülkiyeti olmayan emekçi sınıfı.
10. friedrich engelse göre, toplumun, geçim araçlarını herhangi bir sermayeden elde edilen kârdan değil, tamamıyla ve yalnızca kendi emeğinin satışından sağlayan; sevinci ve üzüntüsü, yaşaması ve ölmesi, tüm varlığı emek talebine, dolayısıyla işlerin iyi gittiği dönemler ile kötü gittiği dönemlerin birbirlerinin yerini almasına, sınırsız rekabetten doğan dalgalanmalara dayanan sınıfıdır. proletarya, yani proleterler sınıfı, tek sözcükle, 19. yüzyılın çalışan sınıfıdır.
11. (bkz: üretken emek).

şimdi cımbızla çeke çeke bu kavramın önemi ve yarattığı sorunlar üzerinde durmaya çalışalım.

1) sınıfın tanımını üretken emekten yola çıkarak yapan marksistler a)bilim ve politikayı ayrıştıranlar, b)ayrıştırmayanlar olarak iki ayrılsın.

b bölümü için sorun şurada ki, üretken emek oranı, kapitalizmin günümüz aşamasında, üretken olmayan emeğin lehine inanılmaz biçimde düşmüş; ampirik veriler, marksın sanayi işçilerinin kapitalizmin gelişmesi boyunca sayıca artacağına, ve malum iki sınıfın ayrışıp netleşerek başbaşa kalacağına dair yaptığı tahminleri yanlışlar durumda. politikada bilim, yani sınıf, yani devrimci olacak bir işçi sınıfı bekleyenler için "sokaklar bomboş." bekledikleri sınıf, hem oransal olarak hem de sayıca kararlı bir azalma gösteriyor, ve bununla birlikte kaslı kolları ile birlikte afişlere çizgi film nesnesi olmaktan öteye gidemeyen bir eylemlilik içerisindeler. b, sinek avlıyor.

2)sınıfın tanımında üretken emeği kıstas olarak almayanlar ve bilim ve politikayı birleştirenler: bu cins marksistler için siyah ve beyaz birbirine daha çok girdi, max weber'in tahmini kendilerinin marksa duydukları 'inancı' tokatladı ve akabinde sınıf tanımında yanardönerliğe, bilimde "akla karayı" seçmeye başladılar. sınıf kavramı için "ekonomik baskı", "ücretli çalışma" gibi son derece ideolojik olan tanımlar geliştirdiler, tek yapmak istedikleri bekledikleri işçi sınıfını hacimce geniş kılmak, böylece devrimi işçi sınıfına yaptırdık diyebilmekti. ne diyelim, kolay gelsin.
12. (bkz: proletarya diktatörlüğü)
13. işçi sınıfını kapsayan terim olarak ise proleteri kullanılmaktadır.
14. roma İmparatorluğunda köylerden kentlere taşınan, kent yaşamına uyum sağlamakta zorlanan sınıfa denirdi. latincesi "proletarii"'dir.
...
sanayi devrimiyle beraber işçi sınıfı için söylenmeye başlamıştır. sadece sol jargonda kullanılan bir deyim değildir. en geniş anlamıyla "emeğinden başka satacak değeri olmayan kişi" anlamına gelir. yani ücretli bir işte çalışması şart değil, potansiyel emekçiler için de proleter denilebilir.
15. devletlerin,sirtlari uzerinde durdugu,yasamini surdurdugu insan topluluguna verilen isim...
16. tanım sancısı çekilen kavram...

bugün dünyada sol söylemin girdiği açmazın temel nedeni, sol'un politikalarının çıkış noktası olan kavramlara muhafazakâr bir tavırla yaklaşmasıdır. bu da siyasi mana da sol'un kendi içerisinde çelişkiye düşmesine ve inandırıcılığını kaybetmesine neden olmaktadır...

özellikle 20. ve 21. yüzyıllardaki hızlı değişim süreci, kavramları açıklamakta kullanılan sözcüklerin, bu değişime aynı hızla tepki vermedikleri takdirde, anlamlandırma konusunda yetersiz kalmalarına sebep olmaktadır. sözcüklerin ifade ettikleri, dinamik yapıların değiştiği oranda cılızlaşıyor. bu temelde, her bakımdan yeniden çerçevelendirme şarttır. hak, özgürlük, proletarya gibi sözcükler üzerinden siyaset yapan solun bugün özellikle de ülkemizde bir çok parçaya bölünmüş olmasının nedenlerinden biri de, bu soyut ifadelerin yorum va kapsam farklılıklarıdır. özgürlüğün kim için ne ifade ettiği bile zaten başlıbaşına sorun teşkil etmektedir...

19. yüzyıldaki proleter sınıf tanımının ve marx'ın bu sınıf ile ilgili öngörüsünün şimdilik geçerliliğini yitirmiş gibi gözükmesi, proletarya kavramı için de siyasi sol söylemin bir ortak tanım üzerinde birleşmesi ve bu tanımın emekçi kavramının anlamını daraltmaması gerektiğine işaret etmektedir. geliştirilen yeni tanım önerileri üzerinde ideolojik yaklaşımdan sıyrılıp bilimsel olarak çalışılması gerekmektedir. şimdi üzerinde fikir birliğine varılacak olan tanımın esnekliği, ilerde yaşanacak toplumsal üretim ilişkileri değişimlerine sol siyasetin daha kolay adapte olmasını sağlayacaktır...
17. (bkz: koş proletarya koş)*
18. ne kadar aksi düşünülse de işçi sınıfı, en gerçekçi sınıftır. fakat, artık ne bağımsız bir ideolojisi, programı ne de örgütlülüğü vardır. bu durumdan eninde sonunda kurtulacaktır fakat bunun ne zaman olacağı belirsizdir. işçiler artık burjuvazi için bir tehlike değildir, burjuvaziyi korkutacak birşey yapamıyor, yapmıyor*. maalesef işçi sınıfı kapitalizme bir alternatif bile düşünmüyor. evet, işçiler gerçekçi sınıftır. bugünkü koşullarda kapitalizme karşı birşeylere giriştikleri takdirde hiçbir şanslarının olmadığını biz hayalperestlerden daha iyi bilmektedirler. en fazla istedikleri, kapitalizm çerçevesinde daha adil ve demokratik bir düzendir.
19. her nedense ülkemizde siyasi anlamda tutunacak bir dal bulamamış, dağınık ve organizasyondan uzak bir güruhtur.. ezilen olmanın verdiği teorik yükü pratiğe dökememişlerdir.. sol ve ondan beslenen tüm ideolojik/siyasi kavramların çıkış noktasını oluştursalarda ülkemizde ki işçi profili çok farklı tezahür etmiştir.. tüm bir marksist doktrinin sırtını dayadığı, sınıflar çatışmasında ana unsur olarak beliren ve devrim ya da devirim sürecinde kendisine en ön saflar atfedilen işci sınıfı ülkemizde daima sağ cenaha yakın olmuştur..

bir miting'de, bir işçiye "benim senin oyuna ihtiyacım yok diyen" bir adamın, turgut özal'ın, dahi peşinden gitmiştir.. aynı özal; "ben zengini severim arkadaş" diyerek tavrını ve mantalitesini açıkça belli etsede, nedense bu algılama/anlamlandırma problemlerine takılmıştır.. daima işverenin haklarını savunan ve daima statükodan yana olan sağ siyaseti kendilerine yakın hissetmeleri gerçkten ilginçtir.. sendikal haklar için çırpınıp daha sonra işverenin lehine her türlü dalavreyi çeviren sağ siyasetçilerin peşinden yıllarca koşmuşlardır.. ülkeyi yönetim ve olayalara bakış açısı daima erk ve para sahiplerinden yana olan bir tarafa "taraf" olmak türk işçi sınıfı için büyük bir tutarsızlıktır .. kendileri için, ezilen işçisi, köylüsü, üç kuruşa sürünen memnuru için mücadele edenleri, bu uğurda ölmeyi göze alanları terörist olarak görmüş, kendi çıkarları için savaşanları anlamamak da ısrar etmişlerdir..

tüm bu paradoksal tutumlarını açıklamak oldukça güç ve daha derin sosyolojik tahliler istese de herhalde en büyük etken türk halkının genel muhafazakar tavrıdır.. milliyetçi ve dini husularda ki hassasiyetler, yıllarca solun öcü gibi gösterilmesi, bilinçli bir depolitizasyon süreci vb. etkenler daha farklı bi yazının konusudur..
20. sirat köprüsünden geçmekde parali olacak yakinda..yoksullar *cehenneme...**
Alakalı olabilir!
- proleterya
- proleter
- proleter ari
- prole
- proletarya diktatorlugu

nedir.Net