Öjeni Kavramının Kökeni ve Tanımı
Öjeni, Yunanca “iyi soy” veya “iyi doğan” anlamına gelen kelimelerden türetilmiştir. Bu terim, 1883 yılında İngiliz doğa bilimci Sir Francis Galton tarafından literatüre kazandırılmıştır. Temel olarak, insan ırkının kalıtsal özelliklerini seçici üreme yoluyla iyileştirmeyi amaçlayan bir düşünce ve toplumsal felsefedir.
Pozitif ve Negatif Öjeni
Öjeni kavramı, iki ana kapsamda incelenir: pozitif ve negatif öjeni.
- Pozitif Öjeni: Toplum için “yararlı” veya “üstün” kabul edilen bireylerin çoğalmasının teşvik edilmesini içerir. Bu, sağlıklı bireylerin üremesini desteklemeyi ve genetik olarak “sağlıklı” ailelerin sürdürülmesine yönelik politikaları kapsayabilir.
- Negatif Öjeni: Toplum için “zararlı” veya “istenmeyen” görülen özelliklere sahip bireylerin üremesinin kısıtlanmasını veya engellenmesini amaçlar. Bu, engelliler, hastalar veya suçlular gibi grupların kısırlaştırılması veya toplumdan tecrit edilmesi gibi insanlık dışı uygulamalara yol açmıştır.
Tarihsel Gelişimi ve Uygulamaları
Öjeninin kökenleri Antik Yunan'a kadar uzanır; Platon gibi filozoflar sağlıklı bir toplum için seçici üremeyi tartışmış, Sparta gibi şehir devletlerinde ise zayıf veya hasta yenidoğanların terk edilmesi gibi ilkel öjeni pratikleri görülmüştür. Modern öjeni hareketi, 19. yüzyılın sonlarında Charles Darwin'in evrim teorisinin yanlış yorumlanmasıyla ivme kazanmıştır.
20. yüzyılın başlarında, öjenik teoriler birçok sanayileşmiş ülkede yaygın destek bulmuş ve yasal programlar çerçevesinde uygulanmıştır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç gibi ülkelerde zorla kısırlaştırma uygulamaları görülmüştür.
Nazi Almanyası ve Öjeninin En Karanlık Yüzü
Öjeninin en radikal ve trajik uygulamaları Nazi Almanyası'nda yaşanmıştır. Burada “ırksal hijyen” (Rassenhygiene) olarak adlandırılan öjeni, üstün bir Alman ırkı yaratma ideolojisinin temelini oluşturmuştur. Naziler, zihinsel ve fiziksel engelliler, kalıtsal hastalığı olanlar ve diğer “istenmeyen” grupları hedef alarak zorla kısırlaştırma ve T4 Ötanazi Programı kapsamında yaklaşık 250.000 kişinin öldürülmesi gibi vahşetlere imza atmıştır. Bu dönemde çıkarılan yasalarla “hasta, değersiz ya da tehlikeli genetik özelliklere” sahip kişilerin “sağlıklı” Alman “Aryanlarla” evlenmesi yasaklanmıştır.
Etik Tartışmalar ve Günümüzdeki Yansımaları
II. Dünya Savaşı'ndan sonra öjeni hareketi büyük ölçüde gücünü kaybetmiş olsa da, genetik mühendislik ve biyoteknolojideki gelişmelerle birlikte insan ıslahı fikri günümüzde hala etik tartışmalara konu olmaktadır. CRISPR gibi teknolojiler kalıtsal hastalıkları ortadan kaldırma potansiyeli sunarken, bu tür teknolojilerin genetik seçilim amacıyla kötüye kullanılabileceği endişeleri devam etmektedir. Öjeni, bilimin etik ve merhametle dengelenmesi gerektiğini hatırlatan karanlık bir miras olarak insanlık tarihinde yerini almıştır.