yazgi
1. zeki demirkubuzun albert camusun yabancı adlı kitabından esinlenerek çektiği filmidir. serdar orçinve zeynep tokuş başrollerde oynamıştı.
2. bütün olmuş, olan ve olacakları çok önceden değişmeyecek bir şekilde düzenlediği kabul edilen doğa üstü güç. alın yazısı. kader.
3. biri elinde sözlükle yaşıyorsa bu onun yazgısıdır:)
4. (bkz: kader)
5. eski yunanca'da "anarkh" diye geçen sözcük
6. (bkz: murathan mungan)
7. victor hugo'nun notre dame de paris eserini adadığı şanslı sözcük
8. guzel bir isimdir ayrica... *
9. igrenç bir paradoksa meydan veren olgu. olacakları degiştirememek yatar altında. şöyle ki önceden yapacagınız en ufak bir hareket zaten yolun taşlarını oluşturur**
10. tüm film boyunca olaylara tepkisiz kalan bir adamın hayatının bir kısmı anlatılıyor..
en güzel yeri, yıllar sonra geldiği evinde karısının "bişey istermisin" sorusuna "sütlü kahve" demesi ve kumandayı eline alması olarak düşünüyorum ben..
11. bir kitap yazıldıktan sonra imla kurallarını düzeltmek, dilini sadeleştirmek ve basıma hazır bir hale getirmeden önceki işlemlerden biri..
(bkz: dizgi)
12. mukadderat. ayrıca yaygı anlamında da kullanılır.
13. hiç bir türk filminden beklenmeyecek şekilde nihilizm konusunu işleyen sonlarına doğru uzun diyalogları olan bir film. enteresan bir film arıyorsanız mutlaka izlenebilir
14. zeki demirkubuz'un yabancı ( albert camus ) uyarlaması,serdar orcin ve zeynep tokus 'un(ki bolye bir projede olmasına sasırmıstım) güzel iş çıkardıgnı düşündügüm,romandaki raymond'u oynayan adamın da(malesef gerçek ismini ve filmdeki karakterin ismini hatırlamıyorum) çok iyi oldugunu düşündügüm,izlenmesi gereken film.birol ünel, serdar orcin 'in yerinde olmalıydı diye düşünüyorum..*
15. teoman şarkısıdır:

sil severek gözleri
dilsiz ellerinle sarmala sar beni
korkusuz isteğin bağırsın
Ölmemiş sevgiler arasına koy beni

aslında yok çaresi bilirim
canlar verir soğuk nefesim
aslında yok çaresi sevginin
kabaran serin teninin

yollara yıllara yazgımı yazdım yanında

hep uzaksa herbiri
kavrayıp bıraktıysan hep beni
görünmem duvarlar inince
yine de sen hep dokun gör beni
16. kitap* fazla bir ekleme, çıkartma olmadan tam olarak filme aktarılmış. filmin en güzel yanlarından birisi de argonun sansürsüz kullanımı olsa gerek. ayrıca mersault'un musa olarak çevrilmesi de hoş olmuş..
17. zeki demirkubuzun karanlık üstüne öyküler üçlemesinin ikincisidir yazgı.
insanoğlunun varoluşsal yalnızlığı onun kaçınılmaz yazgısıdır. filmin musa karakteri tam anlamıyla heideggerci böyle bir "dünyaya atılmışlık" üzerine kurulmuştur. musa modern bir portredir ve camus ünün meursault karakteriolduğu gibi aynı zamanda bir kafka, bir musiil bir beckett karakteridir de... burada özellikle değinmek istediğim şey bu karaterin mutlak modern olması gerektiğidir.
şimdi filme dönecek olursam, "yabancı" gibi modern bir yapıtın türkiye gibi doğu-batı, gelenekçi yapı ile modernizm arasına sıkışmış melez bir ırk üzerine uyarlanılması daha baştan büyük handikapları olan bir girişimdi. demirkubuzun ilkin fransadan gelen bir teklif ile orada bir yapımcı adına çekmeye çalışmasından sonra hangi akıl karı ile türkiye de çekmek istemesine de anlam vermiş değilim.
uyarlama filmlerin çoğu gücünü önceki yapıtından alır; hele bir de yönetmen onu iyi bir şekilde yorumlamamışsa da..
bu film yabancı kitabının kaynaklık ettiği fransa da yapılmış olsaydı ve fransız insanına uyarlanmış olsaydı mühtemelen türkiye insanına uyarlanılandan daha kusursuz olurdu.
şimdi yazgı filmindeki asıl sorun kanımca kitabın da filmin de merkezinde olan ana karakterin yeteri kadar türkiye insanına aitleştirilememesidir. "musa" bizden biri değildir; sokağa çıktığımda böyle bir karaktere rastlayamıyoruz. evet nihilizmi kendine yaşam felsefesi haline getiren bir sürü insan var amenna, ki camus nun bahsettiği nihilizm bir çıkmazdır eninde sonunda insan bir şeye anlam verecektir; "yazgı" buna değinmiştir. musa karakteri hem bir gümrük şirketinde orta dereceden bir memur olacak hem annesi gelenekçi bir eylemle her sabah ona kahvaltı hazırlayacak vs... dolayısıyla musa ne tam meursault o olabiliyor ne de musa kalbiliyor; olsa olsa ikisi arasında bir yerde duruyor. örneğin engin günaydın ın oynadığı komşu karakteri musa dan çok daha türkiyeye ait bir karakterdir. ikisini yan yan geldiği sahneler bu fark hemen göze çarpıyor:
"musa" "yabancı"dır..
18. başroldaki erkek karakterin sık sık farketmez kelimesini kullandıgı harika bir filmdir.

k- benimle evlenirmisin ?
e- farketmez

19. aynı adam bir yerde de şöyle kullanmış kelimeyi:

"varsa eğer yazgımızın beş duyusu
yazgı dediğimiz şeyin deveran ediyorsa kanı
söyle ona vazgeçsin beni üstümden esip yönetmekten"

sonra bir yerde şöyle:

"yusuf yokmuş, cinler
kaçırmış, yazgı
saklamış onu."
20. * *
"yazık.
yazık ki yazgımın boyası koyu"
Alakalı olabilir!
- yazgim
- yazgelsedegitsek
- yazgulu aldogan

nedir.Net