sait faik abasiyanik
1. havuzbaşı, son kuşlar gibi güzel öykülere imzasını atan bu akıllı sarışın, 1906'da doğmuş ve ülkemize nadide cümleler bırakıp çekilmiştir aramızdan.

biyografisi nedir merak eden için:
http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=266
2. yazılarını okurken gerçekten kendini iyi hissettiren.güzel eserler bırakmış olan yazarımız.
3. zülfü livaneli sait faik öykülerinden toparladığı cümlerlerle ada şarkısını yapmıştır.
4. kısa kısa öyküleri vardır, bunları sanırım yapı kredi yayınları düzenlemiş, derlemişti. bende lüzumsuz adam isimli kitabı var, bir ödev için almıştım. ancak insan gerçekten keyifle okuyor, gözlemleri çok güzel. hele bu söylediğim kitap içinde 2-3 sayfaya bir insanı tamamen tahmini betimlemiş ki kelimeler yetmez anlatmaya.
kesinlikle okunup özümsenmesi, anlanması gereken nadide yazarlarımızdan.
5. (bkz: iki ismi olan yazar ve sairler)
6. o ve ben

sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için...
yaşamak; bütün adetlerden uzak
yaşamak...
hayır değil, değil sıcak:
dudaklarının hatırası;
değil saçlarının kokusu
hiçbiri değil.
dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
ben onsuz edemem.
eli elimin içinde olmalı,
gözlerine bakmalıyım,
sesini işitmeliyim.
beraber yemek yemeliyiz.
ara sıra gülmeliyiz.
yapamam, onsuz edemem.
bana su, bana ekmek, bana zehir;
bana tad, bana uyku
gibi gelen çirkin kızım,
sensiz edemem!

sait faik
7. kitaplarının telif haklarını darüşşafaka kurumuna bağışlamış duygulu yazar.
(bkz: yazarların efendisi)
8. (bkz: son kuşlar)
9. çocuklara olan düşkünlüğüyle tanınan yazar*.
10. mark twain ödülüne, mustafa kemalden sonra layık görülen tek turk.
iki sarısın adamda ne kadar acıdır ki siroz hastalııgından öldü. sait faik sadece tr nın degıl dunyadakı en ıyı durum öyküsü yazarlarındandır.
11. neden bilmem ama lise müfredatında yeteri kadar önem verilmemiş yazar. (bkz: kesinlikle daha fazlasını hak ediyor)
12. belki de türkiyenin gelmiş geçmiş en iyi iki öykü yazarından biridir*.
özellikle bir öyküsü var ki ne zaman okusam gözlerim dolar*:semaver mutlaka okuyun ve bana içinizden teşekkür edin*!
13. fethi naci'nin yorumuyla öncesiz, sonrasız, türk edebiyatında bir hikayeci olarak, bir geleneğin üstünde yükselmek lüksü olmaksızın tek başına var olmuş yazarımız. sıradan insanlardan dünyayı etkileyecek öyküler çıkarmıştır. burgazada'da birlikte yaşadığı, tavla oynadığı, balık tuttuğu dostlarının çoğu, onun tanınmış bir yazar olduğunu bilmezlermiş. bir adalı olarak kabul etmişler onu. o da, onları, yaşamlarını, anılarını dünya edebiyat birikimine kabul ettirdi.
14. adına hikaye armağanı verilen, yazmasam deli olacaktım sözüyle yazarlığın en güzel tarifini yapan şair,yazar.

15. muhteşem bir yazar burgaz adası müdavimlerinden.. okumaktan bıkmadığım kitapların sahibi aramızdan göçüp gitmiş kendi cennetinde huzur içinde uyuyan güzel insan.
16. ben bayrakları değil insanları seviyorum demiştir..
17. adapazarı' nda doğup bir süre burada yaşadıktan sonra burgazada' da çalışmalarına devam eden doğa aşığı yazar.
18. "dünyayı güzellik kurtaracak. bir insanı sevmekle başlayacak her şey."
19. en güzel öykülerinden birisi için:

(bkz: bilmem neden böyle yapiyorum)
20. öykülerinde evet hiç okumayanların da bildiği kadarıyla insani durumların bazı kesitlerini kağıda döker gerek geniş bir zamana gerekse de dar bir zamana yayaraktan...
bir de öykülerinin zeminini oluşturan yapının altındaki kılcal damarlar görülmesi gerekenlerdendir; örneğin ''hışt hışt'' öyküsündeki 'çağrılmayan yakup'u, ''mahalle kahvesi''deki sakinlerin çok küçük bir soruyla nasıl da bir saatli bomba sessizliğine dönüşmelerini... ve daha bir çok şeyi.
kalabalıkların o babadan kalma trajedisini sıradan insandan yola çıkarak, onun ruhunun dehlizlerine girerek, göz kapaklarımızın içine bir dağ gibi yerleştirir. o(,) trajedinin çekirdeğini, minesini ortaya çıkarır.
21. cocukken babasiyanik espirilerine maruz kalmis nadide yazarlarimizdan.
22. galata köprüsü üzerinde içen daha sonrada köprünün bir yakasındakii aydınlatma direğini karşısına alıp sohbete başlayan bir uç kişilik. sabaha kadar sohbet ettiği ve direğe sarılıp ağladığı bilinmektedir. bir gün belediyenin çalışmaları sırasında o direk kaldırılmış, gecesinde de sait faik'in dramı, tüm hisli insanların içine işlemiştir.
23. kumpanya adlı uzun öyküsünün bir yerinde der:

" - üsküdar, istanbul'dan diyarbakır kadar uzaktır.

(...)

- işte yedi incirler. işte akzadeler, işte borazancıbaşı, işte salihpaşa çeşmesi, işte dört yetimler, sancak sokağı, deli mehmet çıkmazı. hasan almaz, kirazlı çeşme, iki ahmetler, baba cafer, belalı dede...
- ne söylenip duruyorsun, halit?
- ben çocukken bu sokakların isimleri böyleydi.
- şimdi değişti mi?
- bilmem.
- baksana tabelalara...
- bakamam. korkarım, değiştirdiler diye.
- tuhaf! insan şu isimlerin hepsinin tarihini çabucak, kendine göre yazıveriyor.
- hem de herkes başka bir masal. "


bu öyküyle aynı adlı kitabın arka kapağında, mehmet kaplan'ın, sait faik'i orhan veli'yle bitiştirdiği (zira, hiç ilginç değil bu da.) bir değerlendirme yer alıyor. üstünde de haldun taner'in bir değerlendirmesi. "harita üzerinde bir nokta" adlı sait faik öyküsünü, okuyanlar hatırlar. öykü, yoğun otobiyografik öğeler taşır ve sait faik'in ikinci dönemi diye nitelendirilebilecek hastalık sonrası yazıya dönüşünün öyküsüdür aslında. şimdi düşünüyorum, o öyküyü yazan sait faik, yky'den çıkan kitabının arkasında mehmet kaplan hoca'nın (!) bir değerlendirmesinin ona refakat etmesinden hiç hoşlanmazdı. mehmet kaplan'ın edebiyat tarihçiliği yaparkenki tutumuyla (gerçek hayattaki ideolojik yönsemesini ve kişiliğini katmıyorum.) sait faik'in öykücülüğü arasında dağlar kadar fark vardır. kaplan, o öyküde, yerinden kalkmayan ve balıkçılara yardımcı olan o adama yapılan haksızlık karşısında zinhar ses yükseltmeyecek tavırda bir edebiyat tarihçisidir. buradan, adada yaşamış olan başka bir edebiyat eleştirmeni/tarihçisi ataç'a da sıçramak mümkün elbette, o da başka bir yazıya artık deyip, bu bahsi kapatalım..
Alakalı olabilir!
- sait faik in elleri
- sait faik
- sait karrazi
- sait halman
- sait akpinar

nedir.Net