taraf »
1. İbda-c nin yanın organı olan dergi.
2. (bkz: taraf tutmak)
3. bir taraf olan bertaraf olur.
4. ahmet altan ve ekibinin yarından itibaren çıkaracağı gazete.
5. (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)
6. ikinci cumhuriyetçi liberallerin asker-sivil bürokrat sınıfa karşı en somut silahı, günlük 1 ytlye taze gazete.
7. (bkz: taraf gazetesi)
8. kurucusu ve genel yayin yonetmeni ahmet altan olan gazete.
9. fiyat indirimine gitmezse ömrünün cok uzun olamayacagini tahmin edebilecegimiz gazete.
10. spor sayfaları hariç kalite yönünden afedersin sister jasmin ama bir boka benzemeyen, piyasadaki vasatlığı değerlendirip kalitesi ile çıkış yakalayabilecekken bunu fiyatıyla yakalamaya çalışan, türk tüketicisinin pahalıysa iyidir refleksine oynayıp neyin tarafı olduğunu iyice gösteren, give my money back jasmin dedirten, *ikinci cumhuriyetçi gazetesi. ayrıca benim bu sözlğk sayfalarımdaki eleştrimi dikkate alıp* bir şeyler yazmaya başlarlar ise birkaç sefer kapatılacaklarından kendilerine bir isim silsilesi önermek istiyorum.
araf, sonraki kapanmaya raf, en sonuncuya da af şeklinde olursa manidar olur.
11. "düşünmek taraf olmaktır" sloganıyla çıkan gazete.
12. orduyu eleştirirken cesur, hükümete gelince kibar gazete. ahmet altan'dan çıksa çıksa böyle bir gazete çıkabilirdi en fazla.
13. "düşünmek taraf olmaktır" sloganı bana ibda c'nin "taraf olmayan bertaraf olur" sloganını hatırlattı.



14. tutulan şey.yön.
15. beşiktaş alkım'ın önünde beleşe dağıtılmaktadır.
16. taraf gazetesi, 22 aralık cumartesi
biz artık o ulus değiliz-ahmet altan

birinci dünya savaşı'nın sonunda biz koca bir imparatorluğu kaybettik.

elimizde, urfa, antep civarında fransızların, istanbul'da ingilizlerin, ege bölgesinde de yunanlıların bulunduğu bir anadolu kaldı. istiklal savaşı'nda bu güçleri püskürtüp anadolu'yu bir bütün olarak geri aldık. anadolu'yu almak çok önemliydi elbette ama önemli ölçüde toprak kaybettiğimiz de bir gerçekti.

bugünkü durumla kıyaslayarak anlatırsak sanırım durum daha berrak anlaşılır.

bir savaşta bütün türkiye'yi kaybettikten sonra marmara bölgesi'nin bazı kısımlarında bulunan düşmanı püskürterek marmara'yı kurtardığımızı düşünün. marmara'yı kurtarmak hiçbir şeyi kurtarmamaktan daha iyidir elbette. ama bu, bütün türkiye'yi kaybettiğiniz gerçeğini değiştirmez. koskoca osmanlı'yı kaybedip anadolu’yu kurtarmak da, türkiye'yi, kaybedip marmara'yı kurtarmak gibiydi.

mustafa kemal yönetimi, halkın moralini ayakta tutabilmek için iki şeyi birden yapmak zorundaydı. birincisi, kaybettiklerimizi unutturup, kazandıklarımızı abartmak... ikincisi, bizi yenip neredeyse bütün topraklarımızı alan "düşmanları" aslında bizim yendiğimize ve herkesin bize "düşman" olduğu bir dönemde bu "başarıyı" elde ettiğimize insanları inandırmak.

bunu yaptılar.

ama bu o kadar kolay yapılabilecek bir şey değildi. halkın bütün hafızasını boşaltıp o hafızayı yeniden oluşturmak gerekiyordu. bunun için de "eğitimi" kullandılar. tarih kitapları, bu amaca uygun biçimde yazıldı. kahramanlığımız, cesaretimiz, zaferimiz vurgulandı, "düşmanlar"ın kötülüğünün altı fazla abartılı çizildi. neticede, yeryüzünün "en kahraman ırkı" olduğuna inanan ve neredeyse bütün dünyayı, özellikle de rumlarla ermenileri kendisine düşman gören kuşaklar yetiştirildi. bu, öylesine koyu ve kaba bir şekilde yapıldı, çocukların beyni öylesine yıkandı ki, bu ülkenin "hukukçu" bir cumhurbaşkanı, "gayrimüslim vatandaşlarımıza" açıkça "yabancı" diyen yasalar imzaladı.

yıllar boyu süren bu "propagandist" tarih eğitimi sonucunda türk ve müslüman olmayan herkesi düşman sanan insan kalabalıkları türedi ülkede. Şimdi bunlar rahatça kışkırtılabiliyorlar ve gidip gidip "yabancıları" öldürüyorlar.

cumhuriyetin ilk yıllarında böyle bir eğitim belki anlaşılabilir bir şeydi. yenilginin kalıntıları temizlenmeye çalışılıyor, güvenini kaybeden bir topluma güven verilmeye uğraşılıyordu. ama artık çok zaman geçti. dünya değişti, biz değiştik. arada bir dünya savaşı daha yaşandı.

o savaşta dövüşenler bile birbiriyle barıştı, birbirlerinden kuşkulanmaktan vazgeçti, sınırlarını birbirine açtı. biz hâlâ ilk savaşın etkisi altındayız. hala bütün dünyaya, hatta kendi vatandaşlarımıza şüpheyle bakıyoruz. bu, bizi "hastalıklı" bir toplum yapıyor.

herkesin bize düşman olduğuna inanmak, hep yenilmekten, hep parçalanmaktan, hep toprak kaybetmekten korkmak, rahatça çözebileceğimiz sorunlar karşısında bile bize soğukkanlılığımızı kaybettiriyor, sağlıklı kararlar vermemizi zorlaştırıyor. gençlerimizin dengesini bozuyor. mahalleler dolusu "katil adaylarımız" oluyor. "yabancılara" rahatça saldırıyorlar. bunu değiştirmenin zamanı geldi sanırım.

tarihi, propaganda amacıyla kullanmak yerine, gerçekleri anlamamıza yardım eden bir bilime dönüştürmeliyiz yeniden. Çocukları bu korkunç "beyin yıkama" ve "düşmanlaştırma" seanslarından kurtarmalıyız. düşünsenize, bugünkü eğitimden geçmiş olan "hukukçular" bile devleti adaletten daha önemli zannediyorlar.

en parlak kadrolarımızın çoğunluğu ya başka bir ülkede ya da "yabancı dilde eğitim yapan" bir okulda okumuş oluyorlar. tabulardan kurtulabilmek, daha esnek ve yaratıcı olabilmek, daha derinliğine düşünebilmek için mutlaka "yabancıların" bir yerinden değdiği eğitimlerden geçmemiz gerekiyor. sadece bu gerçek bile, durumu bir daha değerlendirmemiz için yeterli değil mi?

ben, son zamanlarda pıtrak gibi çoğalan "katil genç" tipini yeniden normale çevirebilmenin en önemli yollarından birinin eğitimdeki tuhaflığı düzeltmek olduğuna inanıyorum doğrusu. bugünkü tarih eğitimi "katil ve manyak" yetiştirmeye çok müsait çünkü. bütün dünyanın “kendisine düşman olduğuna” inanan birinden sağlıklı bir insan çıkartamazsınız öyle kolayca. savaş şartlarında düzenlenmiş bir eğitimle yoluna devam eden bir ulus kendini hep savaşta zanneder. birinin, bu çocuklara "savaş bitti" demesi gerekiyor. yoksa, savaşın bittiğini bilmediği için ormanlarda saklanmayı sürdüren japon askerleri gibi olacağız. ormandan çıktığımızda da gördüğümüz ilk "yabancıyı" öldüreceğiz.
17. gerizekalı ahmet altan'ın içirzeka parıltısı taşımayan yazılarının çıktığı gazetedir. zatı gerzekleri her halde anadolunun tük yurdu ama osmanlı'nın imparatorluk olduğunun farkında değil. o yüzden anadolu dıındaki toprakların kaybedilmesi anadolunun kaybedilmesi ile çok farklı anlamlar taşıyor.
ahmet altan malının yaptığı, yapmaya çalıştığı, nihayetinde yapamadığı şey ise sanki imparatorluğun kaybettiği toprakları atatürk kaybetmiş gibi göstermek istemek. balık beyinli ahmet altan'a hatırlatayım milli mücadele başladığında ilan edilen misk-ı milli sınırlarının batum ve musul hariç hepsine kavuştuk.

18. radikal de pazartesi sohbetleri yapan neşe düzel i bünyesine almış , " 1 ytl ye gazete nasıl olur " diye düşünüdüren , arkalarında nasıl bir güç olduğuna dair merak uyandıran , pek de bir numarası olmayan gazete. hakikaten soros falan mı destekliyor bunları ; alkım kitabevi vs bir yere kadar ama değil mi ? *
19. 1 liraya ( dvd 1 lira gazete hediyesi! yada tersi...) verdiği dvdler bilumum dükkanlarda 9.90 ila 17 küsur arasında değişen fiyatlara satılan gazete.
20. bugün "127 insan öldürildü" manşetini atan gazete

(bkz: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=130006)
21. bülent ersoy'un sınır ötesi operasyon için yaptığı konuşmadan sonra 'doğurmadan cesaret ana' manşetini atarak ölümlere karşı olduğunu bir kez daha gösteren gazete.
22. fiyati ile birlikte tiraji da düsen gazete. bir tuhaflik var bu iste.
23. ne zamandir var bilmiyorum ama bugün güzel bir tesadüfle artik netten okunabildigini ögrendim:

http://www.taraf.com.tr/
24. liberallerden beklenmeyecek ölcüde cesur bir gazeteymis. bak sen. kimin haddine düsmüs liberallerin cesaretininin genelde ne seviyede dolastigini tanimla hakki; sirf samimiyeti var diye ve karisinin pastalarini, sarmalarini yiyor diye kadin bir gazeteciye kadin oldugu icin mütemadiyen hakaret eden hakki devrim'i savunabilen, abdullah gül'ün davetine hoplaya ziplaya giden, tayyip erdogan'a ettigi hakaretlerden sonra hakkinda dava acilinca "olur mu tayyip sen siir okudun diye sana siyaset yasagi getirdiklerinde yazi günüm olmadigi halde geldim seni bu sayfada savundum, yapilir mi simdi bu bana" diye mizmizlanip ifade özgürlügünün kisitlandigini iddia eden perihan magden'i muhalif olarak niteyen birisi mi? güldürmeyin beni...
25. murat belge ve gökhan özgün' ü kadrosuna eklemiş gazete. 1 haziran' dan itibaren düzenli olarak yazıları yayımlanacakmış.
»
Alakalı olabilir!
- tara
- tarafli
- taraz
- taras
- tarak

nedir.Net