Turancılık: Kökenleri ve Tanımı
Turancılık, tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini savunan siyasi bir görüştür. Bu kavimler arasında Finler, Macarlar, Moğollar ve Türkler gibi çeşitli halklar yer almaktadır. Kavram olarak, uzak anayurt ideali anlamında ilk kez 19. yüzyılın ilk yarısında Macaristan'da ortaya çıkmıştır. Macarların kendi kökenlerini arayışları ve Pan-Cermenizm ile Pan-Slavizm gibi akımlara karşı bir tepki olarak gelişen bu düşünce, Fin dilbilimci Matthias Alexander Castrén'in Ural-Altay halklarının etnik birliğine olan inancına dayanmaktadır.
“Turan” kelimesi Farsça kökenli olup, başlangıçta İranlıların İran'ın kuzeydoğusundaki bölgelere verdikleri bir isimdi. Daha sonra Türklerin Orta Asya'daki en eski yurtlarını ifade etmek için kullanılmıştır. Bu terim, 18. yüzyıldan itibaren bilimsel literatürde Orta Asya'yı belirtmek amacıyla yaygınlaşmıştır.
Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Turancılık
Turancılık fikri, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda, özellikle 1789 Fransız İhtilali'nin ardından yayılan milliyetçilik akımlarının etkisiyle önem kazanmıştır. İmparatorluğun yaşadığı toprak ve güç kayıpları karşısında, devleti kurtarma ve güçlü bir birliktelik oluşturma arayışları bu ideolojinin benimsenmesinde etkili olmuştur.
Osmanlı'da Turancılık akımının öncüleri arasında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin ve Halide Edip Adıvar gibi önemli aydınlar yer almıştır. Ziya Gökalp, Turancılığı Türkçülüğe endeksleyerek, diğer Turan halklarının kültürel farklılıkları nedeniyle Turancılığın sadece Türk halkları için geçerli olduğunu savunmuştur. Türk Derneği (1908), Türk Yurdu Cemiyeti (1911) ve Türk Ocağı (1912) gibi kuruluşlar, Turancı düşüncenin yayılmasında önemli rol oynamıştır.
I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki yönetimi içinde Turancı görüşler egemen olmuş, Enver Paşa gibi isimler bu fikri canlandırmaya çalışmıştır. Ancak savaşın sonuçları ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte, siyasi Turancılık hedefleri bakımından hayal sahasına itilmiş, odak noktası Misak-ı Milli sınırları içindeki “vatan” kavramına kaymıştır. Buna rağmen, Turancılık fikri tamamen ortadan kalkmamış, Cumhuriyet döneminde de özellikle 1930'larda Hüseyin Nihal Atsız gibi isimlerle yeniden gündeme gelmiştir.
Günümüzde Turancılık Anlayışı
Günümüzde Turancılık, genellikle tüm Türk topluluklarının siyasi birleşmesinden ziyade, Türk devletleri ve toplulukları arasında kültürel, ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda iş birliği ve dayanışmayı hedefleyen bir düşünce sistemi olarak yorumlanmaktadır. Bu anlayış, Türk dünyasının ortak tarihini, kültürünü ve değerlerini vurgulayarak, Türk milletinin refahını, bağımsızlığını ve milli kimliğinin korunmasını amaçlar. Turancılık, sömürgeci bir zihniyetten ziyade, insanlık değerlerini öncelikli tutan milli bir düşünce olarak tanımlanmaktadır.